Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Dün — 24 Şubat 2024NTV

2. Mehmet operası bu akşam AKM'de seyirciyle buluşacak

Tarafından: NTV
24 Şubat 2024 at 15:20
2. Mehmet operası bu akşam AKM'de seyirciyle buluşacak

Dünyaca ünlü besteci Gioachino Rossini ve librettist Cesare della Valle tarafından kaleme alınan "2. Mehmet" (Maometto II) operasının prömiyeri bu akşam Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirilecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) bünyesinde sahnelenecek eser, Fatih Sultan Mehmet'in Venedik Cumhuriyeti hakimiyetindeki Eğriboz kuşatması sırasında yaşadıklarını anlatıyor. Eser aynı zamanda Gioacchino Rossini'nin en yenilikçi ve iddialı operası olarak değerlendiriliyor. Ünlü orkestra şefi Alessandro de Marchi'nin yönetimini üstlendiği esere İDOB Orkestrası eşlik ederken, rejiyi daha önce birçok Gioacchino Rossini oyunu sahneye koyan Renato Bonajuto yönetiyor. Eserin dekor tasarımını Zeki Sarayoğlu, kostüm tasarımını Gizem Betil, ışık tasarımını Ahmet Defne yaparken, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu’nu Paolo Villa yönetiyor. Eserdeki koreografi ise Nil Berkan İmzalı.TÜM DEKOR VE KOSTÜMLER İDOB ATÖLYELERİNDE HAZIRLANDI Operanın rejisörü Renato Bonajuto, orkestra şefi Alessandro de Marchi, oyuncular Mert Süngü, Burak Bilgili ve İDOB Müdürü Caner Akgün prömiyer öncesi yapılan son provada AA muhabirine açıklamalarda bulundu. AKM ve İDOB'un tüm imkanlarının kullanıldığı hacimli bir operanın repertuvara eklenmesi hakkında Akgün, marangozdan kunduracısına, demirden boyahanelere kadar tüm prodüksiyonu yerli imkanlarla İDOB atölyelerinde yaptıklarını anlattı. Akgün, "Yaş sınırı düşük bir seyirci kitlemiz var. Gençlerin ve orta yaşlı kesimin de Fatih Sultan Mehmet'in bu incelikli yapısını tanımaları bizi çok mutlu ediyor." dedi. "BÖYLE BİR SAHNEYİ AVRUPA'DA BULMAK ÇOK ZOR OLUYOR" Rejisör Renato Bonajuto, AKM Türk Telekom Opera Salonu teknolojisinin gelişmiş olduğuna değinerek, "2. Mehmet" gibi komplike bir sahne kurgusuna sahip operada, dönen sahne, asansör gibi tüm imkanlardan yararlandıklarını söyledi. Bu eser için sahnedeki bütün özellikleri kullandıklarını belirten Bonajuto, "Dönen sahne, asansörler, ışıklar. Mutluyuz, çünkü böyle bir sahneyi Avrupa'da bulmak çok zor oluyor. Bu çok büyük bir şans İstanbul için, Türkiye için." diye konuştu. Orkestra şefi Alessandro de Marchi ise, Türkiye'de ilk defa bulunmanın kendisi için çok güzel bir his olduğunu, İDOB Orkestrası ile yakaladıkları uyumla birlikte ilk anından beri kendini evinde gibi hissettiğini ifade etti. AKM sahnesi hakkında Marchi, "Burada ufak detaylar üzerine çalışma imkanı bulduk. Bu kadar çok sesin, enstrümanın olduğu aynı zamanda gerçek bir atın olduğu bir sahnede detaylar önemli. Büyük resmin güzelliği buradan geliyor." değerlendirmesini yaptı. "BU OPERANIN EVRENSEL BİR FİKRİ VAR" Oyunu daha önce Almanya'da da oynadıklarını ve Alessandro bir Rossini uzmanıyla çalışmanın çok keyifli olduğunu söyleyen Mert Süngü de, "Bu operanın evrensel bir fikri var. Fatih Sultan Mehmet yurt dışında da çok önemli bir figür, İtalya'da özellikle. Rossini'nin bunu yazma sebebi de bu." diyerek, herkesin kendisinden bir parça bulabileceği "2. Mehmet" operasına sanatseverleri davet etti. Operada 2. Mehmet rolünde oynayan Burak Bilgili ise eserin dayandığı Eğriboz savaşının çok bilinmediğinden bahsederek, yurt dışında birçok sanatçının Türklere bakarken bir merhamet gördüğünü, hayranlık beslediğini aktardı. Rossini'nin teknik olarak Türkleri kahramanca bir bas tonla yazdığı yorumunda bulunan Bilgili, "Rossini, bir Türk opera sanatçısının Türk karakterini söyleyeceğini hayal edemezdi." ifadesini kullandı. Eser, 24 Şubat'taki prömiyerinin ardından 28 Şubat, 2 ve 6 Mart'ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sanatseverlerle buluşacak. "2. Mehmet" operasında "2. Mehmet" rolünde Burak Bilgili ve Doğukan Özkan, "Anna" rolünde Dilruba Bilgi ve Gülbin Günay, "Calbo" rolünde Barbora Hitay, Asude Karayavuz ve Esen Demirci, "Paolo Erisso" rolünde Mert Süngü ile Ufuk Toker, "Condulmiero" rolünde Berk Dalkılıç ve Yoel Keşap, "Selim" rolünde Hazal Ata ve Anıl Önder dönüşümlü olarak oynuyor.

Johnny Deep-Prens Selman dostluğu: Ünlü aktör Kaşıkçı cinayetini sordu

Tarafından: NTV
24 Şubat 2024 at 08:33
Johnny Deep-Prens Selman dostluğu: Ünlü aktör Kaşıkçı cinayetini sordu

Karayip Korsanları filmleriyle ününe ün katan, Amerikalı oyuncu Johnny Depp'in, Suudi Arabistan'ın "Kültür Elçisi" olmayı değerlendirdiği iddia edildi. Geçtiğimiz yıl özel davetle Suudi Arabistan'da sık sık zaman geçiren Depp'in, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'la da derin bir arkadaşlık bağı kurduğu ve Veliaht Prens'e, "Cemal Kaşıkçı'ya ne olduğunu" sorabildiği iddia edildi.

Dünyaca ünlü oyuncu Johnny Depp ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın yakın bir arkadaşlık bağı kurduğu iddia edildi. Depp'in rekor bir sözleşmeyle Suudi Arabistan'ın Kültür Elçisi olabileceği öne sürülüyor. Popüler kültür dergisi Vanity Fair, ikili arasındaki dikkat çeken dostluğu yazdı.  Habere göre Depp, son bir yıl içinde, 7 haftadan fazla bir süre Suudi Arabistan'da vakit geçirdi. Kraliyet saraylarında kaldı, ülkeyi yat ve helikopterle gezdi. Hatta Prens'in özel uçağıyla Londra'da bir konsere gitti ve geri döndü.  Suudi Arabistan'ın Kültür Bakanı olan, Muhammed bin Selman'ın kuzeni Prens Badr bin Farhan Al Saud aracılığıyla tanışan ikilinin derin bir dostluk bağı kurduğu belirtiliyor.

CEMAL KAŞIKÇI SORUSU Hatta ikili arasındaki arkadaşlık o kadar ilerledi ki, Johnny Depp'in Veliaht Prens'e, "Cemal Kaşıkçı'ya ne olduğunu" sorabildiği iddia edildi. Habere göre Prens, Depp'in sorusunu rahatlıkla cevapladı. Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın düşmanlarıyla birlikte çalışan bir casus olduğunu söyledi. Prens Selman, Kaşıkçı hakkında yalnızca gözaltı emri verdiğini ancak bu talimatın, Kaşıkçı'nın öldürülmesi halinde kendisinin mutlu olacağına inanan bazı Suudi yetkililer tarafından yanlış anlaşıldığını iddia etti. Cinayet emri vermediğini dile getiren Prens Selman, yine de sorumluluğu üstlendiğini belirtti. 

"KÜLTÜREL DEVRİMİ BİRİNCİ ELDEN TECRÜBE ETTİM" Dergiye konuşan Johnny Depp ise Suudi Arabistan deneyimini değerlendirdi. Önceleri Suudi Arabistan hakkında bilgisiz olduğunu söyleyen Depp, "Ancak sonra orada yaşanan kültürel devrimi birinci elden tecrübe ettim." ifadelerini kullandı. Amerikalı aktörün, Suudi Arabistan'ın "kültürel rönesansını" tanıtmak için yıllık 7 basamaklı bir sözleşmeyi değerlendirdiği iddia ediliyor. Suudi Arabistan, Prens Selman'ın "Vizyon 2030" hedefleri kapsamında, madencilikten gayrimenkule, spordan turizme kadar pek çok alanda yüklü yatırımlar yapıyor. Riyad yönetimi, yeni gelir kaynakları ile petrole olan bağımlılığı ortadan kaldırmaı hedefliyor.

Dünden önceki günNTV

SİYAD Onur ve Emek ödüllerinin sahipleri belli oldu

Tarafından: NTV
20 Şubat 2024 at 13:51
SİYAD Onur ve Emek ödüllerinin sahipleri belli oldu

Sinema Yazarları Derneğince (SİYAD) 56. SİYAD Ödülleri'nde verilecek onur ve emek ödülleri belirlendi.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından verilen "SİYAD Ödülleri"nde "Onur" ve "Emek" ödüllerinin sahipleri açıklandı. SİYAD'dan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 4 Mart'ta düzenlenecek törenle yönetmen Tomris Giritlioğlu ile oyuncu ve şarkıcı Lale Belkıs'a "Onur Ödülü", oyuncu Necmettin Çobanoğlu'na da "Emek Ödülü" verilecek. Türkiye'nin yakın tarihine odaklanan yönetmen Tomris Giritlioğlu, toplumsal ve siyasi olayların insanların hayatını nasıl etkilediğini sinemada ustaca anlattı. Oyunculuğu kadar şarkıcılığıyla da Türk sinemasına önemli katkılar sunan Lale Belkıs, Sophia Loren, Ava Gardner ve Cahide Sonku'ya sesini verdi. Altın Palmiye ve Oscar ödülü alan filmlerde rol alan Necmettin Çobanoğlu ise "Katırcılar", "Mülteci", "Küçük Özgürlük", "Kuzu", "Karşılaşma", "Eve Dönüş", "Saklı Düşler" ve "Güz Sancısı" gibi yapımlarda oynadı.

Modern Dans Topluluğu Winterreise eserini sahneleyecek

Tarafından: NTV
14 Şubat 2024 at 16:47
Modern Dans Topluluğu Winterreise eserini sahneleyecek

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) Modern Dans Topluluğu MDTistanbul, "Winterreise" (Kış Yolculuğu) eseriyle 17 Şubat’ta, Kadikoy Belediyesi Süreyya Opera Salonu'nda sanatseverlerle buluşacak.

İDOB'dan yapılan açıklamaya göre topluluk, Avusturyalı besteci Franz Schubert'in bestelediği, Alman şair Wilhelm Müller'in kaleme aldığı 24 parçalık şiir dizisi Winterreise eserini yorumlayacak. Dramatik bir yolculuğu anlatan eser, aşkı kaybederek yalnız yaşayan yolcunun, köyünü ve sevdiklerini geride bırakarak, kendi varoluşunu ve yaşamın anlamını sorgulamasını işliyor. Deniz Özaydın, Evrim Akyay, Emre Karaca, Huri Murphy, İsmet Köroğlu, Mert Öztekin ve Tuğçe Göncü'nün koreograf olarak yer aldığı eserin librettosu ve yönetimi Mert Öztekin’e ait. Eser, bariton Kevork Tavityan ile yaylı çalgılar dörtlüsü Aslı Ceren Gürkan, Pınar Gizem Korkmaz, Verda Gül ve Gözde Öcal Güvemli'nin eşliğinde sahnelenecek. Kağıt israfına dikkati çekmek ve geri dönüşüme katkı sağlamak amacıyla farklı kurumlardaki atık kağıtların kullanıldığı etkinliğin dekor ve kostüm tasarımını Olcay Engin Kaymaz, görsel ve ışık konseptini Burhan Yücel üstlendi. Eser, 20 Şubat'ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde, 5 Mart ve 2 Nisan’da Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Sahnesi’nde yeniden sahnelenecek.

Yılın Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Ödülü'nü kazanan belli oldu

Tarafından: NTV
9 Şubat 2024 at 09:32
Yılın Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Ödülü'nü kazanan belli oldu

İngiliz Doğa Tarihi Müzesi tarafından düzenlenen, Yılın Yaban Hayatı Fotoğrafçısı yarışmasında kazanan belli oldu. Dünyanın dört bir yanından yaban hayatı fotoğrafçılığı ve doğa tutkunlarının oyladığı 25 fotoğraf arasında buz kütlesinin üzerinde uyuyan kutup ayısı fotoğrafı yarışmayı kazandı. İşte Yılın Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Ödülleri'nde finale kalan fotoğraflar...

1- Buzdağı üstünde uyuyan kutup ayısı (Nima Sarıkhani) 75 bin kişinin katıldığı oylamada, Norveç'te çekilen bu poz birinci oldu. Doğa Tarihi Müzesi müdürü Dr Douglas Gurr, "Sarıhani'nin nefes kesici ve dokunaklı görüntüsü, gezegenimizin güzelliğini ve kırılganlığını görmemize olanak sağlıyor" dedi. Yarışmada finale kalan diğer 4 fotoğrafçı ve eserleri şöyle:
2- Ebeveynleri tarafından yalanarak temizlenen yavru aslan (Mark Boyd) 25 eserin oylandığı yarışmada, ikinci sırayı Kenya'da çekilen bu fotoğraf aldı.
3- Kuzey Işıkları ve denizanası (Audun Rikardsen) Yarışmada ilk beşe giren eserlerin 30 Haziran'a kadar İngiltere'deki Doğa Tarihi Müzesi'nde sergileneceği açıklandı.
4- Gülümseyen kaplumbağa (Tzahi Finkelstein)
5- Sığırcık sürüsü (Daniel Dencescu)

Evrim Demirel ile klarnet ustası Vasilis Saleas aynı sahneyi paylaşacak

Tarafından: NTV
3 Şubat 2024 at 01:41
Evrim Demirel ile klarnet ustası Vasilis Saleas aynı sahneyi paylaşacak

Besteci, piyanist ve akademisyen Evrim Demirel, Yunanlı klarnet ustası Vasilis Saleas ile 7 Mart'ta müzikseverlerle buluşacak.

Sanatçı Evrim Demirel, "Makamsız Project" ve "Kadim" albümlerinden oluşan repertuvarıyla Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda sahne alacak. Eserlerinde Türk müziği ile cazı birleştiren Demirel, müzikal hayatına ve çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, müziğe olan sevgisinin çocukluk yıllarında başladığını söyledi. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi'ndeyken piyano çalmaya başladığını dile getiren Demirel, "Daha sonra kompozisyona merak saldım. Lise yıllarında da caza çok meraklıydım. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi'nde kompozisyon okudum. Oradan Hollanda'ya geçtim, hem caz piyano hem kompozisyon okudum. Hollanda'ya giderek müzik hayatımda önemli bir merhale kat etmiş oldum" dedi. Demirel, yüksek lisans öğrenimini Amsterdam Konservatuvarında Theo Loevendie ile kompozisyon dalında tamamladığını belirterek, "2007'de Türkiye'ye döndüm. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarında doktoramı yaptım. Akademik kariyerim bir yandan devam etti. 2017'de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında caz bölümünü açtık. 2021'de profesörlüğümü aldım. Şu anda Caz Ana Sanat Dalı Başkanı olarak görev yapıyorum" diye konuştu.

Hem besteci hem de caz piyanisti olarak aktif bir sanat hayatının olduğunu aktaran başarılı müzisyen, "Bugüne kadar sahne müzikleri, opera, senfonik yapıtlar, oda müzikleri besteledim. Eserlerim çok çeşitli ülkelerde seslendirildi, özellikle Avrupa ülkelerinde. 2022'de 'Avrupa Bestecilik Ödülü'nü kazandım. Yakın zamanda Gedik Filarmoni Orkestrası için bir piyano konçertosu besteledim. Bir yandan caz çalışmalarım devam ediyor. Şu ana kadar çeşitli albümlerim yayınlandı. En son yayınlanan albümüm 'Kadim' ve 'Makamsız Project'. CRR'de de bu albümlerin konserini yapacağız. Çeşitli müzisyenlerle iş birliği ile konserler vermeye devam ediyorum" dedi.

Türk müziğinden oldukça etkilendiğinin altını çizen Demirel, "Bu alanı tanımaya çalışıyorum. Bu alanda aktif olan yakın arkadaşlarım var. Onlarla iş birliği yapmak beni çok besliyor. Çünkü Anadolu toprakları her anlamda, müzikal anlamda da çok zengin. Bu mirastan yararlanmayı kendime hak görüyorum ve Türk müziği, caz ve klasik müzikle ilgili işleri birleştiriyorum" değerlendirmesini yaptı.

Evrim Demirel, son çıkan albümlerine ilişkin "Kadim, aslında Anadolu topraklarında antik dönemden bu yana olan seslerin bana iletilmesi diyebilirim. İçerisinde bana ait 5 beste var. Birincisi Kadim, ikincisi Ziggurat, İlk Peşrev, Meddah ve Su eserleri. Bunların hepsinde derinlemesine bir Türk müziği var. Burada önemli bir isim de var; Murat Tırnak. Tırnak, Türk müziği nefesli sazlarını virtüöz düzeyinde çalabilen bir duayen ve çeşitli çalgıları çalıyor albümde. Mesela Kadim'de duduk, Ziggurat'ta zurna, İlk Peşrev'de ney var. Bir yandan da içinde caz müzisyenleri var, Kaan Yıldız ve benim gibi. Bu albümde çeşitli müzisyenler ortak bir alanda buluşup, yeni bir söylem peşinde koşuyor. Makamsız Project de caz ve Türk müziğini bir araya getiren dünya müziği projesi. Bu dünya müziği projesine çok önemli bir konuk getiriyoruz. Vasilis Saleas, makamsal klarnet ekolünün önemli temsilcilerinden birisi. Makamsız Project ile onu ağırlamak çok heyecan verici. 7 Mart'ta yapacağımız konser, Vasilis'in katkılarıyla daha da ilgi çekici olacak" ifadelerini kullandı. Makamsız'ın kendisinin ortaya koyduğu bir kavram olduğuna işaret eden Demirel, "Hatta Alman müzikolog Martin Greve, yıllar sonra 'Makamsız' isminde, Türk müziğini incelediği bir kitap yazdı. Orada da benim makamsız kavramıma gönderme yaptı. O yüzden çok mutluyum. Makamsız aslında 2006 yılında Kalan Müzik'ten ilk defa yayınladığım albümün ismi. Orada Türk müziği ile çağdaş müzik arasında bir dünya yaratmaya çalışmıştım. Yıllar sonra Türkiye'de vizyonumu anlayacak ve onu paylaşabilecek müzisyenlerle karşılaştıktan sonra 'Makamsız Project', yani onun caz dünyasındaki karşılığını ürettim. Müzisyenlik hiç bitmeyen bir iş. Bizim için istikrar, çalışmak, üretmek, devamlılık her şeyden daha önemli" ifadelerini kullandı.

"TARİHTEN ÇOK ETKİLENİYORUM"

Demirel, yeni konser rotası için önemli festivallerle görüşme halinde olduklarını kaydederek, eserlerinde ilham aldığı noktalara dair şunları söyledi: "Tarihten çok etkileniyorum. Bu topraklara dair konularla ilgileniyorum ve bunlara dair eserler ortaya koyuyorum. Bunlardan birisi 'Ninatta'. 2017'de İstanbul Devlet Opera ve Balesi bu operamı sahneledi. Librettosu Ahmet Ümit'e ait. Beraber çalıştık. Başka bir operam Freiburg'da sahnelendi. Onun da ismi 'Europa'. Fenikeli bir kadının kaçırılması, Zeus'un boğa kılığında onu Avrupa'ya taşımasıyla ilgili. Ninatta da Hititlerle ilgili. Bu tarihi konular cezbediyor ve bu tip çalışmalara devam ediyorum." Cazın içerisinde doğaçlama bir müzik olduğunun altını çizen Demirel, "O anda hislerinizi filtresiz olarak sunabiliyorsunuz. Bu çok çekici. Orada müthiş bir özgürlük alanı olduğunu düşünüyorum" dedi. Seneye sahnelenmesi planlanan bir müzikal üzerine çalıştığını aktaran müzisyen Demirel, Kudsi Ergüner, Okay Temiz ve Erkan Oğur'un aralarında olduğu müzisyenlerle birlikte çalışmanın sanat hayatına önemli izler bıraktığını sözlerine ekledi.

Barış Manço vefatının 25. yıl dönümünde anılıyor

Tarafından: NTV
1 Şubat 2024 at 08:55
Barış Manço vefatının 25. yıl dönümünde anılıyor

Gülpembe, Dağlar Dağlar, Unutamadım, Arkadaşım Eşek gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan usta sanatçı, çocukların 'Barış Ağabeyi' Barış Manço vefatının 25. yıl dönümünde anılıyor. İşte Anadolu rock türünün kurucuları arasında sayılan, modern zamanların ozanı Barış Manço hakkında bilgiler ve bilinmeyen fotoğrafları...

Türkiye'nin efsane sanatçılarından biri olan, 1 Şubat 1999 yılında kaybettiğimiz Barış Manço vefatının 25. yıl dönümünde anılıyor...
2 Ocak 1943 yılında İstanbul'da doğan Barış Manço, Türkiye'de rock müziğin öncüleri arasındadır. Manço'nun müziğe başlangıcı ise Galatasaray Lisesi'nde oldu.
ilk 45'liği Grafson Plak etiketiyle 1962 yılında yayınlandı. Barış Manço, Eylül 1963'te Belçika Kraliyet Akademisi'nde yüksek öğrenim görmek için Türkiye'den ayrıldı.
1970 yılının Kasım ayında, Dağlar Dağlar adlı plağını yayınladı. 700.000'den fazla satan Dağlar Dağlar'la birlikte yıldızı parladı. Dağlar Dağlar, Manço'ya Platin Plak Ödülü'nü kazandırdı.
1981 yılının sonlarına doğru "Sözüm Meclisten Dışarı" albümünü çıkaran Manço, müzikal kariyerinin zirve noktalarından birini yaşadı. Aynı yıl ilk kez baba olma heyecanını tattı.
Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı.
Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe, Almanca , Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı.
Hazırladığı televizyon programıyla Dünya'nın pek çok ülkesine giden Manço 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Unvanı'na layık görüldü. Manço, 1 Şubat 1999 tarihinde, 56 yaşındayken Kadıköy'deki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.
Ünlü sanatçının küçük oğlu Batıkan Manço, geçtiğimiz yıl babasına olan özlemini dile getirmişti. Barış Manço’nun vefat ettiği sırada 15 yaşında olan oğlu Batıkan Manço, ölüm haberi ile hayatının altüst olduğunu, “Kamyon çarpmışa döndüm” sözleriyle anlatmıştı.
"HİÇ TANIMAYANLAR ŞARKILARINI EZBERE SÖYLÜYOR" Müzikle uğraşan Doğukan Manço’nun yanı sıra Batıkan Manço, ailenin kameralara daha uzak duran en küçük ferdi. 18 yıl boyunca babasına olan saygı ve sevginin hiç eksilmeden devam ettiğini bundan da büyük gurur duyduğunu belirten Manço; “Bu yıl 18 yıl olacak. Fakat hiçbir zaman dinmeyen bir sevgi alaka gördük her zaman. En çok gururlandığımız kısımda Barış Manço’yu hiç tanımamış çocuklar bile şarkıları ezbere söylüyorlar ”demişti.
"BABAMIZI KISKANDIK" Müzikle uğraşmasının yanısıra yaptığı televizyon programlarıyla çocukların sevgilisi olan Barış Manço’yu, küçük oğlu o dönemlerde çok kıskandığını anlatmıştı. Batıkan Manço programdaki çocuklardan babasını kıskandığı için programa başvuru yaptığı dönemi şu sözlerle anlatmıştı; “Adam Olacak Çocuk programı ilk başladığı zamanlarda ben ve abim boykot edermişiz hiç televizyonu açmazmışız. Abim odayı terk edermiş ben arkamı dönermişim ama yine de dinlermişim."
"OTURUR ONU İZLERDİM" "Benim babama her zaman hayranlığım vardı. Ne zaman televizyonda görsem radyoda duysam oturur izlerdim dinlerdim. Adam olacak çocuğa katılma talebinde bulundum. Doğukan’ın yaşı kurtarmıyordu ama ben katıldım. Geçenlerde kaydını izlemiştik. Domates biber patlıcan şarkısını domates biber salça diye değiştirmiştim. Programa katılacak kadar şanslıydım.”
Sanatçının yaşadığı ev ise 2010 yılında Kadıköy Belediyesi ve Manço ailesi iş birliği ile müzeye dönüştürüldü.

Notre Dame'ın Kamburu balesi yeniden sahnede

Tarafından: NTV
30 Ocak 2024 at 12:54
Notre Dame'ın Kamburu balesi yeniden sahnede

Çingene kızı "Esmeralda" ile kambur kilise zangocu "Quasimodo"nun aşkını anlatan "Notre Dame'ın Kamburu" balesi, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından şubat ve mart aylarında yeniden sahnelenecek.

İzmir Devlet Opera ve Balesinden yapılan açıklamaya göre, üç sezondur seyirciyle buluşan ve beğeni toplayan "Notr Dame'ın Kamburu" balesi Victor Hugo'nun aynı adlı romanından esinlenerek sahneye uyarlandı. Balenin müziklerine Cesare Pugni, müzik düzenlemesine Bujor Hoinic imza attı. "Notre Dame'ın Kamburu" balesinin koreografisi ve librettosunu ise Göksel Armağan Davran ile Ahmet Volkan Ersoy hazırladı.

Orkestra şefinin Tolga Taviş olduğu eserde, dekor tasarımını Çağda Çitkaya, kostüm tasarımını ise Gülay Korkut üstlenecek. Eserde, birçok fiziksel eksikliğe ve çirkinliğe sahip olmasıyla karakterize edilen zangoç Quasimodo'nun üç saat süren makyajı ve eserin dönemine uygun görkemli dekorları da izleyicinin beğenisine sunulacak. "Notre Dame'ın Kamburu" 1, 3, 6, 8, 10 Şubat ve 2, 4, 6 Mart'ta Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi'nde izlenebilecek

Ata Demirer 3 yıl aradan sonra yeni gösterisiyle sahnelere dönüyor

Tarafından: NTV
24 Ocak 2024 at 22:48
Ata Demirer 3 yıl aradan sonra yeni gösterisiyle sahnelere dönüyor

Komedyen, oyuncu ve müzisyen Ata Demirer, 3 yıl aranın ardından "Ata Demirer Gazinosu" adlı gösterisiyle 16 Şubat'ta izleyicilerle buluşacak.

Ata Demirer, 3 yıl aradan sonra yeni gösterisiyle sahnelere dönüyor.

Türk sanat müziğinden operaya, türküden pop müziğine, tavernadan arabeske kadar geniş bir repertuvar ve stand up gösterisiyle sahneye çıkacak Demirer'e, müzisyen Taşkın Sabah yönetimindeki orkestra eşlik edecek.

Ata Demirer, daha önce "Tek Kişilik Dev Kadro 1" ve "Tek Kişilik Dev Kadro 2" adlı stand up gösterisiyle 16 yıla yakın seyirci karşısına çıkmıştı. "Ata Demirer Gazinosu"nun ilk etkinliği 16 Şubat'ta Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde (PSM) gerçekleştirilecek. Demirer, ardından 22 Şubat ve 15 Mart'ta Zorlu PSM'de, 20 Mart'ta Bostancı Gösteri Merkezi'nde, 1 Nisan'da Zorlu PSM'de, 22 ve 23 Mart'ta ise Ankara Congresium'da sahne alacak.

Ayşen Gruda’nın unutulmaz filmleri

Tarafından: NTV
23 Ocak 2024 at 10:46
Ayşen Gruda’nın unutulmaz filmleri

Ünlü tiyatrocu ve sinema sanatçısı Ayşen Gruda, üç yıl önce bugün, 74 yaşında pankreas kanserinden hayata gözlerini yumdu. İlk rolünü 1962’de canlandıran Türk sinema camiasının 'domates güzeli', ardında çok sayıda film bıraktı. İşte ölümünün 3. yıl dönümünde anılan Ayşen Gruda’nın unutulmaz filmleri...

Hababam Sınıfı (Yarışma Sunucusu) 1975Gariban Şakir 1975Delisin (Şaziment) 1975Bizim Aile Bizim Aile (Feride) 1975Bitirimler Sınıfı (Cevriye) 1975 Bir Araya Gelemeyiz (Neriman Kıraç) 1975Ve Silahlara Veda  1966
Güngörmüşler (Hizmetçi Fatoş) 1976Gülşah Küçük Anne (Ebe Hanife) 1976Arabacının Aşkı (Nahide Şerbet) 1976Aile Şerefi(Ayşe) 1976Ah Dede Vah Dede (Alev Sururi Seslendirmesi) 1976Vay Anasına 1975Televizyon Çocuğu (Recep'in Eşi) 1975Hanzo (Feride) 1975
Süt Kardeşler (Emine) 1976
Tosun Paşa (Tellioğlu Zekiye) 1976 Gülen Gözler (Fikret) 1977Öyle Olsun (Ayşe Huyugüzel) 1976
Seyahatname 1977Sarmaş Dolaş (Müjgan) 1977Hababam Sınıfı Tatilde (Ayşe) 1977
Çöpçüler Kralı  (Hacer) 1977
İbo ile Güllüşah (Nazlı) 1977
Şabanoğlu Şaban  (Safinaz) 1977
Avanak Apti (Nevin Şenses) 1978
Doktor (Hemşire Sabahat) 1979Neşeli Günler (Nilgün) 1978
Şark Bülbülü (Fethi'nin Kız Kardeşi) 1979 Renkli Dünya  (Ayşe Güngören) 1980
Davaro (Ayşo ) 1981Yedi Kocalı Hürmüz (Havva) 1980
Gırgıriye (Sevim) 1981
Adile Teyze (Ayşe) 1982Hababam Sınıfı Güle Güle (Melahat) 1981
Doktor Civanım (Şadiye) 1982Buyurun Cümbüşe (Zehra) 1982
Görgüsüzler (Ayşegül) 1982Dolap Beygiri (Hacer) 1982
Gırgıriyede Büyük Seçim (Sevim) 1984Şekerpare (Peyker) 1983Neşeli Kuklalar 1983Şıngırdak Şadiye (Dilber) 1982Çiçek Abbas (Şükriye) 1982
Fakir Milyoner (Fehamet)1985Deliye Hergün Bayram (Ayşe) 1985Bir İlkbahar Sabahı 1985Aşık Oldum (İnci) 1985Namuslu (Naciye) 1984Lodos Zühtü (Selma) 1984Kızlar Sınıfı (Ayten Hoca) 1984
Şendul Şaban (Ayşen) 1985 Çileli Damat (Gül'ün Annesi) 1985 Yeter Be (Fatma) 1985 Uyanıklar Dünyası (Ayşe) 1985Sarı Öküz Parası (Ayşe) 1985Mavi Muammer 1985Köşeyi Dönenler 1985Gazino Bülbülü (Fatma) 1985
Kocamın Nişanlısı (İdamlık Seher) 1986Kiralık Ev (Ayşe) 1986Karım Beni Aldatırsa (Zuhal) 1986Karamanın Koyunu (Ayşe) 1986Huysuz (Nazlı) 1986Hayroş 1986Aşk Dediğin Laftır 1986Ağa Bacı (Kadırgalı Leyla) 1986Ayşe ile Ali (ayşem) (Ayşe) 1986
Felekten Bir Gün 1987Etme Bulma 1987Banko Altılı Ganyan/Gönüllü Kahraman 1987Aile Pansiyonu (Hacer) 1987Yaygara 86 1986Olacak O Kadar 1986Neşeye Bak Neşeye 1986Mavi Muammer 3 1986Lotto Kralı (Ayşe) 1986
Güzel Bir Gün İçin 1989Süper Baba (Edalı) 1988Hisseli Harikalar Kumpanyası (Prenses Mehtap) 1988Şam Fıstık (Safinaz) 1987Çantada Keklik 1987Seyyar Kamil (Gülbahar)Gönlübol (Emine) 1987
Kızlar Sınıfı 1994Kaygısızlar (Sabriye Kaygısız 1994 - 1998) İnsanlık Hali 1993Üçüzler (Aynur) 1993Rumuz Sev Beni (Zekiye) 1993Ana (Ana) 1991Bir Milyara Bir Çocuk 1990Yarı Şaka Yarı Ciddi 1989
İlişkiler (Seher) 1997Kılıbıklar Mahallesi 1997Hayvanlara Dokunduk 1997Ana Kuzusu (Cevriye Hanım) 1997Çılgın Bediş 3. Sezon (Tarih Öğretmeni) 2001Mesela Dedik 1996Palavra Aşklar 1995Şenlik Var (Aynur) 1994İnce İnce Yasemince 1994
Cennet MahallesiCennet Mahallesi (Hatice) 2004Yeşilçam Denizi (Dometes Güzeli) 2003Sultan Makamı (Dursun) 2003Hababam Sınıfı: Merhaba (Ayşe Hanım) 2003Yarı Şakı Yarı Ciddi 2000Tersine Dünya a 2000Bana Babamı Anlat (Bedia) 2000Evimiz Olacak mı? (Zevahir) 1999Salacak Öyküleri 1998
İki Aile (Rukiye) 2006Fırtına (Feraye) 2006Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu (Safiye Ana) 2006Ömer Seyfettin: Perili Köşk (Babaanne)2005 Ömer Seyfettin: Fon Sadristsyn Karısı ve Oğlu (Hala) 2005Çılgın Yuva va (Güllü) 2005Sen misin Değil misin?(Leman) 2005Keloğlan Kara Prens'e Karşı (Sultan) 2005Güz Yangını (Rukiye) 2005Çemberimde Gül Oya 2004Perili Ev (Latife) 2004Dayı (Muazzez) 2004
Huzurum Kalmadı (Hanım Ağa Dilber) 2011Kukuriku - Kadın Krallığı 2010Gecekondu (Kendisi) 2010Zoraki Başkan (Sebahat) 2009Aile Reisi (Domates Güzeli) 2009Sevgili Düşmanım 2008Peri Masalı (Müzeyyen) 2008Mert ile Gert (Servet Hala) 2008Kötüler Konağı (Emine) 2008Kağıt (Şahane Hanım) 2008Gece Gündüz (Hayriye) 2008Fesupanallah (Yüksel Teyze ) 2007Cumhur Cemaat 2007
Çılgın Dersane Üniversitede (Nevra) 2014Seni Seviyorum Adamım (Anneanne)Ruhumun Aynası (mehpare) 2014Pek Yakında (Remziye Güneş) 2014Meleklerin Mucizesi (Şazer Teyze) 2014Çakma HayatÇakma Hayat 2013Qüfür (Anukyan) 2013Hoştanlı Kalaylı Saray (Süt Anne) 2013Bebek İşi (Hayriye) 2013İbret-i Ailem 2012Krem 2012Ya SonraYa Sonra (Safiye Hanım) 2011Pazarları Hiç Sevmem (Fevziye) 2011Leyla ile Mecnun 3. Sezon (Hidayet'in Annesi) 2012
Sevgili Komşum 2018Babamın Ceketi (Ayşen) 2018Bizim Hikaye (Yedi Bela Aysel) 2017 Mahrumlar (Nefize Teyze) 2016Dedemin Fişi (Darende Teyze) 2016İlişki Durumu: Karışık (Nacinin Annesi Kudret) 2015Sucu Kamil (Sevgi) 2015Kötü Kedi ŞerafettinEv sahibi Hasene / ses) (2015Güvercin Uçuverdi (Hamiyet Taşkın) 2015Beş Kardeş (Mukadder) 2015Altın Horoz 2015

El Hamra Sarayı ile Ulu Cami motifleri aynı panoda bir araya geldi

Tarafından: NTV
19 Ocak 2024 at 17:33
El Hamra Sarayı ile Ulu Cami motifleri aynı panoda bir araya geldi

Kastamonu'da yaşayan marangoz Çetin Küçük, İspanya'daki Endülüs Emevi Devleti'nden kalma El Hamra Sarayı ile Bursa'daki erken dönem Osmanlı eseri Ulu Cami'den motifleri ahşap panoya işliyor.

Bursa'da yaşayan avukat Yasin Yener, İspanya gezisi sırasında Endülüs İslam mimarisinin bugüne ulaşan en önemli eserleri arasında yer alan El Hamra Sarayı'nı da ziyaret etti. Saraydaki ahşap işçilikten çok etkilenen Yener, sarayın duvarları ile sütunlarına Arapça olarak işlenen "Allah'tan başka galip yoktur" yazısı ile Bursa'daki Ulu Cami'de bulunan süslemelerin yer aldığı ahşap bir pano yaptırmaya karar verdi. Yener, panoyu yaptırmak için Kastamonulu marangoz Çetin Küçük'e ulaştı. Küçük, el işçiliğiyle 222 santimetre boyunda, 113 santimetre genişliğindeki ahşap panoyu yapmak için 4,5 aydır emek veriyor.Panonun kenarına El Hamra Sarayı'ndaki Arapça "Allah'tan başka galip yoktur" ifadesi ile bazı motifler, iç kısmına da Ulu Cami'deki işlemeler yapılıyor. Yener, El Hamra Sarayı ile Ulu Cami'nin sanatsal güzelliğinden etkilendiğini söyleyerek, "Bu ikisini birleştirmek istedim. Ciddi el işi olduğu için bu işi yapacak kişiyi bulmakta zorlandım. Kastamonu'da Çetin ağabeye ulaştık. O da bizi kırmadı" dedi. Sanatın insan yaşamında önemli bir yerde bulunması gerektiğine inandığını dile getiren Yener, "Sonuçta bu sanatı icra ettiğimiz şey bir odun parçası. Çıplak haliyle bir değeri yok ama iyi bir ustanın elinde işlendiğinde sanat eseri oluyor. Bu, beni çok etkilediği için böyle bir şey yaptırmak istedim" ifadelerini kullandı.

Çetin Küçük ise Kastamonu El Sanatları Eğitim Merkezinde usta öğretici olarak görev yaptıktan sonra 2016'da emekli olduğunu, ardından evinin altındaki küçük atölyede çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Farklı modellerde ahşap ürünler yaptığına işaret eden Küçük, "Yasin Yener, El Hamra Sarayı'ndaki işlemeleri beğenip cep telefonuyla fotoğrafını çekti. Bir arkadaşım vasıtasıyla bana ulaştı, 'Bunu yapabilir miyiz?' diye sordu. Yaklaşık 45 gün çizimleri sürdü. Sonra çizimleri ahşaba geçirdik ve başladık oymaya" diye konuştu. "TOPLU İĞNEYLE KUYU KAZMAK GİBİ"

Çalışmalarını 4,5 aydır sürdürdüğünü vurgulayan Küçük,  "Bitmesine yaklaşık 1 ay daha var. 'La galibe illallah' yazısıyla dönen bir çerçevesi var. 24 tane oyduk çerçeveye. En az 2 ay sadece 'La galibe illallah' yazısına uğraştım. İçinde de Selçuklu yıldızı dediğimiz yıldız var, bize ait modeller. 15 yıllık sanat hayatımda bu kadar uzun süren bir iş yapmamıştım. Gerçekten çok emek verdim. Zor işçilikti. Gözlerimden yaş geliyor bazen. Toplu iğneyle kuyu kazmak gibi. Basit bir iş değil" dedi. Atölyesinde yalnız çalıştığını, eserin büyük olması nedeniyle çevirmek gerekirse yoldan geçenlerden yardım istediğini belirten Küçük, "Bu yazıyı yazarken aynı zamanda zikrediyorum. Bu zikirle tokmak ve çekici vurduk. İnşallah asıldığı yere de bize de bir faydası olur" dedi.

MİT gizli silahlarını sergiledi: Robot kravat, ses kayıt cihazları

Tarafından: NTV
19 Ocak 2024 at 15:19
MİT gizli silahlarını sergiledi: Robot kravat, ses kayıt cihazları

Mili İstihbarat teşkilatı (MİT), gizli takiplerde ve casuslara karşı kullandığı tarihi cihazlarını sergiledi. İlk kez halkın bilgisine sunulan cihazlar arasında gizli kameralı robot kravatlar, ayak topuklarına gömülü gizli ses kayıt cihazları, tuğlalara gizlenmiş kameralar var. Sergiyle MİT'in, İngiliz casus, Arabistanlı Lawrence'a bir motorsiklet ile takip evraklarını da arşivinde bulundurduğu anlaşıldı.

Bu yıl kuruluşunun 97'nci yılı kutlanan MİT'in, Türk İstihbarat tarihinde farklı dönemlerine ait belgeler ve ekipmanların bulunduğu 'Temas İstanbul' sergisi AKM'de açıldı.
11 Şubat tarihine kadar ziyaretçilerini bekleyen sergide "Vatan", "Gelenek", "Gelecek" ve "Gurur" başlıklı dört farklı bölüm bulunuyor.
Serginin Küratörü Zihni Tümer, Arabistanlı Lawrence'ın, Anadolu'dan geçisi sırasında elde edilen takip evraklarının da sergide yer aldığını söyledi.  MİT'in Milli Emniyet Hizmeti ismiyle çalışmalarını yürüttüğü dönemde, İngiliz casusun Anadolu'dan geçişi sırasında takip edildiği anlaşıldı.
Yine İngiliz istihbarat ajanının kullandığı motor da sergide yer alıyor.
Kuş ayakları, taşlar, tuğlalar ve türlü göze batmayan kravatlar ve ses kayıt gibi şifreli şeyler, telsiz basküller gibi alışılmış formun dışında saklanabilecek, gizlenebilecek bilgi ve görseli taşıyabilmeye yarayan birçok nesne de sergilenen eşyalar arasında yer alıyor.
MİT'in kayıt için kullandığı saatlerde de ilk kez sergilendi. Sergi 19 Ocak - 11 Şubat tarihleri arasında  Pazartesi günleri hariç 11.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.
1965-80 yıllar arasında kullanılan robot kravat, broş görünümü ve 1.5 cm çapındaki bir kamera sayesinde operasyonlarda görüntü almayı sağlıyordu.

2024 BAFTA Ödülleri adayları açıklandı

Tarafından: NTV
18 Ocak 2024 at 18:14
2024 BAFTA Ödülleri adayları açıklandı

2024 BAFTA Ödülleri adayları açıklandı. Chrishopher Nolan imzalı Oppenheimer filminin 13 adaylık zirveye yerleşirken Emma Stone'un başrolünde yer aldığı Poor Things (Zavallılar) 11 adaylık kazandı. Ödüller 18 Şubat'ta sahiplerini bulacak. İşte BAFTA adayları...

Ödül sezonu Hollywood'da hız kesmeden devam ediyor. BAFTA adayları açıklandı. 18 Şubat'ta sahiplerini bulacak ödül törenini Doctor Who yıldızı David Tennant sunacak. En çok adaylık kazanan yapımlar 13 - Oppenheimer11 - Poor Things9 - Killers of the Flower Moon and The Zone of Interest7 - Anatomy of a Fall, The Holdovers and Maestro6 - All of Us Strangers5 - Barbie and Saltburn İşte BAFTA adayları tam listesi...
Anatomy of a Fall The Holdovers Killers of the Flower Moon Oppenheimer Poor Things
All of Us Strangers How to Have Sex Napoleon The Old Oak Poor Things Rye Lane Saltburn Scrapper Wonka The Zone of Interest
All of Us Strangers – Andrew Haigh Anatomy of a Fall – Justine Triet The Holdovers – Alexander Payne Maestro – Bradley Cooper Oppenheimer – Christopher Nolan The Zone of Interest – Jonathan Glazer
Anatomy of a Fall Barbie The Holdovers Maestro Past Lives
Fantasia Barrino – The Color Purple Sandra Hüller – Anatomy of a Fall Carey Mulligan – Maestro Vivian Oparah – Rye Lane Margot Robbie – Barbie Emma Stone – Poor Things
Bradley Cooper – Maestro Colman Domingo – Rustin Paul Giamatti – The Holdovers Barry Keoghan – Saltburn Cillian Murphy – Oppenheimer Teo Yoo – Past Lives
Barbie - Jacqueline Durran Killers of the Flower Moon- Jacqueline West Napoleon, Dave Crossman - Janty Yates Oppenheime - Ellen Mirojnick Poor Things- Holly Waddington
Robert De Niro – Killers of the Flower Moon Robert Downey Jr – Oppenheimer Jacob Elordi – Saltburn Ryan Gosling – Barbie Paul Mescal – All of Us Strangers
Emily Blunt – Oppenheimer Danielle Brooks – The Color Purple Claire Foy – All of Us Strangers Sandra Hüller – The Zone of Interest Rosamund Pike – Saltburn Da’Vine Joy Randolph – The Holdovers
All of Us Strangers American Fiction Oppenheimer Poor Things The Zone of Interest
All of Us Strangers Anatomy of a Fall The Holdovers How to Have Sex Killers of The Flower Moon
The Boy And The Heron Chicken Run: Dawn of the Nugget Elemental Spider-Man: Across the Spider-Verse
20 Days In Mariupol American Symphony Beyond Utopia Still: A Michael J. Fox Movie Wham!
Killers of The Flower Moon Oppenheimer Poor Things Saltburn Spider-Man: Across the Spider-Verse
EN İYİ SAÇ MAKYAJ Killers of the Flower Moon- Maestro Napoleon Oppenheimer Poor Things EN İYİ GÖRSEL EFEKT The Creator Guardians of the Galaxy Vol. 3 Mission: Impossible – Dead Reckoning Part One Napoleon Poor Things
BAFTA YÜKSELEN YILDIZ Phoebe Dynevor Ayo EdebiriJ Jacob Elordi Mia Mckenna-Bruce Sophie Wilde EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENLİĞİ Killers of the Flower Moon Maestro Oppenheimer Poor Things The Zone of Interest
EN İYİ SET TASARIMI Barbie Killers of the Flower Moon Oppenheimer Poor Things The Zone of Interest EN İYİ İNGİLİZ KISA FİLMİ Festival of Slaps Gorka Jellyfish and Lobster Such a Lovely Day Yellow

Scorpions konser biletleri hakkında yapılan haberlere organizasyon şirketinden açıklama

Tarafından: NTV
17 Ocak 2024 at 11:43
Scorpions konser biletleri hakkında yapılan haberlere organizasyon şirketinden açıklama

Satışa çıkmasının 6. saatinde tüm biletleri tükenen konserin ardından oluşan yoğun talep üzerine Scorpions, 25 Mayıs Cumartesi gecesi bir kez daha Epifoni organizasyonuyla ve STAR TV medya sponsorluğunda KüçükÇiftlik Park'ta hayranlarıyla buluşacak. Biletlerin kısa sürede tükenmesi üzerine konserleri düzenleyen organizasyon şirketi açıklama yaptı.

Dünya çapında üne sahip Alman heavy metal grubu Scorpions, "Love at First Sting" albümünün 40. yılı dolayısıyla düzenleyeceği turne kapsamında 23 Mayıs'ta Türkiye'de konser vereceğini açıklamıştı. Biletlerin hemen tükenmesi üzerine grup konser sayısını ikiye çıkardı. Türkiye'de en son 2016'da konser veren heavy metal grubu Scorpions, 23 Mayıs 2024'te Küçükçiftlik Park'ta konser verecek. Biletleri saatler içinde tükenen konserin ikincisi 25 Mayıs'ta İstanbul'da gerçekleşecek.

AÇIKLAMA YAPILDI

Biletlerin yoğun talep sonucu kısa sürede tükenmesi üzerine yapılan haberlere organizasyon şirketi Epifoni açıklama yaptı:

"Sevgili müzikseverler. 8 senedir Epifoni olarak birçok yerli ve yabancı sanatçıyı sizlerle buluşturduk. Dünyaca ünlü Scorpions grubunun da ülkemizde çok sevildiğini düşünerek 23 Mayıs 2024 Perşembe gününe bu konseri organize ettik. Konserin perşembe gününe denk gelmesi bizim seçimimizden değil, grubun rotası ve üst üste konser yapmak istememesinden kaynaklanmaktadır. 15 Aralık’ta satışa açılan ve 6 saat içerisinde biletleri tükenen Scorpions konseri bir sürprize imza atmış ve grubun Türkiye’deki en hızlı bilet satışı gerçekleşmiştir. Bu esnada bilet alamadığı için hayalkırıklığı yaşayan müzikseverler ise bu durumu karaborsacılıkla ilintilendirmişlerdir. Oysa konserin tüm biletleri yalnızca Biletix, Passo, Bubilet, Biletino ve Biletinial platformları üzerinden satılmıştır.

İlk konsere bilet alamayan müzikseverlerin yoğun ilgisine karşılık verebilmek adına ikinci konserin konuşmaları başlatılmıştır. Scorpions, ikinci günü açabilmek için 26 Mayıs Gürcistan konserinin tarihini değiştirmiş ve 25 Mayıs Cumartesi tarihini bize vermiştir. İkinci gün satışları sabit bir fiyat üzerinden, kişi başı alım hakkı 6 bilet ile sınırlandırılarak resmi satış platformları üzerinden satışa açılmış, yine çok kısa sürede biletleri tükenmiştir. Bilet fiyatları hakkında yapılan eleştirilere karşılık olarak belirtmek isteriz ki; Epifoni bugüne kadar tüm konser satışlarını, dünya genelinde uygulanan, kademeli avantajlı dönem yöntemiyle ve her döneme baştan kota belirleyerek gerçekleştirmiştir. Bu konser özelinde de avantajlı dönem bilet fiyatları, grubun kaşesi ve toplam maliyetler hesaplanmış, fiyatlar Scorpions grubunun da onayından geçerek belirlenmiştir. Son olarak sosyal medyada ve farklı ilan sitelerinde gördüğünüz karaborsa bilet satışlarına itibar etmemenizi rica ederiz. Scorpions konser biletlerinin sadece resmi satış platformları üzerinden satılmış olduğunu yineleriz. Müzik dolu günlerde görüşmek üzere!"

Daha önce birçok kez Türkiye'de sahne alan grup en çok "Still Loving You", "Wind of Change", "Rock You Like a Hurricane", "Send Me an Angel" ve "Always Somewhere" şarkılarıyla tanınıyor.  Her biri rock tarihine geçmiş, nesiller boyunca dinlenmiş, dillere pelesenk olmuş efsanevi şarkıları arka arkaya dinleyebileceğiniz konserde Alman grup Scorpions unutulmaz bir performans sergileyecek!

Nazım Hikmet Prag’da anıldı

Tarafından: NTV
17 Ocak 2024 at 11:12
Nazım Hikmet Prag’da anıldı

Modern Türk şiirinin önde gelen isimlerinden Nazım Hikmet, doğumunun 122’nci yıldönümünde Prag’da anıldı.

Usta şair Nazım Hikmet Prag’da anıldı. Anma töreninde bir konuşma yapan Prag Büyükelçisi Egemen Bağış, “Türkçemizi en güzel şekilde mısralaştıran Şair Nazım Hikmet’i sürgün yıllarının bir döneminde yaşadığı Prag’da sıkça vakit geçirdiği Slavia Cafe'de onuruna düzenlenen edebiyat ve müzik gecesinde andık. Eşim Beyhan hanımla birlikte bu gecede Nazım’ın ve Türk edebiyatının dostları ile birlikte olmaktan onur duyduk. Nazım Hikmet'in 20’nci yüzyılın en büyük şairlerinden biri olarak dünya çapında tanındığı konusunda herkes hem fikirdir” dedi. 

Etkinlikte sanatçı Roksan Mandel ve Suriyeli müzisyen Marwan Alsolaiman, Nazım’ın şiirleriyle bestelenen eserleri icra ederken, Çek sanatçı Hana Malthauserová şairin Çekçe’ye çevrilen şiirlerini seslendirdi.

Gecede Büyükelçi Egemen Bağış ve eşi Beyhan N. Bağış yakın bir zaman önce Cumhuriyetin 100’üncü yılı dolayısı ile Türk-Çek ilişkileri ve Prag’daki Türk Büyükelçiliğinin resmi konutu ile ilgili yayınlanan kitabın bir nüshasını Slavia Cafe’nin sahibi Jozef Onderka ve eşi Petra Onderkova’ya hediye ederek, kitapta Nazım’ın Türk-Çek ilişkilerinde oynadığı yapıcı role de atıf yaptıklarını vurguladılar.

10. Leyla Gencer Şan Yarışması'nın başvuruları başladı

Tarafından: NTV
13 Ocak 2024 at 10:43
10. Leyla Gencer Şan Yarışması'nın başvuruları başladı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından organize edilen "10. Leyla Gencer Şan Yarışması"nın başvuruları açıldı.

İKSV'den yapılan açıklamaya göre, "10. Leyla Gencer Şan Yarışması"nın başvuruları 3 Mayıs'a kadar devam edecek. Jüri başkanlığını Stephane Lissner'in üstleneceği yarışmanın ön elemeleri mayıs, haziran aylarında final serisi ise 22-27 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştirilecek. 10. Leyla Gencer Şan Yarışması'nın bu yılki jürisinde ayrıca La Scala Tiyatrosu Cast Direktörü Alessandro Galoppini, İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Sanat Direktörü David Gowland, tenor Tiflis Devlet Opera ve Balesi Sanat Direktörü Badri Maysuradze ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Sanat Yönetmeni ve sürekli şefi Carlo Tenan yer alıyor. Leyla Gencer'in onuruna ve 2008'deki vefatına kadar bizzat kendisinin katılımıyla gerçekleştirilen yarışmada, adaylar canlı ön elemelere katılmak yerine başvuru sırasında video kayıtlarını internet üzerinden yükleyerek de ön elemeye katılmayı seçebilecekler. Ön eleme sonuçları ise yarışmanın sitesinden 1 Temmuz'da açıklanacak. Tüm ses gruplarından 18-32 yaş arası şancılara açık olan yarışmada birinciye 7 bin 500, ikinciye 4 bin ve üçüncüye 2 bin 500 Euro ödülü verilecek. 1500 Euro değerindeki Leyla Gencer Halk Ödülü'nün sahibi ise finalde dinleyicilerin oylarıyla belirlenecek. La Scala Tiyatrosu Akademisi'nden üç aylık eğitim bursu ödülü, La Scala Tiyatrosu Akademisi Özel Ödülü de yarışmada sahibini bulacak. Yarışma kapsamında aynı zamanda Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Özel Ödülü verilecek olan kişi, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir konser vermeye hak kazanacak. İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Özel Ödülü'nün sahibi olacak finalist ise İngiliz Kraliyet Operası'nda bir hafta boyunca en az beş eğitim seansı almaya hak kazanacak. Deutsche Oper Berlin ve Tiflis Devlet Opera ve Balesi'nin Özel Ödülleri ile de birer finalist bu operaların bir yapımında rol alacak.

Ünlüler dünyasında kitap yazma modası

Tarafından: NTV
13 Ocak 2024 at 06:47
Ünlüler dünyasında kitap yazma modası

Dünyaca ünlü isimler arasındaki kitap yazma modası popülaritesini korumaya devam ediyor. Britney Spears anı kitabıyla New York Times’ın en çok satanları arasına girdi. Kanadalı aktör Keanu Reeves ise ilk romanını yayımlamak için kolları sıvadı.

Kitap yazmak şov dünyasının yıldızları arasındaki popülaritesini korumaya devam ediyor. Kulvarları ayrı ünlü isimler yazdıkları kitaplarla gündemden düşmüyor. Prens Harry’nin milyonlarca satış yapan ve best seller olan 416 sayfalık anı kitabı "Spare" hem kendisinin hem de yayınevinin yüzünü güldürmüştü. Şimdilerde benzer mutluluğu Britney Spears, hayatının bilinmeyenlerini anlattığı anı kitabı "İçimdeki Kadın" ile yaşıyor. 24 Ekim'de raflardaki yerini alan ve Spears'ın dikkat çeken söylemleriyle gündemden düşmeyen kitap 2 milyon satış rakamına ulaşarak New York Times’ın en çok satanları arasına girdi. Kanadalı aktör Keanu Reeves de Britanyalı yazar China Miéville'le işbirliği yaparak bu yıl ilk romanını yayımlamak için kolları sıvadı. Ortak romanın adının “The Book of Elsewhere” (Başka Yerlerin Kitabı) olması planlanıyor. Ölümsüz bir savaşçının ölümsüzlüğünü anlamak için çıktığı bin yıllık yolculuğu konu alan roman, 23 Temmuz'da Britanya'nın meşhur yayınevi Penguin tarafından yayımlanacak.

Gerçekliği tartışma konusu olan biyografik filmler

Tarafından: NTV
12 Ocak 2024 at 12:31
Gerçekliği tartışma konusu olan biyografik filmler

Biyografi türündeki filmler, gerçekte yaşanan olayları her zaman olduğu gibi yansıtmayabilir, birkaç ayrıntı göz ardı edilebilir. Bir film için "Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır" ibaresi kullanılsa da asla yüzde 100 doğru olmaz... Ancak bir hikayeye gerçeği çarpıtmadan anlatmakla, doğrudan yalan söylemek arasında fark var. Şimdiye kadar yapılan bazı popüler biyografik filmler ya dramatik ayrıntıları abartıyor ya da tamamen uydurma bir gerçeklik üzerine kurulu. İşte o filmlerden bazıları...

Şizofreni ve akıl hastalığı gibi rahatsızlıkları bir filmde "görsel olarak" yansıtmak zor bir şey Bu nedenle John Nash'in zihinsel durumu "görsel halüsinasyonlarla" hiç deneyimlemediği bir şekilde süslendi. Gerçeği tam olarak yansıtmasa da bu en azından hastalığı sinema diline uyarlama açısından anlaşılabilir bir durum. Ancak daha az anlaşılır olan şey Nash ile bir zamanlar matematik bölümü pikniğinde yere fırlatıp ayağıyla boynuna bastırarak şiddet uyguladığı eşi Alicia Larde arasındaki yüceltilmiş aşk. Başka bir deyişle film, Nash'in muzdarip olduğu akıl hastalığını alıp çok daha kahraman dostu hale getirerek süreçteki her türlü ahlaki belirsizliği etkili bir şekilde ortadan kaldırdı.
Marie Antoinette'in en büyük hatası, saçmalıklardan ziyade kasıtlı tarz seçimleri. Akla kullanılan modern müzik ve renkler geliyor ama filmin asıl sorunu siyasi bağlamı büyük ölçüde göz ardı etmesi ve sadece kraliyet hayatına odaklanması. Sonuç iyi yapılmış olsa da ortaya "unutulabilir" bir içerik çıkıyor. Ancak genel olarak başrol oyuncunun davranışları, gerçek hayattaki Marie Antoinette'e şaşırtıcı derecede yakın kurgulanmış.
Biyografik bir filmde başrol Robin Williams gibi bir efsane olduğunda, temsil ettiği karakterden çok kendisine benzeme ihtimali yüksek. Bu sadece Patch Adams için değil, Günaydın Vietnam'daki DJ karakteri için de geçerliydi. Patch Adams filmi, gerçek hayattaki doktorun insani yardım çalışmalarına yüzeysel bir şekilde yer verilmesiyle iyi hissettiren bir komediye dönüştürüldü. Adams filmi kendi sözleriyle, "Çocuklarımı ağlattı ancak iyi bir şekilde değil." ifadeleriyle tanımladı.
Yönetmen Oliver Stone hiçbir zaman bir dönemin ruh halini yakalamak varken tarihsel doğruluğu tercih eden biri olmadı. Ya da Doors davulcusu John Densmore'un ifadesiyle Stone, "zamanın güzel empresyonist bir tablosunu" yapıyor diyebiliriz. Densmore filmi beğenirken, klavyeci Ray Manzarek çok daha az affediciydi. Manzarek yönetmen Stone'u, Jim Morrison'ın gerçekte var olandan daha karanlık bir versiyonuna odaklanmakla suçladı. Filmde aktarılanın aksine şarkıcı hiçbir zaman şiddetli krizler yaşamadı veya okulu bırakmadı.
Toplum CBGB'ye pek çok yanlış yaptı. Bir zamanların ikonik kulübü kapanmakla kalmadı aynı zamanda konseptinin tek biyografik hikayesi de hem sıkıcı hem de gerçekten uzak. Bad Brains ve The Dead Kennedys gibi birçok farklı gruptan ikonik siyahi insanları kulübün tarihi açısından önemlerine rağmen hikayeden tamamen çıkarıyor. Sahibi Hilly Kristal'in kendisi, gerçek hayattaki başarısına rağmen tuhaf bir şekilde başına buyruk bir şekilde gösteriliyor. Ve daha da kötüsü, filmin punk rock türünü tasvir etme şekli utanç verici derecede karikatürize sınırlarda.
Çağımızın en büyük gizemlerinden biri, herhangi bir film stüdyosunun Michael Bay'in öldürmeden önce bir adama bir ay boyunca işkence eden iki suçlunun gerçek hikayesini anlatan bir komedi filmi yapmasına neden ve nasıl izin verdiği olacak. Pain Gain hatalı ve acımasız bir film. Filmde nükteli bir kaza olarak tasvir edilen gerçek hayatta önceden planlanmış çifte cinayet. Paul Doyle karakteri aslında üç farklı "Sun Gym" çete üyesinin birleşimi. Mark Wahlberg'in oynadığı karakter Daniel Lugo, gerçek hayatta Porto Riko kökenli ve kurban Victor Kershaw ile gerçekte asla arkadaş olmadı.
The Elephant Man, Frederick Treves'in anılarının son derece sadık bir uyarlaması. Tek sorun anıların kendisinin pek de doğru olmaması, öyle ki Joseph Merrick'in adı bile yanlış anılıyor. Ayrıca Merrick'in ajansının neredeyse tamamı elinden alındı. Film onu ​​bir dizi karnaval şovmeninin kölesi olarak tasvir ediyor. Gerçekte ise çoğu zaman bir iş ortağıydı ve işinden geçim sağlıyordu. Bunu düşündüğünüzde, bir kurban haline getirmek için karakterin iş anlayışını elinden almak oldukça aşağılayıcı.
Acı deneyimlerden öğrendiğimiz gibi Mark Zuckerberg'den hoşlanmamak için pek çok neden var. Ancak bu nedenlerden biri, Facebook'u eski kız arkadaşını geri kazanmak için kurması değil. Çünkü aslında The Social Network filmindeki zaman akışında gelecekteki eşiyle zaten çıkıyordu. Çok iyi söylenmiş olsa da platformu eski kız arkadaşı için kurmuş olması büyük bir yalan. Zuckerberg'in kendisine göre filmde doğru olan tek şey karaktere giydirdikleriydi.
Thermopylae Muharebesi'nin veya sivri nesnelerle yapılan herhangi bir savaşın gerçek hikayesi şüphesiz ki yeterince dramatiktir. Yani bir film yapımcısının onu daha ilginç kılmak için "savaş gergedanları" icat etmesine gerek yoktur. Muhtemelen bu filmin pek çok farklı karakterle ilgili pek çok farklı düzeyde yanlış olduğunu söylemeye gerek yok. Delinmiş dev bir kötü adam, deforme olmuş bir hain, demokrasinin görkemli bir koruması yoktu çünkü Spartalılar köle tutmaya devam etme hakları için savaşıyorlardı. Thermopylae Muharebesi'ndeki Yunan kuvvetlerinin gerçek sayısı 300'e değil 5 bin veya 6 bine yakındı. Ancak bunu bu kadar tuhaf kılan şey, yönetmen Zack Snyder'ın filmin "yüzde 90 doğru" olduğunu ve tarihçilerin çok beğendiğini söyleyerek övünmesi.
Film pek çok şüpheli rastlantı ile dolu olsa da muhtemelen en büyük sorun kadına yönelik şiddet olaylarının göz kamaştırıcı bir şekilde yok sayılması olabilir. Dr. Dre'nin kadınlara- özellikle de gazeteci Dee Barnes'a saldırısı filmde göz ardı ediliyor. Hollywood, hala hayatta olan insanlar hakkında, özellikle de ünlü ve güçlü kişiler hakkında, pembe bir mercekle çekilen biyografik filmlerin yapıldığının gayet farkında. Bu film de bunun güzel bir örneği.
Lincoln filminde bir sürü küçük şeyin olduğundan daha dramatik hale getirildiğini söylemek muhtemelen sürpriz olmaz. Örneğin, iki askerin Gettysburg Konuşmasını ezberlediği açılış sahnesi kesinlikle o dönemde gerçekleşecek bir şey değil, çünkü konuşma yıllar sonrasına kadar meşhur olmamıştı. Film Abraham Lincoln'ün o zamanlar herkes kadar ırkçı olduğu, hatta bir tartışma sırasında beyazların üstünlüğüne olan inancını ifade ettiği kısmı da ustalıkla dışarıda bırakıyor.
Gerçek suç hikayeniz bir adamın vergi kaçakçılığı nedeniyle tutuklanmasıyla sona erdiğinde işleri biraz süsleme ihtiyacı hissedebilirsiniz. The Untouchables, çatıdaki kovalamaca sahnesi de dahil olmak üzere, hiç gerçekleşmemiş bir sürü Elliot Ness çatışma sahnesi içeriyor. Ness gerçek hayatta federal vergi soruşturmasına bile dahil değildi, baskınları bir amaca ulaşmaktan çok oyalama işlevi görüyordu. Ancak bu baskınlar bile filmde gördüklerimiz kadar heyecan verici değildi ve Ness, Kevin Costner'ın canlandırdığı izci çocuğa hiç benzemiyordu.
Gerçek Bonnie ve Clyde hakkında bilmediğimiz en büyük detaylardan biri de onların sevgili olup olmadığı. Öyle olduğu varsayılıyor ama bunu bilmemize imkan yok. Bu romantik ayrıntının eklenmesi, tüm hikaye hakkında büyük bir yanlış anlamanın başlangıcıydı. 1967 yapımı klasik film bunun büyük bir örneğiydi. Tüm cinayetlerin üzerini örtmenin yanı sıra, bu film bize ikilinin Robin Hood benzeri bir versiyonunu gösteriyor.Filmde ikili soygunlarını yalnızca büyük kurumsal bankalarla sınırlandırıyor. Oysa gerçek hayatta çiftin asıl soygun noktaları küçük kasaba bakkalları ve benzin istasyonları.
Büyük İskender'in hayatını anlatmak kesinlikle bir mini diziyle çok daha rahat olurdu çünkü bu epik uzunluktaki film bile her şeyi sığdırmakta zorlandı. Tarihçiler, filmin son halinde ne kadar çok şeyin eksik kaldığı konusunda oldukça üzgündü. Daha da kötüsü, filmin içerdiği her şey tam olarak doğru değildi. Muhtemelen en üzücü olanı gerçekte bunun tam tersi olmasına rağmen Pers ordusunun filmde dağınık ve kirli bir grup olarak tasvir edilmesi ve kolayca yenilgiye uğratılması.
Disney'in Pocahontas'ının tarihsel olarak hatalı olduğu birçok noktayı ayrıntılı olarak ele almamıza gerek yok. Disney tarihin en üzücü olaylarından birini aldı ve "Kızılderili bir kadın ile yakışıklı bir istilacı arasındaki aşk hikayesiyle süsleyerek" izleyiciye hiçbir sorun yokmuş gibi izletmeyi başardı. Uzaylılar kültürümüzü yargılamak için geldiğinde bu filmi saklasak iyi olur.
Kuşları seven bir mahkumun şiddetli bir isyanı durdurmasını konu alan Birdman of Alcatraz hedefin çok uzağında. Hapishanenin eski mahkumları filmi Robert Stroud'un vahşetini yumuşatması nedeniyle "mükemmel bir komedi" olarak nitelendiriyor. İnsanlar tarafından "acımasız katil" olarak tanımlanan Stroud'a "psikopat" teşhisi konuldu ve kuş besleme alışkanlığı nedeniyle hapsedildiği süreçte tam bir pislik içinde yaşadı. Kuşlar konusunda berbat olmasının yanı sıra, bakım ekipmanlarını gizlice alkol hazırlamak için kullandı. Bu hareketiyle Alcatraz'a transferini kaçınılmaz kılmış oldu.
Tarihsel süreklilik hatalarını bir kenara bırakırsak, Iron Lady'deki en bariz yanlışlıklar, Margaret Thatcher'a siyasi eylemleriyle ilgili tekil sorumluluk yüklenmesi ve danışmanlarından birinin suikasta kurban gitmesi gibi kendisiyle alakasız olayların filmin merkezine yerleştirilmesi. Bu birkaç tarihçinin görüşü değil, onu gerçekten tanıyan kişilerin ve filmin dayandığı kitabı yazan biyografi yazarının görüşü. Yazara göre film Thatcher yönetimindeki önemli isimlerin katkılarını büyük ölçüde ortadan kaldırdı ve onu bir politikacıdan çok yalnız bir vizyoner haline getirdi.
William Wallace'ın sinematik hikayesi kısa olduğu kadar tarihsel açıdan da doğru. Hikayeyi izleyiciler için çekici hale getirmek adına ne kadar değişiklik yapmaları gerektiğini hissetmeleri gerçekten etkileyici. Örneğin Wallace'ın takma adı gerçek hayatta "Cesur Yürek" değildi. Ayrıca giydikleri etekler ve yüz boyası tarihsel olarak yaklaşık 300 yıl uzakta kalıyor. Kostümlerin yanında hemen hemen tüm zaman çizelgesi ve karakterler yanlış. Ne yazık ki filmin tamamı heyecan verici bir yalandan ibaret.
Gerçek hayattaki Leigh Anne Tuohy'nin Michael Oher'i kabul ettiği ve sonunda benimsediği doğru. Ancak The Blind Side'de Michael Oher'ı futbola başlamaya teşvik ettiği kısım tamamıyla uydurma. Ödül sezonundan dolayı Oher'in kişisel başarıları ve hırsları tamamen zengin bir aileye atfedildi. Bu durum sporcuyu sonraki röportajlarda rahatsız etti ve filmde görülen versiyonun kesinlikle kendisine benzemediğini belirtti. Ama Sandra Bullock "beyaz tenli kurtarıcı" rolüyle Oscar aldı, yani her şeye değdi!
Bir kralın konuşma engelinin üstesinden gelmeyi öğrenmesinin iyi hissettiren hikayesi eğer söz konusu kahramanın aslında gösterildiği kadar kötü bir kekemeliği olmasaydı pek de sürükleyici olmazdı. Ne yazık ki filmde gösterilenşn aksine Kral 6. George eğer yeterince iyi odaklanırsa kesinlikle kesintisiz bir konuşma yapabiliyordu. Filmde Dük ve Düşes'in şımarık kuklalar olarak tasvir edilmesi veya 8. Edward'ın zorba olarak gösterilmesi gibi pek çok başka küçük yanlışlık da var. Ancak filmin dramatik hikayesinin tamamen sahte olduğu gerçeği geri kalanını gölgede bırakıyor.
Mozart ile Antonio Salieri arasındaki rekabeti konu alan 1984 tarihli bu biyografik film oldukça hatalı. Örneğin açılış jeneriğinden önce Salieri'nin bir delilik anında kendi boğazını kestiği sahne gerçekte aslında hiç yaşanmadı. Aslına bakılırsa filmde, "yaşlı bekar" tasvirinden (gerçek hayatta evliydi ve sekiz çocukluydu), ana karakterle yaşadığı şiddetli rekabete (Mozart öldüğünde arkadaşlardı) kadar bu karakterle ilgili çoğu şey yanlış. Tüm ayrıntıları uydurursanız tarihin çok dramatik olabileceğinin güzel bir örneği.
John Wayne'in Cengiz Han rolünü üstlendiği bir filmin neden tam anlamıyla isabetli olmayabileceği ortada. Ancak filmde hem kostümler hem de diyaloglar yanlış ve öyle görünüyor ki filmde çalışan hiç kimse bunu doğru yapmak için istekli değildi. Neredeyse tüm oyuncu kadrosunun kahverengi suratlı olması sorununun yanı sıra Cengiz Han'ın filmde kaçırdığı ancak gerçek hayatta aslında onunla görücü usulü bir evlilikle nişanlanan Bortai ile olan ilişkisi de yanlış anlatılıyor.
Daha sindirilebilir bir drama elde etmek için birinin hayatının birkaç küçük anını sansasyonel hale getirmek anlaşılabilir. The Imitation Game, Alan Turing'i çılgınca vatana ihanetle suçlarken kişiliğini oldukça çekici göstermeyi başarıyor. Filmde bir Sovyet casusu cinselliğini ifşa etmekle tehdit ederek ona şantaj yapıyor. Turing'in biyografi yazarına göre, bu iki kişinin bırakın şantaj yapmayı aynı ekipte çalıştığı fikri bile "gülünç". Ayrıca hayattayken yeterince incelemeye tabi tutulmuş bir adam için bu son derece aşağılayıcı bir durum.
P.T. Barnum filmin aksine karısını şarkıcı Jenny Lind ile hiçbir zaman alenen aldatmadı. Ancak himayesi altındaki Phillip Carlyle (Zac Efron) ile siyahi bir trapez sanatçısı (Zendaya) arasındaki ırklar arası aşk ilişkisine de göz yummadı. Aslında Barnum,  Afrika kökenli bir kadını satın alan ve daha yaşlı görünmesi için dişlerini söken, daha sonra öldüğünde halka açık bir otopsi düzenleyen cani bir tüccardı. Film Barnum'un gerçekte aslında ne kadar canavar olduğunu tamamen örtbas ediyor. Tarihte sömürücü ve ayrıcalıklı bir iş adamının filmde daha genç ve çekici Hugh Jackman olarak yeniden yaratılması da izleyicinin gözünü boyamak açısından çok ideal. Ancak filmle ilgili en büyük utanç, Barnum'a dürüst bir bakışın neşeli bir müzikal değil etkileyici bir film ortaya çıkaracak olması.

Londra müzelerindeki 1700'e yakın eserin çalındığı ya da kaybolduğu bildirildi

Tarafından: NTV
10 Ocak 2024 at 12:56
Londra müzelerindeki 1700'e yakın eserin çalındığı ya da kaybolduğu bildirildi

İngiltere'nin başkenti Londra'daki müzelerden, aralarında Kraliçe Victoria'nın portresinden 200 milyon yıllık fosile 1700'e yakın eserin çalındığı ya da kaybolduğu rapor edildi.

Londra'daki müzelerden, 1700'e yakın eserin çalındığı ya da kaybolduğu bildirildi. Sky News'te yer alan habere göre, Ağustos 2023'te, British Museum'daki yaklaşık 2 bin eserin çalındığı, kaybolduğu ya da zarar gördüğünün ortaya çıkmasının ardından gözler ülkede kamu kaynaklarından pay alan diğer müzelere çevrildi. Bilgi Edinme Yasası kapsamında müzeler, envanterlerinde tespit edemedikleri kayıtlı eserlerin sayısını açıkladı. Müzelerden 1700'e yakın eserin çalındığı ya da kaybolduğu belirlendi. Buna göre Ulusal Portre Galerisi, 45 eserin kayıp olduğunu belirtirken bu eserler arasında 1869 yılına tarihlenen Kraliçe Victoria portresi, 19. yüzyıla tarihlenen Kral John'un Magna Carta'yı kabul ettiğini gösteren gravür, ressam Thomas Stothard'ın bronz heykeli ile Kraliçe Elizabeth'in bir düğün fotoğrafının negatifinin bulunduğunu duyurdu. Galeri, kayıp eserler arasında çoğunlukla fotoğraf negatiflerinin yer aldığını, bunların da dijital ortamda kopyalarının bulunduğunu açıkladı. Dünyanın en büyük sanat eserleri koleksiyonuna sahip Victoria ve Albert Müzesi, envanterindeki 180 eserin kayıp olduğunu belirtirken bunlar arasında tablolar, gölge oyunlarında kullanılan tasvirler, çizimler, kıyafetler ve bir fare kapanı olduğu bilgisini paylaştı. Müze sözcüsü, bulunamayan eserlerin çalındığı anlamına gelmediğine dikkati çekti. Sözcü, "Eser taşındıktan sonra katalog güncellenmesi yapılmamış olabilir. Güncellemenin ardından eserler çoğunlukla tespit edilir." ifadelerini kullandı.

SADDAM HÜSEYİNLİ TAKVİM KAYIP Başlangıç meridyeninin bulunduğu Kraliyet Gözlem Evi ve Ulusal Deniz Müzesi gibi 4 müzeyi bünyesinde barındıran Greenwich Kraliyet Müzeleri, envanterinde bulunan 245 eserin akıbetini tespit edemedi. Greenwich Kraliyet Müzelerinden yapılan açıklamada, kayıp eserler arasında teleskoplar, gülle, haritalar, pusulalar, bir azimut halkası ve bir yasa bulunduğu ifade edildi. Açıklamada, söz konusu kayıplara bilgisayar sistemlerindeki hatalar ile yanlış bilgi girişlerinin sebep olabileceği vurgulandı. Müze, ayrıca denetimler sonucu 2008'den bu yana kayıp olduğu düşünülen 560 eserin de tespit edildiğini duyurdu. Koleksiyonunda bulundurduğu yaklaşık 80 milyon eserle aynı zamanda araştırmacıların da yoğun ilgisini çeken Doğa Tarihi Müzesi de çok sayıda fosilin kayıp olduğunu açıkladı. Müzenin açıklamasında, 200 milyon yıllık bir sürüngenin çene kemiği parçası, 180 balık kemiği ve bir timsah dişinin kaybolduğu ya da çalındığı belirtilirken, koleksiyondaki bazı kayıpların ise yanlış koruma uygulaması nedeniyle yok olduğu aktarıldı. Londra'daki Bilim Müzesi, bazı makine modellerinin, Kraliyet Askeri Müzesi ise bazı zırh ve süngülerin nerede olduğunun bilinmediğini açıkladı. İmparatorluk Savaş Müzesi, eski Irak lideri Saddam Hüseyin'e ait fotoğrafların bulunduğu bir takvim, kamuflaj çizimleri, İngiliz komutanlara ait notların da aralarında olduğu 550 eserin kayıp olduğunu duyursa da bu eserlerin maddi değerinin düşük ve seri üretimde bulunan eserler olduğu açıklamasını yaptı. BAZI ESERLER EBAY'DE SATIŞA ÇIKARILMIŞ British Museum, 16 Ağustos 2023'te yaptığı açıklamada, müze depolarındaki çok sayıda tarihi eserin çalındığını, kaybolduğunu veya zarar gördüğünü bildirmişti. Sergi amaçlı değil akademik araştırma amaçlı müzede bulundurulan eserlerden sorumlu bir kişinin işten çıkarıldığı belirtilmişti. Söz konusu personelin Akdeniz kültürleri, Helenistik dönem heykelleri ve eserleri alanında çalışan küratör Peter Higgs olduğu, kayıp eser sayısının ise yaklaşık 2 bin olduğu İngiliz medyasına yansımıştı. Bazı eserlerin yıllardır alışveriş sitesi eBay'de alıcısını beklediği ortaya çıkmış, satışa çıkarılan eserlerin müze kataloglarında fotoğrafı olmayan eserler olduğu belirtilmişti. Arkeolog Dorothy Lobel King de "Hangi eserlerin müzede olmadığını söylemek çok zor. Müze 2 yıldır kayıpları kabul etmiyor ama sadece bu yıl içinde akademik araştırma için görmeyi talep ettiğim kabartmaların hiçbirini göremedim." demişti. Skandal üzerine müzenin 8 yıllık müdürü Hartwig Fischer istifa etmişti. Çalıntı haberleri üzerine, Türkiye'nin de aralarında yer aldığı müzede eserleri bulunan ülkeler, bu eserlerin akıbetini öğrenmek ve iadesini sağlamak için harekete geçmişti.

Karagöz gölge oyunu geleceğe taşınıyor

Tarafından: NTV
9 Ocak 2024 at 13:16
Karagöz gölge oyunu geleceğe taşınıyor

UNESCO’nun 2009 yılında, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydettiği, Türk tiyatrosunu temsil etme özelliği ile de sinemanın başlangıç noktasını oluşturan 700 yıllık "Karagöz" gölge oyunu, geleceğe taşınıyor.

UNESCO'nun 2009 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne kaydettiği Karagöz gölge oyunu, Bursa Uludağ Üniversitesi'nde kurulan Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama Araştırma Merkezi’nde geleceğe taşınıyor. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul öğretmen adaylarına Karagöz gölge oyununun tarihçe, tasvir tasarım ve oynatma eğitiminin verildiği merkezde Karagöz akademik alanda da temsil ediliyor.

Tekniği, Orta Asya'da yaşayan göçebe Türklerin çadırlarda oynattığı Çadır Hayal kukla oyununa dayanan ve yaklaşık 700 yıl önce Osmanlı döneminde Bursa'da Şeyh Mehmet Küşteri'nin çalışmasıyla Türk Tiyatrosu'ndaki yerini bulan Karagöz ve Hacivat, döneminin siyasi ve toplumsal olaylarına ışık tutarak, eleştirilerini perdeye yansıtıyor.

"BUGÜNKÜ SİNEMANIN BAŞLANGIÇ NOKTASINI KARAGÖZ OLUŞTURUYORDU" Karagöz'ün halkın yaşadığı sorunları duyurmak için araç olarak da kullanıldığını vurgulayan Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü ve BUÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. İbrahim Öztahtalı, Karagöz'ün Avrupa'da Türk Tiyatrosu'nu temsil eden önemli bir tip olduğunu söyledi. Karagöz ve Hacivat gölge oyununun, televizyon ve sinemanın temelini oluşturduğunu belirten Öztahtalı, "2009 yılında UNESCO, Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne Karagöz'ü ekleyerek Karagöz'ün artık dünya mirası olduğunu deklare etmiştir. Yüzyıllarca Bursa'da varlığını sürdüren Karagöz, geçmiş yıllarda İstanbul'da ve Anadolu'nun farklı kentlerinde seyirlik bir oyun olarak sahneye konuluyor ve tiyatro olarak biliniyor. Osmanlı Dönemi'nde Avrupa'da Karagöz Türk Tiyatrosu olarak anılıyor. Birçok seyyah Anadolu'ya ve İstanbul'a gelerek Karagöz'ü izliyor. Karagöz, televizyon ve sinemanın biraz daha ilkel bir hali. Arkada bir ışık ve perdenin üzerinde hareket eden resimler, yani suretler. Aslında bugünkü sinemanın başlangıç noktasını Karagöz oluşturuyordu" ifadelerini kullandı.İNSANLAR SÖYLETEMEDİKLERİNİ KARAGÖZ'E SÖYLETİRLER" Karagöz'ün her dönem toplumun sağduyusunu temsil eden bir tip olduğunu söyleyen Öztahtalı, " Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama Araştırma Merkezi'nin amacı, bütün dünyaya Anadolu'dan, Bursa'dan çıkan bu 2 önemli tipi ve diğer tip arkadaşlarını tanıtmak. Çünkü Karagöz aynı zamanda Anadolu insanının sağduyusunu da temsil eder. Bizdeki eleştirel bakışın da bir ikonudur Karagöz. Çünkü insanlar söyletemediklerini Karagöz'e söyletirler. Eleştiremedikleri konuları perdeden Hacivat, Karagöz ve diğer tiplerle dile getirirler. Halkın sağduyusu olarak Karagöz, bütün insanların sesidir aynı zamanda. Karagöz'ü sadece Bursa ve Türkiye'de bilinir kılmak değil, bütün dünyada Karagöz'ü bizim bir parçamız olarak tanıtmak istiyoruz. Bu yüzden projelere imza atıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol yaparak Karagöz'ü EBA TV sayesinde 18 milyon öğrencinin evine götürdük. Uluslararası bir kitaba imza attık ve bugüne kadar yapılan bütün Karagöz araştırmalarını bir kaynakça altında topladık. Bursa'nın geleneksel yemeklerini perdeden insanlara anlattık" dedi."YÜZLERCE YILDIR VAR VE YÜZLERCE YIL DEVAM EDECEK" Karagöz ve Hacivat gölge oyununun ve tiplerinin Osmanlı Dönemi'nde Şeyh Mehmet Küşteri'nin çalışmasıyla Bursa'da ortaya çıkığını ve Osmanlı Devleti'nin büyümesiyle farklı coğrafyalara yayıldığını aktaran Hayali Nevzat Çiftçi, şunları söyledi: "Uludağ Üniversitesi'nde  Karagöz ve Kukla Oyunları Uygulama Araştırma Merkezi bünyesinde, geleceğin öğretmenlerine Karagöz'ü öğretmeye çalışıyoruz. Karagöz'ün yok olması mümkün değil, yüzlerce yıldır var ve yüzlerce yıl devam edecek. Orta Asya'ya kadar giden bir tekniktir perde oyunu. Bursa'nın 1326 yılından sonraki döneminde, Osmanlı'nın payitaht ilan etikten sonrasında azınlıkların Ermeni, Yahudi, Kürt, Çerkez ne kadar insan varsa Türkçe bilmeden Türkçe konuşmaya çalışmalarının mizahıyla başlıyor Karagöz'ün dil komedisi. Osmanlı Devleti'nin 3 kıtaya yayılıp imparatorluk oluşu da Karagöz'ün bugünkü şöhretini getirmiş oluyor" diye konuştu."AMACIMIZ 700 YILLIK KARAGÖZ'Ü GELECEĞE TAŞIMAK" BUÜ Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitim bölümü öğrencilerinin, seçmeli ders olarak aldıkları gölge oyunu eğitimiyle, kültürel mirasın öğretmenler eliyle gelecek nesillere aktarılmasının amaçlandığını belirten ve geleceğin öğretmenlerine, 700 yıllık Karagöz'ü öğrettiklerine dikkat çeken Çiftçi, "Hayaliler, kendi dönemlerinde oyunu sürekli güncellemiştir, Karagöz'ün Gelin Olması oyunu 500 yıl önce farklı oynanmıştır. Her dönemde farklı oynanan bir oyundur bu ve biz bugün daha farklı oynuyoruz. Öğretmen adayları gelecekte öğrencilerine anlatacak ve kim bilir onlar nasıl oynayacaklar. Karagöz'ü belki uzayda oynayacaklar, belki de Karagöz uzayda oynatılacak. Amacımız, geleceğin öğretmenlerine 700 yıllık Karagöz'ü, öğreterek geleceğe taşımak" dedi.

Antalya Devlet Opera ve Balesi "Fındıkkıran" balesini sahneleyecek

Tarafından: NTV
9 Ocak 2024 at 12:29
Antalya Devlet Opera ve Balesi

Antalya Devlet Opera ve Balesi (DOB), 11, 16 ve 18 Ocak'ta "Fındıkkıran" balesini sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Antalya DOB'dan yapılan açıklamaya göre, yeni yıl kutlamaları ile özdeşleşmiş ve dünyaca ünlü bale topluluklarınca sahnelenen "Fındıkkıran" balesi Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde bu sezon son kez sahnelenecek. Libretto ve koreografisi Armağan Davran ve Volkan Ersoy'a ait eserde, Antalya DOB orkestrasını şef Hakan Kalkan yönetirken, eserin başkemancılığını Koray Önel üstlenecek. Çaykovski'nin bestelediği son bale olan eserin dekor tasarımı Gürcan Kubilay, kostüm tasarımı Aydan Çınar, ışık tasarımı ise Mustafa Eski imzası taşıyor. Stahlbaum ailesinin evindeki yılbaşı partisinde Clara'ya hediye edilen "Fındıkkıran" adlı bebeğin prense dönüşmesinin ve ardından gelişen olayların anlatıldığı eserde, "Fındıkkıran" rolünü Yağızhan Danış, "Clara"yı Chisato Ishikawa, "Şeker Perisi"ni Milina Fidan Özbek, "Drosselmeyer"i Evren İskender ve "Kral Fare" rolünü Burak Burçak canlandıracak. Eser, 11, 16 ve 18 Ocak saat 20.00'de Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak.

Michael Bolton beyin tümörü ameliyatı oldu

Tarafından: NTV
8 Ocak 2024 at 14:07
Michael Bolton beyin tümörü ameliyatı oldu

Romantik şarkıların dünyaca ünlü yaratıcısı Michael Bolton, beyninde bulunan tümörün ameliyatla alındığını ve iyileşme sürecinde olduğunu açıkladı.

90'lı yılların ünlü şarkıcı ve söz yazarı Michael Bolton, 2023 yılını bıçak altında bitirdi. 70 yaşındaki dünyaca ünlü Amerikalı müzisyen, Instagram hesabından yaptığı açıklamada beyninden tümör alındığını açıkladı. Bolton, "Herkese çok mutlu ve sağlıklı bir yeni yıl dileyerek başlamak istiyorum" şeklinde giriş yaptığı mesajına şöyle devam etti:

"2023'ün bana çok beklenmedik zorluklar sunduğunu da paylaşmak istiyorum. Noel'den hemen önce beyin tümörüm olduğu tespit edildi ve bu durum acil ameliyat gerektirdi. Harika tıbbi ekibim sayesinde ameliyat başarılı geçti."

Bolton şu anda tedavisine evde devam edildiğini ve ailesinin desteği ve sevgisiyle iyileşmekte olduğunu söyledi.

"Önümüzdeki birkaç ay boyunca zamanımı ve enerjimi iyileşmeye adayacağım, bu da turneye geçici bir ara vermem gerektiği anlamına geliyor" diye yazan Bolton, "Hayranlarımı hayal kırıklığına uğratmak veya bir konseri ertelemek benim için her zaman en zor şeydir. Ancak iyileşmemi hızlandırmak ve kısa süre içinde sahneye dönmek için çok çalıştığıma hiç şüpheniz olmasın" ifadesini kullandı.

"When a Man Loves a Woman" şarkısı hafızalara kazınan Bolton, mesajını, "Yıllar boyunca bana cömertçe gösterdiğiniz sevgi ve destek için minnettarım. Olumlu mesajlarınızı kalbimde tutacağıma ve mümkün olan en kısa sürede size kendimle ilgili daha fazla güncel bilgi vereceğime söz veriyorum" sözleriyle bitirdi.

Bolton'ın 4 Şubat ile 22 Aralık arasında 15'ten fazla konseri planlanmıştı. Şarkıcının sağlık durumu nedeniyle bunlardan hangilerinin iptal edileceği ya da erteleneceğiyle ilgili henüz bir bilgi paylaşılmadı.

Soft-rock ve ballad türü müziğiyle tanınan Bolton, 53 milyonun üzerinde albüm satışı elde etti. Müzik hayatına hard rock grubu "-Blackjack ile başlayan Bolton, sonraları söz yazarı olarak 1975'te "Bolotin" soyadıyla Laura Branigan ile çalıştı. Bolton, 80'lerin sonuna kadar sadece söz yazarı olarak biliniyordu. 1989 yılındaki 6. stüdyo albümüyle 3 numaraya ulaşan Bolton, 1996'ya kadar hep ilk üçe giren albümlere imza attı. 1989'da "How Am I Supposed to Live Without You" adlı eseri ve 1991'de "When a Man Loves a Woman" adlı şarkılarıyla Billboard Hot 100 listesinde bir numaraya ulaşan Bolton, müzik dünyasının en büyük isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Edirne'deki Roma sur kalıntıları gelecek nesiller için korunmaya alınmalı

Tarafından: NTV
8 Ocak 2024 at 13:14
Edirne'deki Roma sur kalıntıları gelecek nesiller için korunmaya alınmalı

Edirne'nin önemli kültür varlıkları arasında yer alan Roma sur duvarları gelecek nesillere aktarılmak üzere korunma altına alınmayı bekliyor.

Trakya Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Edirne'nin önemli kültür varlıkları arasında yer alan Roma sur duvarlarının itinayla korunarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirtti. Beksaç, Edirne'nin tarihsel açıdan çok zengin bir şehir olduğunu söyledi.
Sur duvarlarının, kentin önemli kültür varlıkları arasında yer aldığını belirten Beksaç, bu duvarların 2000'li yıllara kadar dikkati çeken bir arkeolojik veri olmadığını ifade etti.
Söz konusu yıllardan sonra kurtarma kazıları neticesinde surların öneminin anlaşılarak varlığının daha net bir biçimde kanıtlandığını dile getiren Beksaç, "Edirne'nin pek çok yerinde sur duvarlarının kalıntılarını görüyoruz. Hatta bazı yerlerde bir kazı yapılsa, bir sondaj yapılsa bu duvarların izlerini görebiliyoruz. Kaleiçi'ndeki su şebekeleri ve doğal gaz şebekelerinin yapımı esnasında da bu sur kalıntılarını görmemiz mümkün oldu. Pek çok bölgede hala surların yüksek şekilde ayakta kaldığı kesimler mevcut. Ama bugün itibarıyla baktığımız zaman kazı yapılan bölgeler dışındaki duvarların çok iyi korunmadığını, unutulmuş olduğunu görmekteyiz" diye konuştu.
Beksaç, sur duvarlarının, Edirne'nin kurulduğu dönemden günümüze ulaşan ilk arkeolojik anıt tipi olduğunu belirtti. Orta Çağ sürecinde yapılan ekleme ve düzeltmelerin de izlerini görmenin mümkün olduğunu söyleyen Beksaç, "Özellikle yapılan kazılarda bu Orta Çağ sürecinin varlığı daha net olarak ortaya konmuş bulunmaktadır. Edirne'nin itinayla korunması gereken arkeolojik eserleri arasında, sur duvarları, belki de başta gelen tarihi eserler arasında yer alıyor" dedi.
Beksaç, sur duvarlarının, kullanılan taşların yapısı nedeniyle iklim şartlarından olumsuz etkilendiğini dile getirdi.
Sur duvarlarının dikkatli ve planlı bir çalışmayla korunabileceğini ifade eden Beksaç, şunları kaydetti: "Yapıların arasında, esasında bunlar korunabilir ama şu şartlarda değil. Yani şu şartlarda hepsi kaderine terk edilmiş durumda. Yani genellikle duvara bitişik olarak yapılmış olan evlerin sahipleri kendi yaşamsal koşulları nedeniyle duvarları korumaya çalışıyorlar. Ama bu amatör bir iş değil. Yani her önüne gelenin yapacağı da bir iş değil. Duvar koruma başlı başına bir uzmanlık alanı. Tabii ki koruma şartları itibariyle de farklı özellikler gösteriyor. Farklı malzemeler gerekiyor. Taşların korunması büyük önem taşıyor. Çünkü Osmanlı yapılarından çok daha eski bu yapılar ve o nedenle zaman içinde aşınma büyük. Duvarların önemi şu; yani Hadrian kenti kurduğu zaman ortaya koyduğu duvarların izleri bunlar. Tarih boyunca Edirne çok önemli bir kale kent olarak yaşadı ve varlığını sürdürdü; çok ciddi planlanmış tedbirler alınması lazım."

Altın Küre Ödülleri sahiplerini buldu! Kazananlar Oppenheimer ve Succession

Tarafından: NTV
8 Ocak 2024 at 09:50
Altın Küre Ödülleri sahiplerini buldu! Kazananlar Oppenheimer ve Succession

Bu yıl 81'incisi düzenlenen Altın Küre Ödülleri'nde kazananlar belli oldu. Geçtiğimiz yıl yaşanan senarist ve oyuncular grevi sebebiyle Ocak 2024'e ertelenen 81. Altın Küre Ödülleri'nde sinema dalında En İyi Film dahil beş ödülle Oppenheimer bgaşı çekerken; televizyon dalında Succession, geceden En İyi Drama Dizisi dahil, dört ödülle ayrıldı. İşte 2024 Altın Küre Ödülleri'nde kazananlar...

Geçen yıl Hollywood'u sarsan senarist ve oyuncu grevi sebebiyle Ocak 2024'e ertelenen Altın Küre Ödülleri, dün gece sahaba karşı düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Komedyen Jo Koy'un sunumuyla gerçekleşen, Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından verilen 81. Altın Küre Ödülleri'nde televizyon dalında Succession, geceden En İyi Drama dizisi dahil, dört ödülle ayrıldı. The Bear ve Beef dizileri de üçer ödül aldı. Sinema dalında ise En İyi Film dahil beş ödülle Oppenheimer başı çekti. En çok adaylığı alan Barbie ise sadece iki ödülün sahibi oldu.  En İyi Animasyon ödülünü kazanan The Boy and the Heron olurken, Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülünü de Cillian Murphy aldı. Sinema kategorisinde En İyi Yönetmen ödülünü Oppenheimer ile Christopher Nolan kazandı. İşte Oscar'ın habercisi niteliğindeki Altın Küre Ödülleri'ni kazananlar...
En İyi Film (Drama): OppenheimerEn İyi Film (Komedi/Müzikal): Poor Things
En İyi Yönetmen: Christopher Nolan - Oppenheimer
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Cillian Murphy - Oppenheimer
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Lily Gladstone - Killers of the Flower Moon
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi/Müzikal): Paul Giamatti - The Holdovers
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi/Müzikal): Emma Stone - Poor Things
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Da’Vine Joy Randolph - The HoldoversEn İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Downey Jr. - Oppenheimer
En İyi Senaryo: Justine Triet Arthur Harari - Anatomy of a FallEn İyi Özgün Müzik: Oppenheimer
En İyi Özgün Şarkı: “What Was I Made For?” Billie Eilish O'Connell Finneas O'Connell - BarbieEn İyi Yabancı Film: Anatomy of a FallEn İyi Animasyon Film: The Boy and the Heron
En İyi Dizi (Drama): SuccessionEn İyi Dizi (Komedi): The BearEn İyi Mini Dizi / TV Filmi: Beef
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Kieran Culkin - Succession
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Sarah Snook - Succession
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi): Ayo Edebiri - The Bear
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi): Jeremy Allen White - The Bear
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama/Komedi): Matthew Macfadyen - SuccessionEn İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama/Komedi): Elizabeth Debicki - The Crown
En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Steven Yeun - Beef
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Ali Wong - Beef
❌
❌