Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Dün — 24 Şubat 2024Milli Gazete

Sağlık ocağı çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor?

24 Şubat 2024 at 15:36
Sağlık ocakları, vatandaşların aile hekimlerinden sağlık hizmeti alabildikleri kurumlardır. Bu kurumların ne zaman açıldığı, ne zaman kapandığı ve hangi durumlarda hizmet vermediği, sağlık ocaklarına gitmek isteyenler için önemli bir konudur. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı talimatlar belirleyicidir. Bu yazıda, sağlık ocağı kaçta açılıyor, kaçta kapanıyor, öğle arası var mı, hafta sonu ve resmi tatillerde açık mı gibi soruların cevaplarını bulabilirsiniz. İşte detaylar… SAĞLIK OCAĞI ÇALIŞMA SAATLERİ NASIL BELİRLENİR?Sağlık ocaklarının çalışma saatleri, Sağlık Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı talimatlar doğrultusunda belirlenir. Bu talimatlar, sağlık ocaklarının bulundukları bölgeye, nüfusa, sağlık personelinin sayısına ve ihtiyaca göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle, sağlık ocağı çalışma saatleri 2024 için bakanlığın güncel verilerini takip etmeniz gerekebilir. Ancak genel olarak, sağlık ocaklarının çalışma saatleri, rutin mesai saatleri ile uyumludur. Yani, sağlık ocakları hafta içi her gün sabah 08:00’de açılır ve akşam 17:00’de kapanır. SAĞLIK OCAKLARINDA ÖĞLE ARASI VAR MI?Sağlık ocaklarında, aile hekimleri ve diğer sağlık personeli için öğle arası vardır. Öğle arası süresi, 1 saattir. Öğle arası saatleri, genellikle 12:30-13:30 arasındadır. Ancak, bazı illerde 12:00-13:00 arasında da olabilir. Öğle arası saatlerinde, sağlık ocağına gelen hastalar, nöbetçi doktor veya hemşire tarafından muayene edilebilirler. Ancak, öğle arası saatlerinde sağlık ocağına gitmek istemiyorsanız, randevu saatlerinizi buna göre ayarlayabilirsiniz. SAĞLIK OCAĞI HAFTA SONU VE RESMİ TATİLLERDE AÇIK MI?Sağlık ocakları, sadece hafta içi hizmet veren kurumlardır. Bu nedenle, hafta sonu ve resmi tatillerde sağlık ocakları kapalıdır. Bu günlerde sağlık sorunu yaşayan vatandaşlar, il veya ilçe merkezlerindeki hastanelerin acil servislerine başvurabilirler. Acil servisler, 24 saat boyunca hizmet vermektedir. Ancak, acil servislere gitmeden önce, sağlık sorununuzun gerçekten acil olup olmadığını değerlendirmeniz gerekir. Acil olmayan durumlarda, sağlık ocaklarının açık olduğu günlerde aile hekiminize başvurmanız daha uygun olacaktır. AİLE HEKİMİ ÇALIŞMA SAATLERİ NEDİR?Sağlık ocaklarında, her vatandaşın bir aile hekimi vardır. Aile hekimleri, vatandaşların sağlık durumlarını takip eden, koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri sunan sağlık personelleridir. Aile hekimleri, genellikle sağlık ocaklarının çalışma saatleri ile uyumlu çalışırlar. Ancak, bazı durumlarda, aile hekiminizin çalışma saatleri esnek olabilir. Örneğin, aile hekiminiz taşra görevine çıkmış olabilir veya izinli olabilir. Bu durumlarda, aile hekiminizin yerine başka bir hekim görev yapar. Bu nedenle, sağlık ocağına gitmeden önce, aile hekiminizin çalışıp çalışmadığını öğrenmeniz gerekir. AİLE HEKİMİNDEN RANDEVU NASIL ALINIR?Sağlık ocaklarında muayene olmak için, öncelikle aile hekiminizden randevu almanız gerekir. Randevu almak için, Sağlık Bakanlığı’nın Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) adlı uygulamasını kullanabilirsiniz. MHRS, internet üzerinden veya telefonla randevu almanızı sağlayan bir sistemdir. MHRS’ye giriş yapmak için, e-devlet şifrenizi veya mobil imzanızı kullanabilirsiniz. MHRS üzerinden, aile hekiminizi seçerek, uygun olan tarih ve saatleri görebilir ve randevunuzu alabilirsiniz. ADRES DEĞİŞİKLİĞİ DURUMUNDA NE YAPMALIYIM?Adres değişikliği durumunda, yeni adresinizin bağlı olduğu sağlık ocağına kaydolmanız gerekir. Böylece, yeni adresinizdeki aile hekiminizden hizmet alabilirsiniz. Adres değişikliği işlemini, e-devlet sistemi üzerinden yapabilirsiniz. E-devlet sisteminde, “Sağlık” bölümünden “Aile Hekimi Sorgulama ve Değiştirme” seçeneğine tıklayarak, yeni adresinize uygun olan aile hekimlerini görebilir ve istediğiniz birini seçebilirsiniz. Alternatif olarak, yeni adresinizdeki sağlık ocağına giderek, aile hekimi değişikliği talebinde bulunabilirsiniz.

Bunu sakın yapmayın! Canan Karatay tehlikeye dikkat çekti: "Artık bir pandemi gibi!"

24 Şubat 2024 at 13:28
Prof. Dr. Canan Karatay son uyarısıyla dikkatleri üzerine çekti. Karatay çok sayıda kişinin yorgunluk sorunu çektiğini söyleyerek "Bu rahatsızlık ülkemizde o derece yaygınlaştı ki, artık bir pandemi gibi." şeklinde konuştu.  'KANSIZLIĞIN BELİRTİSİ AŞIRI UYKU İHTİYACIDIR'"Virüs kaynaklı pandemiler büyük yankı uyandırdı ancak kansızlık pandemisi yeterince dile getirilmiyor. Ülkemizde özellikle üreme çağındaki kadınlar, menstrüasyon dönemlerinin başlaması, emzirme dönemleri ve herhangi bir cerrahi müdahaleden sonra kansızlık yaşanabiliyor. Beslenme alışkanlıkları da bu duruma yol açabiliyor. Bunların başında gluten geliyor." diyen Prof. Dr. Canan Karatay, "Eğer sürekli demir eksikliği yaşıyorsanız ve sürekli kansızlık çekiyorsanız, gluten intoleransınız olabilir. Yani, ne kadar sağlıklı beslenseniz de bağırsaklarınızdan yeterince emilim sağlanamıyor. Kazalar, hastane yatışları ve özellikle ameliyatlar sonrasında ciddi kansızlık ve yorgunluk durumlarıyla karşılaşıyoruz. Kansızlığın en belirgin işareti yorgunluk, aşırı uyku ihtiyacıdır." görüşünü savundu. 'YAŞLILARDA KANSIZLIĞA YOL AÇIYOR' "Sürekli uyuma isteği ve yorgunluk ortaya çıkar. Ayrıca, sık sık hastalıklar da görülür çünkü bağışıklık sistemini olumsuz etkiler. Türkiye'de kansızlığın yaygın olmasının arkasındaki ana sebeplerden biri bu." diyen Karatay yemekten sonra çay tüketilmemesi gerektiğini söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı:  "Bağırsak fonksiyonları, hormonlar ve enzimlerde düşüş görülüyor. Bu yaşlarda kemik iliğinde de azalmalar olması, yaşlılarda kansızlığa yol açabiliyor."

Dünden önceki günMilli Gazete

Çağın hastalığı: 'Serçe Parmak Sendromu'

23 Şubat 2024 at 14:42
Akıllı telefonların sağlığa zararları her geçen gün daha da net ortaya çıkıyor. Son olarak uzmanlar, "akıllı telefon parmağı" veya "yamuk serçe parmak" olarak adlandırılan yeni bir sendrom konusunda uyardı. Uzun süreli telefon kullanımı serçe parmaklarda çöküklük, şekil bozukluğu, ağrı ve şişlik gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu durumun geri dönüşü olmadığını belirten uzmanlar, akıllı telefon kullanımının duruş bozukluğu, postür bozukluğu, boyun düzleşmesi, uyku bozukluğu ve depresyon gibi birçok sağlık sorununa da neden olabileceğini vurguluyor. YAMUK SERÇE PARMAK SENDROMU NEDİR?Akıllı telefonları kullanırken serçe parmaklarımızı telefonun alt kısmına yaslarız. Bu süreklilik, serçe parmak kaslarının ve tendonlarının gerilmesine ve zamanla zayıflamasına neden olur. Zayıflayan kaslar, parmağı destekleyemez hale gelir ve parmak çökmeye başlar. YAMUKLUK DÜZELTİLEBİLİR Mİ?Yamukluk düzeltilebilir mi sorusunun cevabı, deformasyonun ne kadar ilerlediğine bağlı. Eğer parmakta fonksiyon kaybı ve ağrı oluşmuşsa, tedavi gerekiyor. Tedavinin ilk aşaması, deformasyona neden olan faktörü ortadan kaldırmak olarak hedefleniyor. Yani telefonu daha az kullanmak, daha küçük bir telefon kullanmak veya tuşlu telefon kullanmak gibi. AKILLI TELEFONLARIN EL VE PARMAKLARA ZARARLARIAkıllı telefon kullanımı sadece serçe parmağa değil, el ve parmaklara da zarar verebiliyor. Dirsekte (Kübital Tünel Sendromu) ve el bileğinde (Karpal Tünel Sendromu) sinir sıkışması, akıllı telefon kullanımının en yaygın zararlarından biri olarak kabul ediliyor. Akıllı telefon kullananların dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunuyor. Bu noktalar şu şekilde: Telefonu uzun süre aynı elle tutmaktan kaçının.Telefonu kullanırken parmaklarınızı fazla zorlamayın.Telefonu kulaklık kullanarak konuşun.Bilgisayar kullanırken ara ara mola verin.Özçekim yaparken kolu fazla uzatmayın.AKILLI TELEFON KULLANIMI KONUSUNDA UZMANLAR UYARIYORUzmanlar, akıllı telefonların sağlığımıza olan etkileri hakkında farkındalık artması gerektiğini vurguluyor. Özellikle gençlerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve telefon kullanımının sınırlandırılması gerekiyor. Teknolojinin gelişmesinin fayda sağladığını belirten uzmanlar eğer dikkat edilmezse bu faydanan daha çok zarara dönüşebileceğini vurguluyor.

Güneş ışığıyla depresyona karşı mücadele: Klinik Psikolog Selin Küçük'ten öneriler

23 Şubat 2024 at 12:42
Depresyon, günümüzün en yaygın ruhsal hastalıklarından biridir. Yorgunluk, umutsuzluk, motivasyon eksikliği gibi birçok belirtiyle kendini gösteren bu karmaşık hastalık, birçok insanın hayatını olumsuz etkilemektedir. Medicana Kadıköy Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Küçük, depresyonla mücadelede güneş ışığının önemli olduğunu ifade etti. Dışarıda vakit geçirmenin depresyonun etkilerini hafifletmeye yardımcı olabileceğini kaydeden Küçük, güneş ışığının depresyonun etkilerini hafifletmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi. DEPREYONUN BAZI BELİRTİLERİKış depresyonuna maruz kalan insanların aşırı yeme veya iştah kaybı gibi bazı olumsuz durumlarla karşılaşabileceğini belirten Küçük, "Daha fazla uyuma eğilimi, gündüzleri aşırı uyuma veya uykusuzluk gibi uyku düzeninde değişiklikler görülebilir. Yorgunluk ve halsizlik hissi, normalde zevk alınan aktivitelerden zevk alamama, sosyal geri çekilme gibi belirtiler görülebilir. Dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlükleri gibi bilişsel işlev bozuklukları ortaya çıkabilir. Mevsim değişikliklerine bağlı olarak vücut içindeki biyolojik saatlerin ve melatonin üretiminin etkilenmesiyle ilişkilidir. Ayrıca, güneş ışığına az maruz kalma, serotonin seviyelerinin düşmesine ve bu da depresyon belirtilerine neden olabilir." ifadelerini kullandı. DEPRESYONDAN KORUNMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLERKış depresyonundan korunmak için alınacak önlemleri ise Küçük, şu şekilde açıkladı: "Güneş ışığı, melatonin ve serotonin gibi hormonların düzenlenmesine yardımcı olduğundan bolca faydalanılabilir. Düzenli ve yeterli uyku almak, genel duygu durumunu olumlu yönde etkilediğinden dikkat edilmesi gerekir. Egzersiz, endorfin salgılanmasını teşvik eder ve genel duygusal iyilik hali üzerinde olumlu bir etki uyandırdığından kış aylarında kapalı ortamlarda yapılabilecek egzersizler tercih edilebilir. Sağlıklı beslenme, vücut fonksiyonlarını düzenleyebilir ve enerji seviyelerini artırabilir. Arkadaşlarla veya aileyle vakit geçirmek, sosyal bağlantıları güçlendirebilir ve duygusal destek sağlayabilir."KIŞ DEPRESYONU NEDİR?Medicana'dan yapılan açıklamaya göre, kış depresyonu, mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak da adlandırılan ve genellikle kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla birlikte ortaya çıkan bir ruhsal durumdur. Bu durum, sadece ruh halini değil, yeme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Kış depresyonu, özellikle kuzey enlemlerde yaşayan insanlarda daha yaygın görülürken, açıklamada görüşlerine yer verilen Selin Küçük, "kış depresyonunun, güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla ilişkili olduğunu ve genellikle daha az doğal ışığın olduğu kış aylarında meydana geldiğini" dile getirdi.

Bağırsak kanserinin diğer organlara yayılmasına yol açan protein tespit edildi

22 Şubat 2024 at 18:09
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Öğretim Üyesi Prof Dr. Uğur Coşkun, yurt dışında yapılan bir çalışma sonucunda meme ve bağırsak tümörlerinde kanserin yayılmasını hızlandıran "ZEB-1" adlı bir protein tespit edildiğini bildirdi. Prof. Dr. Uğur Coşkun, "Meme kanserine ilişkin yapılan çalışma sonucunda ise ZEB-1 proteinin meme kanseri tümörünün kemiğe daha sık metastaz yaptığı ortaya kondu" dedi. Tümör hücrelerindeki ZEB-1 proteininin meme kanseri hücrelerinin esnekliğini artırdığını ve oluşan proteinin kanserin yayılmasına dair olduğunun gösterildiğini belirten Coşkun, bu proteinin olmadığı kanser tümörlerinin kemiğe yayılma olasılığının daha düşük olduğunu belirtti. "Bu, tümörün kendi geliştirdiği bir protein"Yurt dışındaki başka bir çalışmada, bağırsak kanserinde de aynı proteinin tespit edildiğini aktaran Prof. Dr. Coşkun, "ZEB-1 proteini ortadan kaldırılırsa hastalığın tekrar etmesinin çok daha düşük oranda olacağı saptanmış durumda. Meme ve bağırsak kanseri ve diğer kanser türlerinde buna yönelik çalışmalar devam ediyor, ileride bunlarla ilgili geliştirilecek ilaçlar, bize yol gösterebilir" diye konuştu. Bağırsak kanserinde tespit edilen "ZEB-1" proteini kanser hücrelerinin diğer organlara yayılmasını kolaylaştırdığını belirten Coşkun, "Dolayısıyla bu protein varsa, onun olduğu kanser hücreleri daha hızlı şekilde yayılma gösterebiliyor. Bu, tümörün kendi geliştirdiği bir protein. Yapısı itibariyle eğer bu proteini geliştiriyorsa tümörün davranış özelliklerini de belirlemiş oluyor" dedi. "Yoğun bir şekilde bunlarla ilgili araştırmalar devam ediyor"Bağırsak kanserinde "ZEB-1" proteine ilişkin yapılan çalışmada, proteinin ortadan kaldırılması durumundaki gelişmelerin de incelendiğini söyleyen Coşkun, "Bu proteinin ortadan kalktığı durumda bağırsak kanserinin yayılması ve başka organlara sıçramasının engellendiği, hastaların yaşam sürelerinin daha iyi olduğu ortaya konuldu. Bununla ilgili çalışmalar yoğunlaşmış durumda. Bu proteinin aktivitesini ortadan kaldıracak ilaçlar geliştirilebilir" açıklaması yaptı. Yurt dışındaki çalışmalarda önce hücre kültürlerinin yapılacağını, ardından hayvan çalışmalarının gerçekleştirileceğini belirten Coşkun, "Daha sonra da insan çalışmalarına geçilecek. Bunun için biraz daha zaman var. ZEB-1 proteinin aktifliği ortadan kaldırılırsa, kanserin yayılması önlenirse hasta zaten tamamen iyileşmiş oluyor. Yoğun bir şekilde bunlarla ilgili araştırmalar devam ediyor" açıklamasına yer verdi.

Uzmanı uyardı! Makarna yiyerek de diyet yapılabilir

22 Şubat 2024 at 14:24
Doç. Dr. Müge Arslan, sağlıklı beslenme ve diyet konusunda uyarılarda bulundu. Üsküdar Üniversitesi'nin yaptığı açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Müge Arslan, rahatsız eden ve kurtulmaya çalışılan fazla kiloları almanın temelinde yetersiz ve dengesiz beslenme olduğunu belirtti. Ayrıca, hormonal değişiklikler ve zamanın ilerlemesiyle beraber metabolizma hızının yavaşlamasının da vücuda fazla kilo olarak geri döndüğünü söyledi. MAKARNA YEMEMEK DİYET DEĞİLDİRDiyet kavramıyla ilgili ezber bozucu ifadelerde bulunan Arslan, diyetin çok yanlış empoze edildiğine dikkati çekti. Yaşam tarzının dikkate alınmadığı diyet amacıyla hazırlanan beslenme listelerinin hedeflenen kilo verme işini aksattığını belirtti. Arslan, "Diyet denince insanlar yetersiz beslendiklerini, yalnızca tek bir besin grubuna yönelik ya da sadece protein ağırlıklı sebze, meyve ağırlıklı besleneceklerini, aç kalacaklarını düşünüyorlar. Beslenme süreci kişinin yaşam arkadaşıdır. Bu nedenden ötürü yaşam arkadaşınızla birlikte hareket edebilmek çok önemli. Uygulanan beslenme listelerinin yaşam tarzına paralel olarak hazırlanıp yürütülmesi gerekiyor." dedi. Arslan, en sevdiği yemek olan makarnayı yıllarca yiyen birisine "makarna yemeyeceksin" demenin faydasızlığına vurgu yapan Arslan, "Önemli olan makarnayı da yaşam tarzına adapte etmek, sağlığı bozmayacak pişirme yöntemlerine dönüştürmek, beslenme sürecine dahil etmek olmalıdır" diyerek ezberci diyet anlayışlarına karşı açıklamada bulundu. Kilo alma ya da verme sürecinde en az beslenme kadar egzersizinde önemli olduğunu vurgulayan Arslan, bununla alınan enerji ve harcanan enerjinin dengesiyle alakalı bir süreçten bahsettiklerini belirtti. Arslan, "Yaşın, ciddi bir önemi var. Zamanın ilerlemesiyle beraber her 10 yılda bir bazal metabolizma yavaşlıyor. Spesifik süreçler var menopoz süreci gibi. Özel dönemler var hamilelik süreci gibi, emzirme süreci gibi. Bazı hastalıkların araya girdiği süreçler var hipotiroidi gibi haşimato gibi. Endokrinolojik birtakım hastalıklar gibi. Bunların hepsi aslında kilo alma sürecini tetikliyor." dedi.

Gazze'de İsrail saldırılarıyla derinleşen su, gıda ve ilaç krizi

22 Şubat 2024 at 14:12
Refah'ta yaşanan bu acil durum, Filistinlilerin sağlık ve yaşam koşullarının ciddi bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Sığınmacıların sağlık hizmetlerine erişimlerinin sınırlı olması ve sağlık sistemlerinin çökmesi, bu zorlu durumu daha da kötüleştiriyor. Acilen uluslararası toplumun ve insani yardım kuruluşlarının müdahalesi gerekiyor. Hastaların hayatlarını kurtarmak için tıbbi malzeme ve ilaç temini sağlanmalı, sağlık hizmetlerinin yeniden düzenlenmesi ve iyileştirilmesi için gerekli destek sağlanmalıdır.

Kırmızı pancar tam bir şifa kaynağı! İşte kırmızı pancarın faydaları

21 Şubat 2024 at 22:19
Sağlıklı beslenmenin çok önemli olduğu günümüzde beslenme planına eklenmesi gereken bazı besinler bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili rol oynuyor. Tıpkı antioksidan açısından zengin kırmızı pancar gibi... İşte kırmızı pancarın faydaları... Antioksidan kaynağı; Kırmızı pancarAntioksidanlar açısından oldukça zengin olan kırmızı pancar mucize besinlerden biridir. Pancara kırmızı rengini veren betalain önemli bir antioksidandır. A, B6, B12, C, E ve K vitaminlerini içerir. Aynı zamanda fosfat ve potasyum gibi birçok minerali de bünyesinde barındıran pancar, kansere karşı koruyucu görevi görür. Pancar betalain adı verilen bitkisel besinler içerir. Bu madde aynı zamanda kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları da önleyebilmektedir.

Eczane çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor?

21 Şubat 2024 at 15:58
Özellikle hastanelerin kapalı olduğu zamanlarda ve acil durumlarda eczaneler çok önemlidir. Bu yüzden eczanelerin ne zaman açılıp kapandığını, hafta sonu ve resmi tatillerde çalışıp çalışmadığını merak eden çok sayıda vatandaş var. Bu yazıda sizler için eczanelerin çalışma saatlerini araştırdık ve derledim. Ayrıca eczanelerin sunduğu hizmetlerden ve nöbetçi eczane bulma yöntemlerinden de bahsedeceğiz. İşte tüm bilinmesi gereken detaylar. ECZANELER NE ZAMAN AÇILIYOR?Eczanelerin açılış saatleri illere göre değişiklik gösterebiliyor. Ancak genel olarak Türkiye’de eczaneler hafta içi sabah 09.00’da açılıyor ve akşam 19.00’a kadar kesintisiz olarak hizmet veriyorlar. Hafta sonu ise sadece Cumartesi günü eczaneler açık oluyor. Pazar günü ve resmi tatil günlerinde ise eczaneler kapalı oluyor. Bu durumda ilaç almak veya acil bir durumla karşılaşmak isteyenler nöbetçi eczanelere başvurmak zorunda kalıyorlar. ECZANELER HAFTA SONU ÇALIŞIR MI?Eczaneler, Cumartesi günü sabah 09.00’da açılır ve akşam 19.00’da kapanır. Bu saatler, kış ve yaz dönemi için aynıdır. Eczaneler, Pazar günü ve resmi tatil günlerinde kapalıdır. Bu günlerde nöbetçi eczaneler hizmet verir. Bunun yanında eczaneler, öğle arası vermez ve öğle saatlerinde de hizmete devam eder. Aile hekimi çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor? Devlet hastanesi çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor? NÖBETÇİ ECZANE NASIL BULUNUR?Nöbetçi eczaneler, eczanelerin kapalı olduğu zamanlarda halkın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için açık olan eczanelerdir. Nöbetçi eczaneler, bulunduğunuz ilin Eczacılar Odası tarafından belirlenir ve her gün değişir. Nöbetçi eczanelerin listesini öğrenmek için birkaç yöntem vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Eczacılar Odası’nın web sitesine girerek nöbetçi eczanelerin listesine ulaşabilirsiniz. Bu sitelerde eczanelerin adresleri, telefon numaraları ve harita üzerindeki konumları da bulunur. Örneğin, İstanbul Eczacı Odası’nın web sitesi burada, Ankara Eczacı Odası’nın web sitesi burada, İzmir Eczacı Odası’nın web sitesi burada yer alıyor.Eczanelerin önündeki tabelalara bakarak nöbetçi eczanelerin listesini görebilirsiniz. Bu tabelalarda nöbetçi eczanelerin isimleri, adresleri ve telefon numaraları yazılıdır. Ayrıca nöbetçi eczanelerin harita üzerindeki konumlarını gösteren QR kodlar da bulunabilir.Alo 118 veya Alo 182 numaralarını arayarak nöbetçi eczanelerin listesini öğrenebilirsiniz. Bu numaralar, Sağlık Bakanlığı’nın sağladığı ücretsiz hizmetlerdir. Bu numaraları aradığınızda, bulunduğunuz ilçe veya semte göre nöbetçi eczanelerin isimleri, adresleri ve telefon numaraları size söylenir.Bazı mobil uygulamalar veya web siteleri de nöbetçi eczanelerin listesini sunmaktadır. Bu uygulama veya siteler, konumunuzu belirleyerek size en yakın nöbetçi eczaneleri gösterir. Örneğin, Nöbetçi Eczane Bul, Nöbetçi Eczane, Eczane Nöbeti gibi uygulamalar veya siteler bu hizmeti vermektedir.ECZANELERDEN HANGİ HİZMETLERİ ALABİLİRSİNİZ? Eczaneler sadece ilaç satmakla kalmaz, aynı zamanda birçok sağlık hizmeti de sunar. Eczanelere gittiğinizde, şu hizmetleri alabilirsiniz: Hastalıklarınızla ilgili danışmanlık ve bilgilendirme. Eczaneler, doktora gitmeden önce veya sonra hastalıklarınızla ilgili size yardımcı olabilir. Eczaneler, reçetesiz ilaçlar, bitkisel ürünler, vitaminler, besin takviyeleri, cilt bakım ürünleri, medikal malzemeler gibi ürünlerin kullanımı, etkileri, yan etkileri, dozu, saklama koşulları, uygunluk durumu gibi konularda size bilgi verebilir.Tansiyon, şeker, kilo ölçümü. Eczaneler, tansiyon, şeker, kilo gibi sağlık parametrelerinizi ölçmek için gerekli cihazlara sahiptir. Eczanelere gittiğinizde, bu ölçümleri ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz. Pansuman, yara bakımı, iğne yapma. Eczaneler, küçük yaralarınızın veya enfeksiyonlarınızın pansumanını veya bakımını yapabilir.

Devlet hastanesi çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor?

21 Şubat 2024 at 15:52
Devlet hastaneleri ücretsiz ya da düşük ücret ile sağlık hizmeti almak için önemli bir seçenektir. Muayene saatleri, randevu alma yöntemleri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi sahibi olmak, sağlık hizmetine daha kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olacaktır. Sizinle devlet hastanelerinin çalışma saatleri ve randevu alma yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşacağız. Sağlık sorunlarınız için devlet hastanelerinden ücretsiz olarak yararlanabilirsiniz. Ancak bunun için bazı kurallara ve saatlere uymanız gerekiyor. İşte devlet hastanelerinin muayene saatleri 2024… DEVLET HASTANELERİNİN AÇILIŞ VE KAPANIŞ SAATLERİDevlet hastaneleri, sabah saat 09.00’da açılıyor ve akşam saat 16.00’da kapanıyor. Bu saatler arasında muayene olmak için randevu almanız gerekiyor. Randevu almadan hastaneye giderseniz, sadece acil servise başvurabilirsiniz. Acil servisler ise haftanın 7 günü, günün 24 saati hizmet veriyor. Devlet hastaneleri, cumartesi ve pazar günleri poliklinik hizmeti vermiyor. Bu günlerde de acil servislere başvurabilirsiniz. DEVLET HASTANELERİNİN ÖĞLE ARASI SAATLERİDevlet hastaneleri, tüm kamu kurumları gibi öğle arası veriyor. Öğle arası saat 12.30’da başlıyor ve saat 13.30’da bitiyor. Bu süre zarfında muayene işlemi yapılmıyor. Öğle arasından önce veya sonra randevu alabilirsiniz. Hastaneye giderken bu sürelere dikkat etmelisiniz. DEVLET HASTANELERİNDE MUAYENELER HANGİ GÜNLER YAPILIYOR?Kamu hastaneleri, acil servisler ve acil olmayan birimler de dahil olmak üzere birçok farklı sağlık hizmeti sunmaya devam etmektedir. Devlet hastanelerindeki muayene memurları hafta sonları hariç Pazartesi'den Cuma'ya haftanın beş günü görev yapıyor. Başka bir deyişle kamu hastaneleri cumartesi ve pazar günleri muayene yapmıyor. Bununla birlikte kamu hastaneleri, tıbbi acil durumlar için haftanın yedi günü yirmi dört saat açık olduğundan hafta boyunca acil servis hizmeti vermeye devam etmektedir. DEVLET HASTANELERİNE NASIL RANDEVU ALINIR?Devlet hastanelerine randevu almak için iki yöntem bulunuyor. Bunlardan biri telefonla, diğeri ise internetten randevu almaktır. Her iki yöntemde de kimlik numaranızı ve randevu almak istediğiniz hastane, bölüm ve doktoru belirtmeniz gerekiyor. İşte devlet hastanelerine randevu alma yöntemleri: Telefonla Randevu AlmaTelefonla randevu almak için Sağlık Bakanlığı’nın Alo 182 hattını aramanız yeterlidir. Bu hatta size bir operatör yardımcı olacaktır. Operatöre kimlik numaranızı, randevu almak istediğiniz hastane, bölüm ve doktoru söylemeniz gerekiyor. Operatör size uygun olan tarih ve saatleri bildirecek ve sizden birini seçmenizi isteyecektir. Seçiminizi yaptıktan sonra randevunuz kaydedilecek ve size bir onay kodu verilecektir. Bu kodu not etmeniz ve randevu günü yanınızda bulundurmanız önemlidir. İnternetten Randevu Almaİnternetten randevu almak için Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) sitesine girmeniz gerekiyor. Bu siteye girdikten sonra sağ üst köşede bulunan “Randevu Al” butonuna tıklamanız gerekiyor. Açılan sayfada kimlik numaranızı ve şifrenizi girerek sisteme giriş yapmanız gerekiyor. Eğer şifreniz yoksa, “Şifremi Unuttum” ya da “Yeni Üyelik” seçeneklerinden birini kullanarak şifre alabilirsiniz. Sisteme giriş yaptıktan sonra, randevu almak istediğiniz hastane, bölüm ve doktoru seçmeniz gerekiyor. Sistem size uygun olan tarih ve saatleri gösterecek ve sizden birini seçmenizi isteyecektir. Seçiminizi yaptıktan sonra randevunuz kaydedilecek ve size bir onay kodu verilecektir. Bu kodu not etmeniz ve randevu günü yanınızda bulundurmanız önemlidir. Randevuya gitmeyecekseniz iptal etmeyi unutmayın. Yoksa 15 gün boyunca randevu sisteminden yararlanamazsınız.

Aile hekimi çalışma saatleri! Kaçta açılıyor, kapanıyor?

21 Şubat 2024 at 14:53
Sağlık ocakları, Türkiye'de birinci basamak sağlık hizmeti sunan önemli kurumlardır. Aile hekimliği birimleri olarak da bilinen bu kurumlarda, genel sağlık taramaları, hastalık teşhis ve tedavileri, aşılama, reçete ve rapor düzenleme gibi pek çok işlem yapılmaktadır. Sağlık ocağı ve aile hekimliği, vatandaşların sağlık sorunlarına çözüm bulabilecekleri, ilaç yazdırabilecekleri ve diğer sağlık işlemlerini yaptırabilecekleri yerlerdir. Peki, sağlık ocağı ve aile hekimliği ne zaman açılıyor, ne zaman kapanıyor? Hafta sonu ve resmi tatillerde açık mı? Aile hekiminizi nasıl öğrenebilirsiniz? Bu soruların cevaplarını bu yazıda bulabilirsiniz. SAĞLIK OCAĞI VE AİLE HEKİMLİĞİ NEDİR?Sağlık ocağı ve aile hekimliği, devlet tarafından kurulan ve vatandaşlara ücretsiz bir şekilde sağlık hizmeti sunmakta olan birimlerdir. Sağlık ocağı ve aile hekimliği, vatandaşların ikamet ettikleri yerlere yakın ya da kolay ulaşılabilir mesafede bulunmaktadır. Aile hekimliği, vatandaşlara koruyucu, tanısal, tedavi edici ve danışmanlık hizmetleri vermektedir. Vatandaşların sağlık kayıtlarını tutmakta, aşı programlarını uygulamakta, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması gibi hizmetleri sunmaktadır. AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞMA SAATLERİ 2024Aile hekimliği, 2024 yılında da vatandaşlara aralıksız bir şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Bu kurumların genel olarak çalışma saatleri şu şekildedir: Hafta içi: 08:00 - 17:00Öğle arası: 12:00 - 13:00Hafta sonu: Cumartesi ve pazar günleri kapalıdır.Sağlık ocağı ve aile hekimliği çalışma saatleri, kimi durumlarda illere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, bahsi geçen kurumlara gitmeden önce sağlık ocağınıza ulaşabilir ve yetkililerden bilgi alabilirsiniz. AİLE HEKİMLİĞİ RANDEVU SİSTEMİAile hekimliğine gitmek isteyen vatandaşlar, randevu alarak daha hızlı ve kolay bir şekilde hizmet alabilirler. Aile hekimliği randevu sistemi, vatandaşların telefon, internet veya mobil uygulama aracılığı ile randevu talep edebilecekleri bir sistemdir. Sağlık ocağı ve aile hekimliği randevu sistemi, vatandaşların sağlık ocağı ve aile hekimliğinin çalışma saatleri içinde randevu alabilecekleri bir sistemdir. Bu randevu sistemi, vatandaşların randevu aldıkları tarih ve saatte sağlık ocağı ve aile hekimliğine gelerek sıra beklemeden hizmet alabilecekleri bir sistemdir. Bunun için Google’a hastane randevu yazıp çıkan sayfadan TC kimlik numaranız ve şifrenizle giriş yapıp oradan da Aile Hekimliği bölümünden randevunuzu alabilirsiniz. AİLE HEKİMİ SORGULAMAAile hekimi, vatandaşların kayıtlı olduğu ve sağlık hizmetlerinden yararlandığı hekimdir. Aile hekimi, vatandaşların sağlık durumunu takip eder, sağlık sorunlarına çözüm bulur, sağlıkla ilgili rehberlik yapar. Aile hekimi, vatandaşların sağlık ocağı ve aile hekimliğine gittiğinde ilk görüştüğü hekimdir. Aile hekiminizi öğrenmek için e-Devlet üzerinden sorgulama yapabilirsiniz. Aile hekimi sorgulama için T.C. kimlik numaranızı ve şifrenizi kullanmanız gerekmektedir. Aile hekimi sorgulama sonucunda, aile hekiminizin adını, soyadını, telefon numarasını, adresini ve çalıştığı sağlık ocağını öğrenebilirsiniz. Bunun için TC kimlik numaranız ile E-Nabız’a da girebilirsiniz. Aile hekimliği, vatandaşların sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için önemli birer kurumdur. Sağlık ocağı ve aile hekimliği hakkında bilgi sahibi olmak, sağlık hizmetlerinden daha iyi yararlanmak için faydalıdır. sağlık ocakları, birinci basamak sağlık hizmeti sunan ve birçok önemli görevi yerine getiren önemli kurumlardır. Sağlık ocağına gitmeden önce çalışma saatleri, görevleri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi sahibi olmak, işlemlerinizi daha hızlı ve kolay bir şekilde tamamlamanıza yardımcı olacaktır.  

Dikkatli olun! Duruş bozukluğu skolyozun habercisi olabilir

21 Şubat 2024 at 13:26
Liv Hospital Samsun Beyin ve Sinir Cerrahisi Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, skolyoz hastalığına karşı önemli uyarılarda bulundu. Skolyozun, omurganın yana doğru eğrilmesiyle karakterize bir hastalık olduğunu ve erken teşhisin tedavinin başarısı için büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Ulaş, "Duruş bozukluğu skolyozun erken bir işareti olabilir" dedi. "ERKEN MÜDAHALE EDİLMESİ ÖNEMLİ"Skolyozun ne olduğunu açıklayan Dr. Ulaş, “Skolyoz (omurga eğriliği), omurganın sırt ve bel bölgesinin yana doğru eğriliği olarak tanımlanır. Büyümenin en hızlı yaşandığı ergenlik döneminde görülme sıklığı artan hastalığın tedavisinde başarılı sonuçlara ulaşabilmek için erken dönemde müdahale edilmesi büyük önem taşır” ifadelerinde bulundu. "100 KİŞİDEN 2 İLA 4'ÜNDE GÖRÜLEN BİR HASTALIK"Hastalığa kız çocuklarında erkeklere oranla daha sık rastlandığını aktararak skolyoz hastalığı ve cerrahi tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Ali Kemal Ulaş, devamında şöyle konuştu: “Skolyoz, kötü duruş ve omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, bel çukurlarındaki asimetri, bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması, sırtta bir tarafta kemik kabarıklık (kürek kemiğinde tümsek görünümü), elbiselerin vücuda tam oturmaması, kızlarda eteğin yukarı doğru çekilmesi, vücut dengesinde sağa ya da sola kayma şeklinde belirtiler ile kendini gösterir.”"GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ SKOLYOZ TEDAVİLERİNİ KOLAYLAŞTIRMIŞTIR"Skolyoz cerrahisinde amacın eğilmiş omurları düzgün bir şekilde dizip birbirine kaynatmak olduğunu kaydeden Dr. Ulaş, "Kaynama sonrasında bu bölge tek bir kemik (omur) gibi hareket eder. Genelde 45-50 derecenin üzerinde olan eğrilikler ergenlik bitip büyüme tamamlansa bile ilerlemeye devam eder. İlerleme sırtta ve belde estetik olarak kötü bir görüntü oluşturduğu gibi akciğer fonksiyonunu da bozabilir. Bu durumda skolyoz cerrahisi yapan çoğu doktor skolyoz eğriliğini azaltmak ya da artmasını engellemek için cerrahi tedaviyi tercih eder. Günümüz teknolojisi skolyoz cerrahlarının eğrilikleri düzeltebilme yeteneklerini artırmıştır. Böylece estetik olarak düzgün bir görüntü elde edilebilir. Eğrilmiş omurların birbirine kaynatıldığı füzyon ameliyatı, skolyoz eğriliğinin artmasını engellemekte çok başarılıdır" şeklinde konuştu. “NE KADAR ESNEKSE O KADAR ÇOK DÜZELME ELDE EDİLİR”Skolyoz ameliyatı öncesi özel eğilmeli veya traksiyon filmi denilen özel röntgen filmleriyle skolyoz eğriliğinin ne düzeyde esnek olduğunun anlaşılmaya çalışıldığının altını çizen Dr. Ulaş, şu ifadelerde bulundu: "Ameliyatı yapacak olan cerrah bu filmlerle ölçüm yaparak esneklik hakkında fikir sahibi olur. Skolyoz eğriliği ne kadar esnekse, o kadar çok düzelme elde edilir. Skolyoz ameliyatından sonra iz kalmasını engellemek için cilt estetik dikiş kullanılarak dikilir. İz oluşumunu engelleyici kremlerin kullanılması ve ilk yıl güneşe çıkarken kesi hattının üzerinin örtülmesi kullanılan diğer önlemlerdir. Skolyoz ameliyatı, omurganın tekrardan pozisyon verildiği, kasların yerlerinin değiştiği büyük bir ameliyattır. Genelde ameliyat sonrası ilk günlerde ağrı daha fazla olur. Çoğu hasta ağrısı üçüncü günden sonra azalarak hastaneden taburcu olur. Daha sonra aşamalı olarak ağrıları azalır ve genelde 2 ya da 4 hafta sonra okul çağındaki çocuklar okula gidebilirler. Hastalar ameliyat sonrası ikinci günde ayağa kaldırılıp yürütülürler."

Torba yasadaki ilaç düzenlemesi endişelendiriyor: Bakanlık kontrolü kalkıyor!

21 Şubat 2024 at 11:35
TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri devam eden torba yasada yer alan ilaçlarla ilgili yeni düzenleme, hem hastalar hem de sağlık uzmanları tarafından endişeyle karşılandı. Değişiklik öncesinde, yeni ilaç ruhsatı almak isteyen ilaç firmalarının ürün analizleri Sağlık Bakanlığı tarafından yapılıyordu. Yeni düzenleme ile bu uygulama kaldırılacak ve firmaların kendi beyanları yeterli olacak. HASTALAR VE UZMANLAR ENDİŞELİBu durum, ilaçların güvenliği ve kalitesi konusunda endişelere yol açıyor. Sağlık uzmanları, Sağlık Bakanlığı'nın kontrolünün kalkmasının, sahte veya kalitesiz ilaçların piyasaya sürülmesine yol açabileceğini savunuyor.  Söz konusu kanun teklifinin 1262 sayılı yasanın da bazı maddelerini değiştireceği, bunun da ilaç ruhsatlandırma aşamasındaki numune alımı ve tahlil yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırdığı belirtiliyor.  "1262 SAYILI YASA İLAÇTA KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"Torba yasada yer alan ve ilaçların ruhsatlandırma sürecinde bakanlığın ilaç analizlerini kaldırarak firmanın sunduğu tahlil sonucunu kabul etmesini öngören kanun teklifinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Eczacı Nurten Saydan, "Halk sağlığını bozacak, vatandaşın denek olarak kullanılmasına neden olacak bu kanun teklifini kabul edilmesinin mümkün olmadığını" vurguladı. Konuşmasının devamında Saydan, şu ifadelerde bulundu:  "1262 sayılı kanun, ülkemizdeki ilaç üretiminin dünya standartlarında olmasını sağlayan, sağlam temellere dayalı, dolayısıyla da halk sağlığını güvenceye alan önemli milli değerlere sahip yasal düzenlemedir. Kanun değişikliği teklifi ile halen yürürlükte olan 1262 sayılı kanunun mevcut 6. maddesinde yer alan, ilaç ruhsatlandırması öncesi Sağlık Bakanlığı’na başvuru dilekçesi ekinde başvurulan ilaçtan beş numunenin verileceği hükmü kaldırılmıştır. 7. maddesinde ise bu numunelerin bakanlık tarafından yetkilendirilen laboratuvarlarda tetkik ve tahlil edilerek kanun maddesinde yazılı şartların varlığı halinde izin verileceğine ilişkin düzenleme kaldırılmış, 8. maddesinde ise yurtdışından getirilen ilaçlar için ruhsatlandırma işlemlerinde dilekçe ekinde verilecek beş numune ibaresi yürürlükten kaldırılmış olacaktır. 1262 sayılı yasa ilaçta kırmızı çizgimizdir."

Sağlıklı bir gelecek için uzmanından çocuk obezitesine çözümler!

20 Şubat 2024 at 12:40
Medicana Bahçelievler Hastanesi Endokrinoloji Bölümünden Uzm. Dr. Şerare Arbatlı, çocukluk çağında obeziteyle mücadelenin en önemli yollarından birinin spor ve egzersiz olduğunu vurgulayarak, ailelerin bu konuda çocuklarını desteklemesi ve onlara uygun aktivite seçenekleri sunması gerektiğini bildirdi. "OBEZİTENİN ÖNLENMESİ, TOPLUMUN YAPISIYLADA YAKINDAN İLGİLİ"Konu ile ilgili açıklamarda bulunan Arbatlı, "Çocuklarda obezitenin önlenmesinin, sadece bireysel düzeyde alınan kararlarla değil, aynı zamanda toplumun genel kültürel ve sosyal yapısıyla da yakından ilişkili olduğu" kaydetti.  "EKONOMİK DURUM BESLENME ALIŞKANLIĞINI ETKİLİYOR"Bazı toplumlarda yemek kültürü, büyük porsiyonlar ve yüksek kalorili gıdalarla ilişkilendirilirken, diğer kültürlerde daha dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları ön planda tutulduğunu dile getiren Arbatlı, "Ekonomik durum da beslenme alışkanlıklarını etkileyebilecek bir faktör olduğunun" altını çizdi. "AİLELER ÇOCUKLARINI SPOR VE EGZERSİZE TEŞVİK ETMELİ"Anne-Babaların çocuklarına sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmasının önemine dikkat çeken Arbatlı, konuşmasının devamında, şöyle konuştu: "Bu, dengeli bir diyetin yanı sıra doğal ve işlenmemiş gıdaların tercih edilmesini içerir. Çocuklara, sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve protein kaynakları gibi besleyici gıdaların önemi anlatılmalıdır. Aileler, çocuklarına yemek pişirme becerilerini öğretmeli ve onları alışverişe dahil etmelidir. Aileler, çocuklarına düzenli fiziksel aktivite yapmaları için teşvik etmeli ve destek olmalıdır. Bu, çocukların spora katılmasını teşvik etmek, ailece yürüyüşe çıkmak, bisiklet sürmek veya oyunlar oynamak gibi etkinliklere zaman ayırmak anlamına gelir. Aileler, çocukların spor ve egzersize olan ilgilerini desteklemeli ve onlara uygun aktivite seçenekleri sunmalıdır.""AİLE İÇİ İLETİŞİM, ÇOCUKLARIN DUYGUSAL SAĞLIĞINI OLUMLU ETKİLİYOR"Aile içi iletişim ve desteğin, çocukların duygusal sağlığını ve beslenme alışkanlıklarını olumlu yönde etkilediğini aktaran Arbatlı, "Aile bireyleri, çocukların duygularını anlamalarına ve ifade etmelerine destek olmalıdır. Ayrıca, aileler, çocukların stresle başa çıkmalarına ve duygusal yeme gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınmalarına yardımcı olacak stratejiler geliştirmelidir" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan: Soğuk hava, kalp sağlığınızı tehdit ediyor!

19 Şubat 2024 at 12:34
Soğuk hava şartlarının kalp sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ve kalp krizi riskini artırdığını bildiren Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, soğuk havalarda kalp damarlarının büzülerek kan akışının azaldığını ve bu durumun kalp krizi riskini tetiklediğini ifade etti. "SOĞUK HAVA KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR"Soğuk havanın kan damarlarını daraltarak kan akışını azalttığını ve kan basıncını yükselttiğini belirten Erkan, bu durumun kalp krizi riskini artırdığını vurguladı. Erkan, soğuk hava koşullarında, kalbin vücut ısısını korumak için daha fazla çalışması gerekebileceğini belirterek, bu durumun, kalbin üzerinde ek bir yük oluşturabildiğine işaret etti. Soğuk havanın vücutta oksijen talebinde bir artışa neden olabileceğini adile getiren Erkan, "Kalp, daha fazla oksijen sağlamak için daha hızlı çalışabilir. Özellikle kalp hastalıkları olan bireylerde bu durum kalp üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Soğuk hava, kan pıhtılaşma eğilimini artırabilir, bu da kalp krizi veya inme riskini artırabilir" şeklinde konuştu. SOĞUK HAVADAN KORUNMA YOLLARIKalp hastalarının soğuk hava koşullarında dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, konuşmasının devamında, hastaların korunma yollarına ilişkin şu önerilerde bulundu: "Soğuk hava koşullarında vücudu sıcak tutmak önemlidir. Katmanlı giyim kullanarak vücut sıcaklığını koruyabilirsiniz. Fiziksel aktiviteyi sınırlayın, kalp sağlığını destekleyen besinlerle beslenin. Yeterli miktarda omega-3 yağ asitleri içeren balık gibi gıdalar tüketebilirsiniz. Yeterli su içmek, kan dolaşımını ve kalp sağlığını destekler. Sigara ve alkolü sınırlayın. Sigara içmek ve aşırı alkol tüketimi kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Özellikle kalp sağlığı riski taşıyan kişiler, düzenli sağlık kontrolünden geçmeli ve doktorlarıyla iletişimde olmalıdır. Soğuk algınlığına dikkat edin."

Kapalı ortamda nargile tehlikesi: Grip semptomları zehirlenmenin habercisi olabilir!

18 Şubat 2024 at 20:38
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Gökcan Çakır'ın yaptığı açıklamaya göre, soğuk havalarda kapalı ortamda uzun süre nargile içmek, karbonmonoksit zehirlenmesine yol açabiliyor. Bu zehirlenme grip benzeri semptomlarla ortaya çıkabiliyor. "KIRSALDA KARBONDİOKSİT ZEHİRLENMESİ DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR"Doğal gaz ile birlikte eski zamanlara göre daha az karbonmonoksit vakalarının olduğunu aktaran Acil Tıp Uzmanları Derneği Başkan Yardımcısı da olan Zeynep Gökcan Çakır, "Bütün karbon içeren yakıtlar yandığında uygun şekilde uzaklaştırılmazsa karbonmonoksit gazı salgılar, bu da oksijenle rekabet halinde bir gazdır ve oksijen yerine kana bağlanıp bütün dokulara oksijen yerine karbonmonoksit taşır ve bütün dokuların zehirlenmesine sebep olur. Oksijene en çok ihtiyaç duyan beyin, kalp ve böbrek gibi organlarımız ciddi zarar görür ve ölümle de sonuçlanabilir. Hiçbir şey anlamadan uykuda ölenler var" ifadelerini kullandı. "ZEHİRLENMELER, GRİP BENZERİ SEMPTOMLAR YAPIYOR"Gelişmiş ülkelerde karbonmonoksit zehirlenmelerinin en yaygın sebebinin kapalı otoparkta çalışma veya araçta mahsur kalma olduğunu dile getiren Çakır, devamında şu şekilde konuştu: "Ülkemizde ise en önemli karbonmonoksit sebebi bazı illerde ters rüzgarlar, bazı illerde soğuk hava ve ısınma ile ilgili problemler. Çok ciddi kurtarılamayan vakalar olduğu gibi kurtarıldıktan sonra oksijene ihtiyaç duyan organlardan beyninde sekel (kalıcı) kalan, kalbinde veya akciğerlerinde problemle iyileşen vatandaşlarımız çok oluyor. Bu zehirlenmeler bazen de geç bulgularla ortaya çıkabiliyor, o yüzden bu hastaları yakın takip ederiz. Karbonmonoksit gazından hafif dozda uzun vadede olan zehirlenmeler, grip benzeri semptomlar yapıyor bunu çok görürüz. Hastalar grip benzeri bulgularla acile başvurur. Bunun karbonmonoksit zehirlenmesi olabileceğini anlayan kişiler acil tıp uzmanlarıdır çünkü bu vakalarla çok karşılaşmışlardır.""NARGİLELER KONUSUNDA HERKESİ UYARMAK İSTİYORUM"Düşük dozda uzun vadede karbonmonoksit zehirlenmelerine örnekler veren Çakır, şunları kaydetti: "Nargile kafelerin artmasıyla nargileyle olan zehirlenme vakalarını çok görmeye başladık. Kapalı alanda çok sayıda nargile içiliyor, çokça nargile mangalı yakılıyor. Kapalı alanda 4-5 saat vakit geçiren insanlar hiç farkında olmadan düşük dozu uzun vadeli almakla bu zehri vücutlarına, ciddi karbonmonoksit belirtileri göstererek acile başvuruyor. Nargile kafelerde baş ağrısıyla günü geçiren birçok insan aslında karbonmonoksit zehirlenmesi geçiriyor olabileceklerinin farkında olmalı, bunlar da uzun vadede önemli yan etkiler göstereceği için nargile kafeler ve kışın kapalı ortamda içilen nargileler konusunda herkesi uyarmak istiyorum.""BUNLARA DİKKAT ETMELİYİZ"Kliniklerinde nargileyle zehirlenen vakalarla ilgili yayınlar yapıldığını ve her sene mutlaka böyle vakaların geldiğini söyleyen Çakır, şunları dile getirdi: "Doğal gaz bacalarının temizliğine, doğal gaz tesisatının plana uygun kurulumuna ve mazgallara dikkat edilmesini ifade ederek, nargile kafeler, havasız ortamlar, sigara içiciliği karbonmonoksit açısından kronik bir maruziyettir. Bunlara dikkat etmeliyiz. Ülkemizde yaygın olmamakla araç içinde uzun süre kalma vakası gördük, genç çift arabanın içinde uzun süre kalıp kalorifer sistemini açtıklarından karbonomoksitten zehirlenmişti. Arabada çok kaldığımız zaman kalorifer sistemini çalıştırmamalıyız."

Karpal tünel sendromu nedir, belirtileri nelerdir?

16 Şubat 2024 at 12:52
Karpal tünel sendromu genel olarak ellerini çok kullanan kişilerde meydana gelir. El bileğinde yer alan karpal tünel, kemik ve bağlar ile çevirili bir alandır. Median sinirinin karpal tünelden geçerken sıkışması neticesinde kişiler elinde ve kolunda uyuşma hisseder. Bu da kişinin elini rahat bir şekilde kullanamamasına neden olur. Karpal tünel içerisinde parmakların hareketini sağlayan tendonlar ve median sinirler yer alır. Median sinirler, parmakların hissetmesini ve hareket edebilmesini sağlar. Karpal tünel üzerinde oluşan bası ise bu siniri etkiler ve parmakların hareket etmesini engeller.Karpal Tünel Sendromu Belirtileri Karpal tünel sendromunun belirtileri genel olarak gece saatlerinde daha fazla kendini gösterir. Yaşanan belirtiler kişinin kendini huzursuz hissetmesine ve uykuya dalma süresinin uzamasına neden olur. Karpal tünel sendromunun belirtileri arasında şunlar yer alır; Elde ya da parmaklarda uyuşma, yanma ya da ağrı hissiElde güçsüzlük ve zayıflıkParmaklarda şişkinlik hissiParmak uçlarında his kaybıParmaklardan başlayan karıncalanma hissinin ele ve kola doğru yayılmasıEpikriz raporu nasıl alınır? Karpal Tünel Sendromu Neden Olur?Median sinirine olan bası anatomik nedenlere bağlı olarak gerçekleşebildiği gibi farklı hastalıklara bağlı olarak da meydana gelebilir. Bu sendromun meydana gelme nedenlerinin başında ise obezite yer alıyor. Aynı zamanda genetik yatkınlık, el bileğini içeren ve tekrarlayan hareketlerin çok sık yapılması, hamilelik dönemi ve romatizma da karpal tünel sendromu nedenleri arasında yer alır. Bunun yanı sıra karpal tünel sendromunun gelişmesine neden olan bazı hastalıklarda şu şekilde sıralanabilir; DiyabetTiroid bezi hastalıklarıMenopoz ve hamilelik döneminde meydana gelen ödemHipertansiyonBağışıklık sisteminin vücudun kendi doku ve hücrelerinde hasar meydana getirmesine neden olan otoimmün hastalıklarEl bileği bölgesinde meydana gelen travmalarKarpal Tünel Sendromunun Tanısı Nasıl Konur?Kişinin el bileğinde uyuşukluk hissetmesi, bileğini ve parmaklarını kullanmakta güçlük çekmesi halinde fazla vakit kaybetmeden beyin ve sinir cerrahisi bölümüne başvurması gerekir. Başvurulan uzman hekim ilk olarak hastanın fiziksel muayenesini gerçekleştirir. Bu aşamada hastanın el bileğine refleks çekici ile vurulur ve hasta el parmaklarında elektrik çarpması gibi bir durum yaşamış gibi yanıt verir. Bu tinel bulgu olarak bilinmektedir. EMG testi yöntemi ise karpal tünel sendromu tanısı için kullanılan en etkili yöntemdir. Karpal Tünel Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?Karpal tünel sendromu tanısından sonra tercih edilen ilk tedavi yöntemi, el bileklerinin sabit kalmasını sağlayan atel kullanımıdır. Hastalar genel olarak atel kullanımını sadece gece yatarken gerçekleştirir. Gün içerisinde el bileğinin sürekli bükülü şekilde tutulmamasına özen gösterilmelidir. Aynı zamanda bilek kısmını yoran ve zorlayan hareketlerinde yapılmaması gerekir. Bunlara ek olarak uzman hekimlerin vermiş olduğu ve bilek bölgesini rahatlatacak egzersizlerin yapılması gerekir. Karpal tünel sendromunda uzman hekimler tarafından reçete edilen ödem çözücü jellerin kullanımı da bu sorunun tedavisinde etkili olmaktadır. İlk olarak tercih edilen tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı durumlarda ise uzman hekimler cerrahi operasyon önermektedir. Ortalama olarak on beş dakika gibi kısa bir sürede tamamlanan cerrahi operasyonlar, lokal anestezi altında gerçekleşir. Hastalara ameliyat sonrası iki haftalık el istirahati verilir ve daha sonra normal yaşama dönmeleri mümkün olur.

Gıdalarda yapılan yaygın hileler!

15 Şubat 2024 at 16:43
Gıda sektörünün endüstriyelleşmesiyle birlikte gözünü para hırsı bürümüş sahtekârlar ve denetimlerin yetersiz olması, boğazımızdan giren gıdanın ne kadar helal ve temiz olduğu konusunda insanımızı endişeye sevk ediyor. Ne yediğimizi biliyor muyuz? Görünüşte peynir, zeytinyağı, süt, bal gibi görünen gıdalar aslında ne? Bazı sahtekârlar her sektörde olduğu gibi gıda sektöründe de hileye başvuruyor. İşte en yaygın gıda hileleri: Küf tutmuş ve bayatlamış peynirlerin eritilerek krem peyniri hâline getirilmekte, kireç katılarak beyaz peynire taze ve parlak bir görünüm verilmektedir.  KÜFLÜ KAŞAR PEYNİRİ ERİTİLEREK ERİTME PEYNİRE DÖNÜŞTÜRÜLMEKTEDöküntü beyaz peynirlere nişasta ve bitkisel yağ katılarak yağlı tulum peyniri olarak satılmaktadır. Küflü kaşar peyniri eritilerek eritme peynire dönüştürülmektedir. Sütün kendi yağı alınarak yerine yağlı süt izlenimi verecek katı margarin yağ karıştırılmaktadır. Ekmeği beyazlatmak ve geç bayatlamasını sağlamak için kimyasal maddeler kullanılmakta, kepekli ekmek ve çavdar ekmeği gibi ürünlerde de gıda boyası ya da kakao kullanılmaktadır. ZEYTİNYAĞINA PAMUK, AYÇİÇEĞİ, KANOLA YAĞISon zamanlarda birçok ilde yapılan operasyonlarda sahte ya da tağşiş zeytinyağı ele geçirildi. Hilenin çok fazla yapıldığı bir ürün olan zeytinyağına pamuk, ayçiçeği, kanola gibi bitkisel yağlar karıştırılmakta, sabun üretimindeki yüksek asitli yağlar da işlemden geçirilip natürel sızma zeytinyağı diye satılmaktadır. Zeytini parlak hâle getirmek için tekstil boyası ve kimyasal boya kullanılırken, zeytinyağı küspesinden elde edilen prina yağı, kolon sızması diye zeytinyağının içine karıştırılmaktadır. Bayatlamış ya da sağlıklı bir şekilde korunmamış sütler el altından satın alınıp şarküteri ürünleri yapımında kullanılmakta, peynir altı suyundan ve süt tozundan yapay süt imal edilmektedir. Et ürünlerinde de birçok hile ve tağşiş yapılmakta; dana kıymaya tavuk kıyması, tavuk sakatatı, iç yağ katılmaktadır. Baharatla karıştırılmış soya salam, sosis ve sucukların içine katılmakta; hayvansal etsel atıklar, akciğer gibi iç organlar, kireç suyunda soyulmuş sarımsak karıştırılmaktadır. TARİHİ GEÇMİŞ SUCUKLAR, KIRMIZIBİBERE KİREMİT TOZUSon kullanma tarihi geçmiş sucuk ve ürünler, yeni ürünlerin içine katılarak üretim tarihi geçmiş ürünler piyasaya sürülmekte, tavuk dönerin içine ise tavuk derisi ve bağırsak gibi sakatatlar karıştırılmaktadır. Balda da çeşitli tağşiş yollarına başvurulmakta, glikozun içine polen, renklendirici ve esans katılarak sahte bal üretilmektedir. Ayrıca kovanların önüne şeker şurubu veya glikoz koyarak, arılara gerçek şeker balı ürettirilmektedir. Diğer bazı gıda hileleri ise kırmızıbibere kiremit tozu, kimyasal boyalarla renklendirilmiş yabancı maddeler, karabiberin içine boya maddeleri, bitkisel baharatların içine kurutulmuş ot karıştırmak suretiyle tüketici kandırılmaktadır. Taklit ve tağşiş ürünler yasak olmasına rağmen gözünü para hırsı bürümüş gıda sahtekarları insan sağlığını hiçe sayarak maalesef bu hileleri yapmaktadır.

Epikriz raporu nasıl alınır?

13 Şubat 2024 at 16:16
Diğer birçok tıp terimi gibi epikriz raporu terimini de herkes sıklıkla duymaktadır. Ancak birçok kişi bu raporun ne olduğunu ve ne için kullanıldığını bilmez. Rapor kelimesi denildiğinde sağlık alanında kişilerin aklına genellikle mevcut hastalık nedeni ile işe ya da okula gidilemeyeceğinin bildirildiği resmi evrak gelir. Ancak rapor adı altında farklı belgelerde hastanelerde düzenlenir ve bunların bir kısmı doktorlar arasında hastaların durumları hakkında bilgileri içerir. Bir hastanın tanı ve tedavisini üstlenen doktor, ilgili hasta hakkında bazı kayıtlar oluşturur. Bu kayıtlarda hastanın kişisel bilgileri yer aldığı gibi mevcut hastalığına dair bilgiler de yer alır. Aynı zamanda hastaların geçirmiş olduğu diğer hastalıklar, gördüğü tedaviler, kullandığı ilaçlar ve varsa ilaçlara karşı olan alerjik durumları da yer alır. Bu bilgileri içeren raporlarda tıp literatüründe epikriz raporu adı verilir. Epikriz Raporu Ne İçin Verilir?Epikriz raporunu hastaların doktorlardan ya da ilgili sağlık kuruluşlarından talep etmesi çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Bu rapor genel olarak hastalık süreci hakkında doktor tarafından yapılan değerlendirmeleri içerir ve hastanın taburcu edildiğinde yine uzman tarafından yapılan değerlendirmeleri içerir. Kısaca epikriz raporu, hastanın hastaneye girişinden taburcu olana kadar geçen süredeki tüm işlem ve tanıların yer aldığı rapor olarak tanımlanabilir. Bu raporu aynı sağlık kuruluşunda görev alan doktorlar birbirine iletebilir. Bunun nedeni ise hastadaki mevcut hastalığın farklı branşlardaki doktorlar tarafından değerlendirilmesidir. Epikriz Raporu Ne İşe Yarar?Hastanın tüm tıbbi geçmişinin kayıtlı olduğu epikriz raporu, ilgili kişilerin sağlık değerlendirmelerinde ve özellikle tedavi yöntemlerinin belirlenmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Genel olarak epikriz raporunun faydaları arasında şunlar yer alır; * Epikriz raporu kişilerin daha önce geçirmiş olduğu tüm sağlık sorunlarının detaylı bir şekilde farklı doktorlar tarafından görülmesini sağlar * Aynı hastalık nedeni ile kişilerin farklı bir uzman hekime başvurması halinde epikriz raporunda yer alan bilgiler, hasta ile yeni karşılaşan doktorun genel bilgi sahibi olmasını sağlar ve hastalığın geçmişteki seyrini net olarak görebilmesine imkan sunar * Kişiler için uygun görülen tedavilerin daha önce uygulanıp uygulanmadığı ve bu tedavilerin ne derece işe yaradığı farklı doktorlar tarafından görülebilir * Epikriz raporunun en önemli faydası ise kişilere yanlış tedavilerin uygulanmasını önlemesidir. Daha önceki tedavi yöntemlerinin bu raporlarda yer alması gibi kişilerin geçirmiş olduğu cerrahi operasyonlar ve hangi ilaçlara alerjisi olduğu yine bu raporda yer alır Epikriz Raporu Neleri Kapsar? Epikriz raporunda kişilerin tıbbi geçmişleri, sağlık durumları, kullanmakta olduğu ilaç bilgileri yer aldığı gibi kişin tam ismi, yaşı, cinsiyeti, kimlik numarası ve ikametgah adresi gibi diğer kişisel bilgileri de yer alır. Bunlara ek olarak epikriz raporunu hazırlayan doktor, hastanın taburcu olduğu tam tarihide bu rapora ekler. Epikriz raporunda aynı zamanda hastayı konsültasyona gelmeye sevk eden nedeni içerek sorunun özeti, doktorun sağlık merkezine başvuru anında yaptığı ön tanı, hastanın hastanede yatış süreci, tedavisi ve taburcu olduğu tarih bilgileri de net bir şekilde yer alır. Epikriz Raporu Nereden Alınır?Doktorlar arası ya da sağlık kuruluşları arasında gönderimi gerçekleştirilen epikriz raporu, hastalar tarafından da sağlık kuruluşlarından talep edilebilir. Bunun için hastanın sağlık kuruluşunun ilgili bölümüne başvurması yeterlidir.

Engelli raporu yenileme nasıl yapılır?

12 Şubat 2024 at 23:55
Engelli raporu yenileme işlemi için öncelikle devlet hastaneleri ya da araştırma hastaneleri tarafından tekrardan sağlık kurulu raporu almanız gerekir. Sağlık kurulu raporu aldıktan sonra yaşadığınız şehrin Sağlık Müdürlüğü’ne dilekçe vermeniz gerekir. Dilekçede temel dilekçe kurallarına uymalı, konuya ilişkin ayrıntılı bilgi vermeli ve dilekçe ekinde yeni almış olduğunuz sağlık kurulu raporuna yer vermelisiniz. Süresiz Engelli Raporu Hangi Durumlarda Verilir?Süresiz engelli raporu, iyileşmek adına hiçbir şansı bulunmayan vatandaşlara verilir. Bu kapsamda; uzuv kaybı, kronik hastalık, zihinsel engel, doğuştan gelen görme ve duyma engeli durumlarına sahip olan kişiler süresiz engelli raporu alabilirler. Süresiz engelli raporunu aldıktan sonra engellilere fırsat eşitliği adına sunulan herhangi bir ayrıcalıktan faydalanmak için engelli raporu yenileme işlemi yapmanız gerekmeyecektir. %40 Engelli Raporu Hangi Hastalıklara Verilir?%40 engelli raporu, genellikle kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilen ama engeli bulunmayan insanların yapabildiği bazı eylemleri gerçekleştiremeyen ya da bu eylemleri çok zor gerçekleştirebilecek olan vatandaşlara verilir. Buna ek olarak %40 engelli olan vatandaşlar genellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon sayesinde iyileşebilecek olan ya da zaman içerisinde durumları kötüleşmeyecek olan vatandaşlardır. Engelli memur emeklilik şartları nelerdir? Engelli maaşı neden kesilir? Sebepleri Engelli emekli maaşı düşük mü olur? 2024 engelli evde bakım aylığı ne kadar? Engelli Raporu Süresi Ne Kadardır?Engelli raporu süresi, kişinin sağlık durumuna göre değişiklik gösterir. Bazı engelli vatandaşların raporları süresiz olurken bazılarının ise 1 ya da 2 yıl gibi süreli olabilir. Buna ek olarak vatandaşın engel durumunun eylemlerini kısıtlama oranı arttıkça yalnızca raporda yer alan engel oranının değil, rapor süresinin de artacağını söylemek mümkündür. Yani, heyet kişinin süresiz engelli sayılacak kadar engelli olmadığına ama engelli raporu yenileme işlemleri esnasında çok yorulacağına ve kısa sürede iyileşemeyeceğine kanaat getirirse 2 ya da 3 yıllık gibi uzun süreli rapor verebilir. Engelli araç almak için rapor yüzde kaç olmalı? Engelli Raporu ile Araba Alma Limiti Ne Kadar?Engelli raporu ile ÖTV muafiyeti kapsamında alınacak arabanın fiyatı en fazla 1 milyon 591 bin 200 TL olabilir. Bu limit, 2024 yılı için geçerlidir. Astım Hastası Engelli Raporu Alabilir Mi?Astım hastalarının engelli raporu almaları mümkündür. Ancak, söz konusu olan hastanın astım durumu yüzünden orta ya da yüksek oranda kısıtlanıyor olması gerekir. Yani, astım hastası bir kişi astım hastalığı hafif seyrediyorsa engelli raporu alamaz. Bipolar Bozukluğu Olan Kişiler Engelli Raporu Alabilir Mi?Bipolar bozukluğu olan kişilerin engelli raporu almaları mümkündür. Bipolar bozukluk, kişiyi fiziksel olarak fazla etkilemese de psikolojik açıdan çok büyük oranda etkiler. Bu etkilenme durumu, kişinin davranışlarına yansır ve kişinin çalışma gibi çeşitli eylemleri yapamayacak davranışlar sergilemesine yol açar. Bu yüzden bipolar bozukluğu olan kişiler de engelli sayılabilir ve bu kapsamda engelli raporu sahibi olabilirler. Ancak, söz konusu olan kişinin engelli raporu alabilmesi için bipolar bozukluğunun büyük oranda davranışlarına yansıyor olması şarttır. Ağır Engelli Raporu Hangi Hastalara Verilir?Ağır engelli raporu verilen hastalıklar başlıca şunlardır: Multiple Skleroz (MS)Spinal Müsküler Atrofi (SMA)HemofiliSpastik Serebral PalsiLenfödemİleri Düzey Solunum YetmezliğiOrak Hücre AnemisiAlzheimerİleri Düzey Nöromüsküler Bozukluklarİleri Düzey MukopolisakkaridozlarEngelli Raporu ile Alınacak Arabalar Hangileridir?Engelli indirimi ile alınabilecek ve oldukça popüler olan araç modelleri başlıca şunlardır: Opel  Combo CargoOpel  Combo LifeOpel  Vivaro City VanHonda  CityHonda  JazzKia  PicantoKia  RioSeat  Yeni IbizaSkoda  Fabia

Devlet hastaneleri implant yapıyor mu?

12 Şubat 2024 at 13:49
Devlet hastanelerinde implant yapılması mümkün olabilir. Özellikle de kişinin implant yaptırmaya gerçekten ihtiyacı varsa ve bunun ücretini karşılamak için yeterli bir geliri yoksa, devlet hastanelerinde ücretsiz bir şekilde implant yaptırması söz konusu olacaktır. İmplant Ücreti Ne Kadar?İmplant ücreti, işlemi gerçekleştirecek doktorun tecrübesi ve hastanın ihtiyaçları gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir. Genel olarak, implant ücreti diş başına 4.500 TL ila 5.000 TL arasındadır. Ancak, bu ortalama fiyattır ve kiraların çok yüksek olduğu bir şehirde ünlü bir klinikte implant yaptırırsanız diş başına 10.000 TL gibi yüksek ücretler de ödemeniz söz konusu olabilir. İmplant Aşamaları Nelerdir?İmplant aşamaları sırasıyla şu şekildedir:   Muayene ve PlanlamaMuayene ve planlama aşaması, neredeyse tüm diş operasyonlarının ilk aşamasıdır. Bu aşamada doktor ve hastanın arasında büyük bir etkileşim söz konusudur. Bu etkileşim ile beraber implant tipi, rengi ve tedavinin kaç dişi kapsayacağı gibi önemli şeyler belirlenir. Bu aşamada doktorun ve hastanın söyledikleri birbirine zıtsa bile ortak bir noktada buluşulması gerekir. Buna ek olarak bu aşamanın atlanılması, implant tedavisinin ağıza estetik olmayan bir görünüm kazandırmasına ya da kişide başka diş problemlerinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Operasyonun UygulanmasıOperasyonun uygulanması aşaması, implant tedavisindeki en önemli aşama olarak görülür. Bu aşamada diş etlerine implant uygulanır. Duruma göre lokal anestezi verilebilir ya da genel anestezi kullanımı söz konusu olabilir. Diş implantı operasyonlarında genel anestezi kullanılması, çok nadir görülen bir durumdur. Bu durumun temel sebebi genel anestezinin böyle bir operasyonda gereksiz risk olarak görülmesidir. Ancak, hasta çok ısrarcı olursa ve diş hekimi de uygun görürse operasyon genel anestezi ile gerçekleşebilir.  Diş Etinin İyileşmesiİmplant uygulamasından sonra diş etinin iyileşmesi ve implant vidalarına adapte olması gerekir. Bu aşamada yapılması gerekenler düzenli olarak diş hekimi tarafından kontrol edilmek ve uyulması gereken hijyen kuralları gibi kurallara uymaktır.  İmplant Kapaklarının Çıkarılması ve İyileşme Başlıklarının TakılmasıDiş eti iyileşme aşamasından sonra röntgen çekilerek implant kapaklarının artık çıkıp çıkmayacağı belirlenir. Diş eti, implant kapaklarının çıkabileceği kadar iyileşmiş ve tedaviye adapte olmuş ise kapakların yerine iyileşme başlıkları takılır. İyileşme başlıkları hastanın diş eti yapısına göre 1 ila 6 ay aralığında implant üzerinde kalabilir.  Diş Protezinin Yerleştirilmesiİmplant tedavisinin son adımı elbette ki diş protezinin yerleştirilmesidir. İmplantın üst tarafı diş eti protezi ile doldurulur ve doğal diş görünümü elde edilir. Bu son aşamadan sonra hasta zaman içerisinde dişini doğal bir diş gibi kullanmaya başlar. Devlet hastaneleri diş teli takıyor mu? Ücreti Genç Yaşta İmplant Yapılması Mümkün Mü?Genç yaşta implant yapılması mümkündür. Bazı kişiler 20’li yaşlar gibi oldukça genç yaşlarda diş kaybı ya da çürümesi gibi çeşitli nedenlerden dolayı implant tedavisine başlayabilirler. Ancak, implant tedavisinin 20 yaşından küçük hastalara uygulanması tavsiye edilmez. Bu durumun sebebi kişinin 20 yaşına kadar kemik büyümesinin devam edebilmesidir. Başarısız İmplant Belirtileri Nelerdir?Başarısız implant belirtileri başlıca şunlardır:         Diş ağrısı         Çok rahatsız edici düzeydeki ağız kokusu         Diş iltihabı         Diş eti çekilmesi         Dişi kullanamama (acıdan dolayı)         Dişin çok fazla hareket etmesi         Ağız içinde alerjik reaksiyonlar görülmesi

Uzman Psikolog Duhan Töre, mesleki zorbalık ve yıkıcı etkileri hakkında uyarılarda bulundu!

11 Şubat 2024 at 14:51
Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Duhan Töre, siber ve mesleki zorbalığı neden olabileceği etkiler üzerinde açıklamalar da bulundu. Sivas Medicana Hastanesi'nden Uzman Psikolog Duhan Töre, meslek gruplarının da siber zorbalığa maruz kalabileceğine dikkat çekti. Töre, mesleki eleştirilerin bilgi eksikliğinden kaynaklanabileceğini ve kişinin ruh hali veya fiziksel özellikleri gibi kişisel unsurlara odaklandığında mesleki zorbalığa dönüşebileceğini vurguladı. Bu tür durumların kişilerin performansını olumsuz etkileyebileceğini belirten Töre, örnekler verdi. Bir psikoloğun ağlamasının profesyonelliğe aykırı algılanabileceğini, ancak bunun mesleki yetersizlikle karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Diyetisyenlerin de fiziksel görünümleri nedeniyle eleştiriye maruz kalabileceğini ve her meslek dalında deneyimin önemini vurguladı. Töre, eleştirel yaklaşımların depresyon, şiddet, öfke kontrolü kaybı ve intihar gibi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Siber ve mesleki zorbalığın ciddi bir stres kaynağı olduğunu ve içe kapanma, toplumdan uzaklaşma gibi problemlere yol açabileceğini söyledi. Töre, ülkemizde gençler arasında sıkça yaşanan mesleki zorbalığın önlenmesi için empati ve anlayışın önemini vurguladı. "SİBER ZORBALIK İNTİHAR GİBİ EYLEMLERE NEDEN OLABİLİYOR"Siber ve mesleki zorbalığın intihara neden olabileceğini belirten Duhan Töre, “Siber zorbalık aslında teknoloji aracılığıyla yapılan bir durumdur. Kişiye fiziksel bir temasla yapılan zorbalık durumu değildir, sosyal medya üzerinden yapılan zorbalıktır. Zorbalık yapılan gönderinin altına yapılan yorumlardan uygulanabiliyor. Bu yorumlar kişinin karakteristik özelliklerine karşı olabiliyor, bu yorumlar daha eleştirel yaklaştığı için kişide depresyon, şiddet, öfke kontrolü ve intihar gibi eylemlere neden olabiliyor. Ciddi bir stresten bahsediyoruz, stresle birlikte çok yoğun şekilde içe kapanıklık ve yaptığı işten, toplumdan uzaklaşma hali gibi süreçler görüyoruz. Kişilerin kendi iç görülerine göre eleştiri yapması zorbalık haline geliyor. Kişi kendi düşüncesine göre eleştiride bulunuyor. Karşı tarafın hayat görüşü, nasıl hissettiğine bakmaksızın kendi tarafında kendi düşünceleriyle eleştiri yaptığı için normal gelebiliyor. Kişilerin aldığı eğitimle bağlantılı olarak icra ettiği bir mesleği var. Meslekleri kişilere ve insanlara yardımcı olmada kullanıyoruz. Fakat bazı alanlarda kişi bunu kendine uygulamadığı zaman siber veya mesleki zorbalığa maruz kalabiliyorlar. Mesleki açıdan bilgi eksikliği varsa eleştirilmesi normal bir durum, kişinin ruh hali, fiziksel özellikleri gibi mesleğiyle alakalı kendisinde bulunmasını bekledikleri veya yaptıkları eleştirel mesleki zorbalıktır. Kendi mesleğim açısından bir psikoloğun ağlarken dışarda görünmemesi veya gören kişilerin nasıl psikolog, psikolog ağlar mı gibi örnekler verebiliriz” ifadelerinde bulundu. Açıklamasının devamında Töre, şöyle konuştu: “Mesleki zorbalık, tamamen mesleği karaktere büründürmek aslında bu alanda bir psikolog ağlayabilir, travma da geçirebilir. Profesyonellik açısından bunu mesleğine yansıtmaması gerekir, ancak böylesi durum yaşadığında mesleğe karşı kişinin yeterli değilmiş algısı uyandırmakta, bu durumda olumsuz eleştirilere sebebiyet vermektedir. Örnek olarak verecek olursak bir diyetisyenin fiziki açıdan iyi bir görüntüde olmasını bekliyoruz çünkü mesleğin inandırıcılığı ve görseli kendisiymiş gibi bir algı oluşuyor. Bu alanda kişinin sağlık problemleri olabilir, kişinin kilo verme istemi olmayabilir veya halinden memnun olabilir. Mesleklerde deneyim çok önemli bir noktada bulunuyor ancak bu durumda kişinin ne kadar yaptığıyla alaka değil kişinin kendisini ne kadar geliştirdiğiyle alakalıdır. Mesleki açıdan gelişim bizim ülkemizde aşırı eleştirilen bir taraf çünkü her konuda her şeyin bilinmesi bekleniyor. Kişi karşında ki insanın her noktadan geleceğini bilerek kendini geliştiriyor ancak eksiklikler olabiliyor. Mesleği yapan kişide görmeye geçtiğimiz de ciddi sorun olabilir ve ülkemizde ciddi eleştiriler yapılıyor. Mesleki zorbalık hakkında ülkemizde çok fazla araştırma bulunuyor genel olarak gençler arasında yaşanan siber zorbalıktan bahsediliyor. Siber zorbalığı kendimizi kişinin yerine koyarak, kişinin ne hissettiğini düşünerek veya o kişinin insan olduğunu ve duygularını olduğunu her alanda mükemmel olamayacağını bazı alanlarda eksik kalabileceğini düşünerek değerlendirmemiz gerekiyor.”

İşe giriş sağlık raporu nereden alınır?

11 Şubat 2024 at 13:39
İşe giriş sağlık raporu, bazı özel iş pozisyonları haricindeki tüm pozisyonlar için herhangi bir sağlık kuruluşundan alınabilir. Bu sağlık kuruluşlarına özel hastaneler, sağlık ocakları ve semt poliklinikleri gibi küçük çaplı kuruluşlar da dahildir. İşe Giriş Belgeleri Nelerdir?İşe giriş için istenen belgeler, söz konusu olan iş pozisyonuna ve nasıl bir kurum ya da kuruluşta işe girileceğine göre değişkenlik gösterebilir. Ancak, genel olarak işe giriş sürecinde istenen belgeler şunlardır: Kimlik fotokopisiVesikalık ya da biyometrik fotoğrafSağlık raporuDiplomalarSöz konusu ise sertifikalarAdli sicil kaydıİkametgâh belgesi4C İşe Giriş Bildirgesi Nasıl Alınır?4C işe giriş bildirgesi almak için e-Devlet sistemini kullanabilirsiniz. İşe giriş bildirgesi için https://www.turkiye.gov.tr/4c-tescil-kaydi linkini ziyaret etmeniz gerekir. Linke tıkladıktan sonra işe giriş ve çıkış bildirgesi gibi birçok belgeye ulaşabilirsiniz. İşe Alım Süreci Ne Kadar Sürer?İşe alım sürecinin ne kadar süreceği hem size hem de işverene bağlı bir durumdur. Ortalama olarak işe alım süreçleri 4 hafta içerisinde tamamlanmaktadır. Ancak, yoğunluk ya da eksik bilgi ve belge gibi faktörler söz konusu olursa bu süre çok daha fazla uzayabilir. İşe Giriş Sürecinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?İşe giriş süreci hem kabul edilme noktası hem de kabul edilip işe alındıktan sonraki ilk zamanlar açısından oldukça stresli bir süreçtir. Bu süreçte bazı önerilere dikkat etmeniz iş hayatınızın uzun ve başarılı olması açısından önemlidir. İşe giriş sürecinde dikkat etmeniz gereken öneriler şunlardır: Aceleci Davranmayın Özellikle de yeni mezun olan ve ilk işine sahip olacak kişiler başta olmak üzere birçok kişi, işe alım sürecinde aceleci davranmaktadır. Bu acelecilik bir an önce pozisyona kabul edildiğini öğrenme arzusu ya da pozisyona kabul edilse bile hemen işlemlerin tamamlanmasını isteme üzerine olabilir. Aceleci davranmak hem sizin yanlış belge ve bilgi vermeniz gibi durumlara yol açabilir hem de işvereninizi rahatsız edebilir. Bu yüzden işe giriş sürecinde aceleci davranmamalısınız. Yalan Söylemeyin İşe giriş sürecinde en çok yapılan hatalardan bir tanesi özgeçmişte ve yeteneklerde yalan bilgilere yer vermektir. Bu yalan bilgilere yer verme durumu bazen mülakatlarda bile ortaya çıkmayabilir. Kişi bu noktada rahatlayıp yalan attığı özelliklerinin ortaya çıkmayacağını düşünse de muhtemelen yalanı ortaya çıkacaktır. Bu durumun sebebi bir insanın işi almak için atacağı yalanın muhtemelen o iş için aranan önemli bir özellik olması ile ilgilidir. Bu önemli özellik er ya da geç iş esnasında kullanmanız gereken bir şey olacaktır ve bu esnada yalanınız ortaya çıkacaktır. Yalanınızın ortaya çıkması, işten atılmanıza kadar varacak olumsuz sonuçlarla sonuçlanabilir. Herkesle İyi Anlaşmaya Çalışmayın Özellikle de iş dünyasına yeni adım atan ve eğitim sürecinde de staj dönemi gibi iş dünyasını anlayabileceği bir dönem yaşamayan kişiler, ilk işlerine başladıkları zaman işyerindeki herkesle iyi anlaşmaya çalışırlar. Ancak, tıpkı özel hayatınızda olduğu gibi işyerinizde de herkesle aranızın iyi olmasının pek mümkün olmadığını kabullenin. İş arkadaşlarınızla aranızda takım çalışmasına yetecek kadar güven ve saygı olması yeterlidir. Çekingen Olmayın İşe giriş sürecinde özellikle de ilk kez çalışan insanlar başta olmak üzere birçok kişi, çekingen davranabilir. Ancak, çekingenlik durumu başarınızı ve bilgi birikiminizi gölgeleyebilir. Bu yüzden çekingen davranmamaya önem vermeniz gerekir.

Çiğ kahvenin faydaları nelerdir?

11 Şubat 2024 at 12:33
Çiğ kahve, ölçülü bir şekilde tüketilirse kalp hastalıkları ve Parkinson için önleyici olabilir. Buna ek olarak çiğ kahvenin saça da büyük faydaları vardır. Çiğ kahve, şampuanla karıştırılarak peeling gibi saça uygulanırsa hem saçlı deriyi arındırır hem de saçların yumuşamasına yardımcı olur. Kuru Kahve Yemek Uyku Açar Mı?Kahvenin uyku açıp açmadığı, kişiden kişiye göre değişebilir. Birçok kişi kahve içerek ya da kuru kahve yiyerek uykularının kaçtığını söylese de bazı insanlar için kahvenin uyku üzerinde herhangi bir etkisi olmayabilir. Ancak, sert bir kahve tüketmek çok yorgun değilseniz daha uyanık olmanıza yardımcı olabilir. Toz Kahve Yemenin Zararları Nelerdir?Toz kahve yemenin zararları çoğunlukla gereğinden fazla tüketim söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Gereğinden fazla kahve yemeniz ya da içmeniz, ülser ve migren gibi ciddi derecede rahatsız edici hastalıklar ile karşı karşıya kalmanıza yol açabilir. Çiğ Kahve Yemek Zayıflatır Mı?Çiğ kahve, yalnız başına zayıflamanızı sağlayamaz. Herhangi bir yiyecek ya da içecek ile zayıflamanız mümkün değildir. Ancak, kahve gibi bazı şeyler sayesinde zayıflama sürecinde daha rahat olabilirsiniz. Özellikle de sabah kahvaltı yapmadan önce kahve içmek ve kahvaltı yapma süresini geciktirmek ya da geç uyanan bir insansanız kahve içerek sonrasında öğle yemeği yemek, zayıflama sürecinde daha tok hissetmenize yardımcı olabilir. Kahve, ölçülü bir şekilde tüketilirse ve şeker ile beraber kullanılmazsa metabolizmanızın hızlanmasına ve tok hissetmenize yol açarak zayıflamanıza yardımcı olabilir. Kahve Çeşitleri Nelerdir?Kahve çeşitleri, oldukça fazladır. En çok tüketilen kahve çeşitleri başlıca şunlardır: Türk Kahvesi Türk kahvesi, kültürümüzde önemli bir yer edinmiştir. Ülkemizde birçok kişi her gün en az bir tane Türk kahvesi içmektedir. Türk kahvesi hem formu hem tadı hem de sunuluş şeklinden dolayı dünyada popüler olan birçok kahveden farklıdır. Türk kahvesi günde bir ya da iki fincan tüketildiği taktirde metabolizmayı hızlandırma ve tokluk hissi sağlama gibi faydalı etkilere sahiptir. Filtre Kahve Filtre kahve, son dönemlerde ne çok tercih edilen kahve çeşitlerinden biri olmuştur. Filtre kahve, farklı demleme yöntemleri ile demlenir ve demleme yöntemine göre sert ya da hafif bir tada sahip olabilir. Piyasada aromaya da sahip olan birçok filtre kahve bulunmaktadır. Bazı insanlar filtre kahveyi sütlü ve şekerli de tüketebilirler. Ancak, filtre kahvenin en sağlıklı formu aromasız, şekersiz ve sütsüz halidir. Espresso Espresso, sunum şekli açısından Türk kahvesine en çok benzeyen kahve çeşididir. Espresso da tıpkı Türk kahvesi gibi ağır bir tada sahip olduğu için oldukça küçük bardaklarda sunulur. Espresso, kahve çeşitleri arasından en ağır olanlardan biridir. Bu yüzden birçok kişi bu sert tat sayesinde ayılmak için bu kahveyi sıklıkla tüketir. Americano Americano, filtre kahve ve Espresso sevenlerin bayılacağı bir kahve çeşididir. Bu kahve çeşidi ne Espresso kadar sert ne de filtre kahve kadar hafif bir tada sahiptir. Bu yüzden orta sertlikte kahve seven kişilerin tercihidir. Latte Latte, yumuşak içimli ve sütlü kahveleri sevenlerin bayılacağı bir kahve çeşididir. Latte, az miktarda Espresso ve bolca süt içermektedir. Buna ek olarak Latte, süt köpüğü ile süslenerek sunulur. Buna ek olarak Latte, bazı şurup çeşitleri sayesinde aromalı olacak şekilde de hazırlanabilir.

❌
❌