Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Bugün — 23 Nisan 2024Milli Gazete

Ellagik asit nedir, nasıl çalışır?

23 Nisan 2024 at 09:59
Özellikle araştırmalar, ellagik asidin kanser hücresi büyümesini azaltabileceğini, iltihabı hafifletebileceğini ve beyin fonksiyonunu koruyabileceğini göstermektedir. Ayrıca, birçok gıda kaynağında bulunur ve genellikle takviyelerinizde ve cilt bakım ürünlerinizde bulunur. Bu makale, ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve alımınızı nasıl artırabileceğinizi keşfetmek için ellagik aside daha yakından bakıyor. Ellagik Asit Nedir?Ellagik asit, birçok meyve ve sebze de dahil olmak üzere en sevdiğiniz yiyeceklerin çoğunda doğal olarak bulunan bir antioksidandır.Bazı yiyecekler ayrıca vücudunuzun ellagik aside dönüştürdüğü ellagitannin adı verilen bir bileşik içerir.Ellagic asit, yararlı sağlık etkileri nedeniyle incelenmiştir. Aslında araştırmalar, güçlü anti-inflamatuar, kanserle savaşan özelliklere sahip olabileceğini gösteriyor.Dahası, bazı hayvan ve insan çalışmaları, tip 2 diyabet, kanser ve Alzheimer gibi beyin hastalıkları gibi durumların tedavisi ve önlenmesi için yararlı olabileceğini düşündürmektedir.Gıda kaynaklarına ek olarak, ellagik asit, ek formda yaygın olarak bulunur. Hiperpigmentasyonu azaltma özelliği sayesinde birçok cilt bakım ürününde de bulabilirsiniz.Ellagik Asit Nasıl Çalışır?Ellagik asit bir antioksidan görevi görür, yani hücrelerinizi hasardan ve oksidatif stresten korumak için serbest radikaller olarak bilinen zararlı bileşikleri nötralize edebilir.Ayrıca bağışıklık fonksiyonunuzu düzenlemeye ve prostaglandin E2 ve interlökin 6 dahil olmak üzere çeşitli spesifik inflamasyon belirteçlerini azaltmaya yardımcı olabilir.Uzun süreli yüksek düzeyde iltihaplanmanın sürdürülmesi, kanser, kalp hastalığı ve otoimmün bozukluklar dahil olmak üzere bir dizi kronik duruma katkıda bulunabilir.Test tüpü ve hayvan çalışmaları, ellagik asidin, güçlü antioksidan özellikleri sayesinde beyin fonksiyonunu korumaya ve kanser hücresi büyümesini azaltmaya yardımcı olabileceğini de bulmuştur.Dahası, bazı araştırmalar, bir tür cilt pigmenti olan melanin üretiminde yer alan belirli bir enzimin aktivitesini bloke ederek cildinizi aydınlatabileceğini göstermektedir.Ellagik Asit Kanserle Savaşır Mı?Birden fazla çalışma, ellagik asidin güçlü kanserle mücadele özelliklerine sahip olabileceğini göstermektedir.In vitro ve in vivo kanıtların bir incelemesine göre, ellagik asit, kanser hücrelerini öldürürken tümörlerin büyümesini ve yayılmasını engelleyebilir.Ek olarak, tümörlerin kemoterapi ve radyasyona duyarlılığını artırarak bu kanser tedavilerinin etkinliğini artırabilir.Özellikle test tüpü çalışmaları, ellagic asidin meme, mesane, prostat, kolorektal ve akciğer kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerine karşı korunmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.Bununla birlikte, ellagik asidin etkileri üzerine yapılan araştırmaların çoğunun özellikle test tüpleri veya hayvanlar üzerinde yapıldığını ve çok yüksek dozlarda ellagik asit kullanıldığını unutmayın.İnsanlar üzerinde yapılan bazı çalışmalar, elajik asit açısından zengin olan nar suyu veya ekstresinin prostat ve kolorektal kansere karşı faydalı olabileceğini öne sürse de, narda bulunan diğer bileşiklerin de rol oynayabileceği açık değildir. Dozaj Ve Ek BilgiElagik asit takviyelerini yerel doğal sağlık mağazalarından ve çevrimiçi satıcılardan satın alabilirsiniz. Sağlık mağazaları genellikle ellagik asidi kanser ve bakteriyel veya viral enfeksiyonlar için doğal bir çare olarak pazarlar.Ellagic asit ayrıca, tipik olarak porsiyon başına 250-500 mg ellagic asit içeren nar özü gibi takviyelerde de yaygın olarak bulunur.Ellagik asit için resmi dozaj tavsiyeleri olmamasına rağmen, bazı çalışmalar ellagik asidin 30-850 mg arasındaki dozlarda en etkili olabileceğini tahmin etmektedir.Bununla birlikte, bazı araştırmalar, vücudunuzun gıda kaynaklarından ellagik asidi emdiği kadar etkili bir şekilde takviyelerden ellagik asidi ememeyebileceğini düşündürmektedir. Bu, ellagik asit takviyelerinin potansiyel sağlık yararlarını sınırlayabilir.Ek olarak, başka ilaçlar alıyorsanız veya altta yatan herhangi bir sağlık sorununuz varsa, ellagik asit herkes için uygun olmayabileceğinden, bu takviyelere başlamadan önce doktorunuzla konuşmanız en iyisidir. Ellagik asidin besin kaynaklarıEllagik asidi, belirli meyve türleri ve ağaç yemişleri dahil olmak üzere çeşitli gıda kaynaklarında doğal olarak bulabilirsiniz.Elagik asidin en zengin besin kaynaklarından bazıları şunlardır: NarElmalarÜzümÇileklerAhududuKızılcıkBöğürtlenCevizAntep fıstığıKaju fıstığıCevizlerTakviyelerde bulunan ellagic asit miktarını elde etmek için bu gıdalardan çok yüksek miktarlarda yemeniz gerektiğini unutmayın.Daha eski bir araştırmaya göre, günlük meyve ve sebze tüketimi önerilerini karşılayan Amerikalı yetişkinler arasında günlük ortalama ellagik asit alımı erkekler ve kadınlar için sırasıyla 44 mg ve 55 mg idi. Ellagik asidin herhangi bir yan etkisi var mı?Meyveler ve ağaç yemişleri gibi gıda kaynaklarında yenildiğinde, ellagik asit genellikle güvenli kabul edilir.Elagik takviyelerin güvenliği konusunda sınırlı araştırma olmasına rağmen, araştırmalar, belirtilen şekilde kullandığınızda bunların çok az yan etki ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.Yine de ellagik asit, birçok ilaç türünün metabolizmasında yer alan bir grup enzim olan sitokrom P450'leri inhibe edebilir.Bu nedenle, birçok statin, antipsikotik ve kan sulandırıcı içeren bu enzimler tarafından metabolize edilen herhangi bir ilaç kullanıyorsanız, ellagik asit takviyesi kullanmadan önce doktorunuzla konuşmalısınız. Sonuç OlarakEllagik asit, meyveler ve fındıklar da dahil olmak üzere birçok gıdada doğal olarak bulunan bir tür antioksidandır.Çalışmalar, kanserle savaşan özelliklere sahip olabileceğini ve sağlığın diğer bazı yönlerini iyileştirebileceğini gösterse de, daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Ek olarak, diyetinize ellagik asit açısından zengin daha fazla yiyecek eklemek faydalı olabilirken, ellagik asit takviyelerinin güvenliği ve etkinliği konusunda sınırlı araştırma vardır.Bu nedenle, ellagik asit almadan önce doktorunuza danışmanız en iyisidir.

Dün — 22 Nisan 2024Milli Gazete

Dikkat! Polen, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir

22 Nisan 2024 at 15:22
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Gözeten, bahar aylarının gelmesiyle birlikte polen alerjisi vakalarının da arttığına dikkat çekerek, bağışıklık sistemini zayıflatan polenlere karşı önemli uyarılarda bulundu. Dr. Gözeten, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin alerjik reaksiyonları önlemede kritik önem taşıdığını vurguladı. Bu amaçla dengeli beslenmenin ve bol sıvı tüketiminin önemini hatırlattı. Bahar mevsiminin güzellikleriyle birlikte gelen polenler, alerjik bünyeler için zorlayıcı bir süreç başlatıyor. Bağışıklık sisteminin polenleri zararlı bir madde olarak algılaması sonucu ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar, hapşırık, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi çeşitli semptomlara yol açabiliyor. Bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi sonucu ortaya çıkan ve insan hayatını olumsuz etkileyen alerjenlerden korunmak ise mümkün. "ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER"Polenlere karşı alerjik reaksiyon gösteren kişilerin alması gereken önlemleri sıralayan Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi Dahiliye Uzmanı Dr. Mehmet Gözeten, şunları kaydetti: “Gözle ilgili şikayetleri olanlar, polen miktarının yoğun olduğu dönemlerde güneş gözlüğü veya şapka takabilirler. Burun ve solunum yolları şikayeti olanlar ise maske kullanabilirler. Polenler genellikle sabah saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda yoğunlaşır, bu yüzden mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkmamak ve çim biçilen yerlerden uzak durmak önemlidir.""POLEN MİKTARININ YOĞUN OLDUĞU SAATLERDE DIŞARI ÇIKILMAMALIDIR"Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli beslenmenin ve bol sıvı tüketiminin önemini hatırlatan Uzm. Mehmet Gözeten, “Özellikle ciddi astım ataklarına yol açabilen alerjik reaksiyonları olan kişiler, polen miktarının yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalıdır. Evlerin havalandırılması da bu saatlere dikkat edilerek yapılmalıdır. Ciltle ilgili şikayetleri olan kişiler, uzun kollu kıyafetlerle korunmaya çalışabilirler” ifadelerini kullandı. Kaynak: İHA

Dünden önceki günMilli Gazete

Hem günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10'unu karşılıyor hem de egzamaya şifa

18 Nisan 2024 at 22:33
Allah (cc) helal gıda da insanoğluna birçok şifa bahşetmiş. Helal dairesinden ayrılmadığımızda  hem haram işlememiş olur hem de sağlıklı yaşarız. Rabbimizin bize bahşettiği helal ve Tayyib olan yemişlerden bir tanesi de kuru duttur. Günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayan  kuru dutun en büyük faydalarından biri de egzamaya çok iyi gelmesidir. Dut meyvesi mevsiminde yenildiği gibi kurutularak da tüketilir. Özelikle kış aylarında hastalıklardan korunmak için kuru dut tüketilmesini öneren uzmanlar kuru duttaki şifaları saymakla bitiremiyor. Helal ve temiz dut meyvesinin yaş halinin yanında  kuru halinin de sağlığa faydaları saymakla bitmiyor. Mevsiminde taze iken bolca tüketilen dut meyvesi, kurutulmuş olarak da bolca tüketilmelidir. Dut kurusu diğer bir adıyla kuru dut helal sağlıklı, besleyici ve hastalıklara karşı koruma sağlayan şifa kaynağı bir yemiştir. Günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10'unu karşılarDut kurusu C ve K vitaminleri başta olmak üzere protein, lif, kalsiyum ve büyük bir demir kaynağıdır. Sağlık açısından oldukça şifalı bir yemiştir. Öğün aralarında aperatif olarak tüketilebilir. Günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 10’unu karşılar. Yüksek oranda kalsiyum içermesi sebebiyle kemik ve dişleri kuvvetlendirir, osteoporoz yani kemik erimesini engeller. Egzamanın şifası için kuru dutKuru dutun en büyük faydalarından biri de egzamaya şifa vesilesi  olmasıdır. Ellerinde ya da vücudunun farklı bölgelerinde egzama rahatsızlığı olan kişiler, egzamalı bölgelerin kanamasından ya da çatlamasından rahatsız olurlar. Egzamaya karşı dut kurusunun faydası için 3 bardak su kaynatılır. Kaynadıktan sonra bir avuç beyaz dut kurusu kaynayan suyun içine atılır. 5-6 dakika da bu şekilde kaynatılır. Daha sonra dutların bulunduğu su ocaktan alınır su ılıklastıktan  sonra egzama ellerde ise eller bu suyun içine sokulup 10 dakika kadar bekletilir. 10 dakika sonra ellerinizi sudan çıkarın ve 1 saat kadar yıkamayın. Bir saat sonra yıkayın. Haftada 3 ya da 4 kez dut kurusunu elleriniz için uygulayabilirsiniz. KURU DUTUN FAYDALARI NELERDİR?-Kuru dut iyi bir antioksidan kaynağıdır. Hastalıklara karşı koruma sağlar. -İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara kolay yakalanmayı önler ve kalp hastalığına yakalanma riskini azaltır. -Kan şekerini düzenlenler. -Karaciğeri güçlendirir. - Tayland Khon Kaen Üniversitesinin yaptığı bir araştırmada dut kurusunun beyni koruduğu, beyin fonksiyonlarını güçlendirdiği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda hafızayı da güçlendirir. -Kalbi korur, kalp hastalıklarını önleyici etkisi vardır. -Mideye iyi gelir, bağırsakların düzenli ve iyi çalışmasına fayda sağlar. -Kolesterolü düzenleyici, dengeleyici etkisi vardır. -Diş eti rahatsızlıklarına da iyi gelir. -Kan dolaşımını arttıran dut kurusu kan basıncını düşürür. -Damar sertliğini önlemeye yardım eder. -Kansızlık yani anemiyi önleyici etkisi vardır. -Bağırsaklarınızda kurt mu var? Bu durumdan rahatsızsanız kuru dut tüketebilirsiniz. Aç karnına tüketilirse bağırsaklarda bulunan kurtların düşürülmesine fayda sağlar.

Balda sahtecilik inanılmaz boyutta! Bal diye mısır şurubu almayın!

18 Nisan 2024 at 17:28
Allah (CC) Kuran-ı Kerim’de mealen helal ve temiz olanlardan yememizi emrediyor. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde övülmüş helal ve temiz olan gıda bal da bu nimetlerden birisi. Bal, sahip olduğu besleyici değer ve şifa edici özellikleri nedeniyle sağlığımız üzerinde olumlu etkileri var. İyi üretim hile katılmayan bal, insanlar tarafından tüketiminin arttırılması gereken helal bir nimet. Gözünü para hırsı bürümüş kişilerin yaptığı taklit ve tağşiş balda da kendini gösteriyor. Birçok nimette olduğu gibi bala da kolaylıkla hile katılabildiğini görüyoruz. Günümüzde ciddi tağşiş ve taklit yöntemleri uygulanarak sahte bal üretiliyor. BALDA SAHTECİLİK İNANILMAZ BOYUTATürkiye’de çeşitli belgeler ve kontrollerden geçmemiş ürünler konusunda tüketici dikkatli olmalı.  Aksi takdirde besleyici ve sağlıklı olan bal sağlığımızı da bozabilir.  Uzmanlar balda sahtecilik yapılırken en bilinen yöntemin mısır şurubu olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre ülkemizde ucuz fiyatıyla mısır şurubu bal olarak satılıyor. Bal enzimi katılan ve çeşitli işlemler uygulanan mısır şurubu tam bal görünümü kazanıyor. Düşük maliyetli hileli ürün bala benzetilerek tüketiciye sunuluyor. Başka bir hile yöntemi de arıya şeker şurubu verilerek yapılıyor. Şeker şurubu verilen arı bu şurubu peteğe dolduruyor ÇOK SAYIDA SAHTE BAL PİYASADABala hiçbir katkı maddesi katılamayacağı ve balın insan sağlığını tehdit eden düzeyde hiçbir madde içeremeyeceği Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde açıkça belirtilmesine rağmen gıda sahtekarları tüketiciye sahte bal sunuyor. Tüketiciler bu konuda bilinçli olmalı ve belge ve kontrolleri yapılmış ballar tercih edilmeli.  Hileli bal nedeniyle gerçek bal üreticisi de mağdur oluyor. “UCUZ FİYATLA MISIR ŞURUBU BAL DİYE SATILIYOR”Balda sahtecilik yapılırken en bilinen yöntemin mısır şurubu olduğunu belirten Gıda Yüksek Mühendisi Nurten Sırma gazetemize yaptığı açıklamada, “Ülkemizde ucuz fiyatıyla cazibesini koruyan mısır şurubu bal diye satılıyor. Bal enzimi katılan ve çeşitli işlemler uygulanan mısır şurubu tam bal görünümünde oluyor ve düşük maliyetli bir ürün elde edilebiliyor. Bunun dışında arıya şeker şurubu verilerek bal üretimi ve gerçek bal içine sahte bal karıştırma gibi tağşiş ve taklit yöntemleri uygulanıyor. Bolca sahte bal üretimi yapılıyor“ ifadelerini kullandı. “PİYASADA ÇOK SAYIDA SAHTE BAL VAR”Sırma, “Sahte ballar, doğal arı ürünleri dışında maddeler kullanılarak bala benzetilen ve piyasaya sürülen tamamen hileli ürünlerdir ve tüketiciyi aldatmaya yöneliktirler. Bu ballar çiçek özleri içermediğinden tüketiciye hiç bir fayda sağlamaz. Bala hiçbir katkı maddesi katılamayacağı ve balın insan sağlığını tehdit eden düzeyde hiçbir madde içeremeyeceği Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde açıkça belirtilmiştir. Ancak halen piyasa birçok sahte bal var. Tüketicilerimizin dikkatli olması gerek” diyerek uyardı. SAHTE BAL NASIL ANLAŞILIR Balın kalitesini hileli olup olmadığını, ilaç kalıntısı içerip içermediğini sadece balın tadından, kokusundan ya da görüntüsünden anlamanın pek mümkün olmayacağını belirten Sırma, “Balın kalitesi, ancak yapısının birtakım özel laboratuar yöntemleriyle analiz edilmesi gerekir. Bal Tebliği’nde geçen kriterlere uygun olan analizlerin yapıldığı laboratuarlarda durum anlaşılabilir. Piyasada, şeker şurubu katılarak tağşiş edilmiş ballar mevcut. Hileli bir şekilde üretilen ve piyasaya sürülen sahte ballar nedeniyle, hem gerçek bal üreticisi mağdur ediliyor hem de vatandaş mağdur” diye konuştu.  

Ayran içmek tansiyonu düşürür mü?

18 Nisan 2024 at 09:46
Genel olarak evde ilk müdahale olarak ayran verilmesi ,tansiyonun düşmesi için etkili bir yöntemdir. Ayranın içine katılan bir miktar tuz o an  için tansiyonun yükselip,normal değerlere oluşmasına yardımcı olabilir.Düşük tansiyonun yükselmesini sağlayarak,kişinin kendini iyi hissetmesine yardımcı olur. Fakat bu yöntemin tek başına yeterli olduğu, ayranın tansiyonu düşürücü etkisini tam olarak kanıtlanmış sayılmaz.Bu konuda ayranın tansiyonu düşürdüğüne dair herhangi bir bilimsel açıklama söz konusu değildir. Gebeliğin başlangıcında da baş dönmeleri ve tansiyon düşmesi hızlıca gelişir. Ayran kesinlikle zararlı değil,o an için kurtarıcı olabilir. Bunun için sadece ayran değil,vücudun yeterli sulu gıdaları almış olması gerekir. Vücut susuz kaldığı zamanda tansiyon düşüklüğü ortaya çıkar. Hatta yeterli besin almayan kişilerde bayılmalar da gerçekleşir. Vücut kişiden kişiye değişim göstermektedir. Kimi çok sağlam ve iradeli iken bazı kişiler bu durumda çok hassas ve nadir bir yapıya sahiptirler. Özellikle vücudu hassas olan kişilerin kendilerine çok dikkat etmeleri gerekir. ÇOK TUZLU OLMAMALIDIR Ayranı çok fazla tuzlu içmek sağlıklı değildir. Çok tuz yüksek tansiyon hastalığını doğurur. Bir yandan tansiyonunuzu normale getirirken,tuzdan aldığınız zarar ile birde yüksek tansiyon hastalığına yakalanırsınız. Bu daha tehlikeli,çeşitli beyin felçlerine,beyin içi kanamalarına neden olur. Tansiyon yüksekliği damarların yırtılmasına hatta zarar görmesini sağlar. Bu durumdan istinaden çok fazla tuzlu ayran içmenizi de tavsiye etmiyoruz. Sağlığınızı riske sokacak her durumdan hatta bilinçsiz yapılan her hareketten mümkün oldukça uzak durunuz. Tansiyon düşüklüğünde ayran tavsiye edilir. Ama çok fazla tuzlu olmamak koşulu ile. Bununla beraber dengeli beslenmeli,fazla yağlı gıdalar alınmamalıdır. Özellikle gebelikte bu durum çok hassas bir durumdur. Yeterli su ihtiyacının sağlanması gerekir. Sağlıklı günler dileği ile.

Diyet yapanların vazgeçilmezi! Fırında çilekli yulaf ezmesi tarifi

18 Nisan 2024 at 09:06
Çileklerden muzlara ve balkabağına kadar, fırında yulaf ezmesi tarifini tatlandırmanın pek çok farklı yolu vardır ve her zaman %100 tam gıda içeriklerinden yapıldığından, sağlıklı bir kahvaltı yaptığınızdan emin olabilirsiniz. SAĞLIKLI BİR KAHVALTI; ÇİLEKLİ YULAF EZMESİYulaf ezmesiyle yapılan ve akçaağaç şurubu ile doğal olarak tatlandırılmış olan bu Çilekli Fırında Yulaf Ezmesi, tüm ailenin seveceği sağlıklı bir kahvaltı öncesi kahvaltı fikridir. Bu pişmiş yulaf ezmesi tarifi rafine şekersiz, glütensiz ve vejeteryandır. Malzemeler:  1/2 su bardağı yulaf ezmesi1/2 çay kaşığı tarçın1 çay kaşığı kabartma tozu1/2 çay kaşığı deniz tuzu3 su bardağı süt veya badem sütü1 çay kaşığı vanilya özü2 yemek kaşığı tereyağı veya hindistancevizi yağı, eritilmiş1 yumurta, çırpılmış1/3 su bardağı akçaağaç şurubu veya bal1 1/2 bardak çilek, dilimlenmişYapılışı: Fırını önceden 180 dereceye ısıtın ve bir fırın tepsisini tereyağı veya hindistancevizi yağı ile yağlayın.Bir karıştırma kabında tüm kuru malzemeleri birleştirin; yulaf ezmesi, tarçın, kabartma tozu ve deniz tuzu. Her şeyin iyice karışmasını sağlamak için karıştırın ve ardından fırın tepsisine aktarın.Aynı karıştırma kabında tüm ıslak malzemeleri birleştirin; süt, vanilya özü, yumurta, eritilmiş tereyağı/hindistan cevizi yağı ve bal/akçaağaç şurubu. İyi bir şekilde birleştirildiğinden emin olmak için iyice çırpın.Islak karışımı yulaf ezmesi ile pişirme kabına dökün ve her şeyin iyice karışmasını sağlamak için karıştırın.Çilekleri eşit şekilde dağılmalarını sağlayarak fırın tepsisine yayın.Pişirme kabını fırına aktarın ve üzeri altın rengi kahverengi olana kadar 35-40 dakika pişirin.Fırından çıkarın ve servis yapmadan önce biraz soğumaya bırakın.Tek başına veya üzerine süt serperek, tarçın serperek ve akçaağaç şurubu gezdirerek servis yapın.Bu tarif ayrıca buzdolabında 4-5 gün saklanabilir veya 3 aya kadar dondurulabilir. Tazeliği sağlamak için folyo veya plastik sargı ile örtün. Yeniden ısıtmak için fırında veya mikrodalgada ısıtın.

Uzmanlar gıda boyaları, koruyucular ve suni tatlandırıcılara dikkat çekiyor Katkı maddeleri çocukları saldırgan yapıyor!

18 Nisan 2024 at 13:34
Nesli korumanın bir yolu da helal ve temiz gıda tüketiminden geçiyor. Günümüzde özelikle paket gıdaların hemen hepsinde gıda katkı maddeleri bulunuyor. Bu katkı maddelerinin kimisi dinimizce haram kimisi ise şüpheli maddelerden oluşuyor. Hal böyle olunca bu tür katkı maddeli ürünleri tüketenler de bu hem harama bulaşmış oluyor hem de sağlık konusunda ciddi sorunlarla karşılaşılmış oluyor. Son yıllarda anne-babalar çocukların saldırgan, asabi olduğundan şikâyet eder oldu. Uzmanlar, gıda boyalarının, koruyucularının ve suni tatlandırıcılarının çocuklarda hiperaktiviteye ve saldırganlığa yol açtığını söylüyor. KANITLAR BOYALARIN GIDALARDA KULLANILMASININ AKILLICA OLMADIĞINI GÖSTERİYORBilhassa çocuk gıdalarında bilinçsizce kullanılmaya devam edilen bazı zararlı, hatta tehlikeli katkı maddelerinden bahsetmek istiyoruz. İngiltere’de yapılan araştırmada, katkı maddesi kullanılan içecek tüketen çocukların konsantrasyonlarını kaybettiği ve hiperaktiviteye yol açtığı rapor edildi. Araştırmanın yapıldığı dönemde hiperaktif çocukların ailelerini, renkli ürünlerin tüketiminin olası risklerinden haberdar olmaları yolunda uyaran Gıda Güvenliği Ajansından Başkan Dame Deirdre Hutton, ellerindeki kanıtların, bu boyaların gıdada kullanılmamasının akıllıca olacağını gösterdiğini söyledi. ÇOCUKLARA ASABİYETİ ARTIRIYORAvrupa Birliği (AB) de çocuklarda hiperaktivite seviyesi ile gıdalardaki koruyucu ve katkı maddelerinin tüketimi arasında ilgi kuran İngiliz bilimsel araştırmasını değerlendirmeye karar vermişti. İngiltere’de yapılan ve prestijli tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan araştırmada, gıdalara konan koruyucu ve renklendiricilerin çocuklarda hiperaktivite seviyesini yükselttiğini tespit etti. KATKI MADDELERİNİN TÜM ÇOCUKLARA ETKİSİ VARSouthhampton Üniversitesinde yapılan araştırmada bilim adamları, bir grup çocuğun bir bölümüne gıdalarda bulunan koruyucu ve katkı maddelerinden hazırlanmış bir kokteyl, bir bölümüne de sadece meyve suyu vererek, çocukların davranışlarını gözlemlediler. Araştırmanın başındaki Profesör Jim Stevenson ve bilim adamlarından oluşan ekibi, koruyucu ve katkı maddelerinin 3 ve 9 yaşları arasındaki çocukların hiperaktif davranışları üzerinde olumsuz etkisi bulunduğunu saptadıklarını belirterek, “Bulgular, bu maddelerin sadece hiperaktivite rahatsızlığı bulunan çocuklar üzerinde değil, tüm çocukların davranışları üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini gösteriyor” diye vurgu yapıldı. Yapılan araştırmada kullanılan katkı ve koruyucu maddeli karışımlar, çeşitli renklendiriciler, koruyucular ve tatlandırıcılar içeriyordu. Uzmanlar hazırladıkları raporda, çocuklarda hiperaktiviteye yol açtığı ispatlanan gıda boyalarının, koruyucularının ve suni tatlandırıcılarının üretimden ve satıştan kaldırılması gerektiği ifade edildi.    

Gözünü para hırsı bürümüş gıda sahtekarları dur durak bilmiyor En yaygın gıda hileleri!

17 Nisan 2024 at 15:30
Neslin korunması için en önemli unsurların başında gıda geliyor. Şöyle denilebilir gıda olarak ne tüketiyorsak aslında oyuz. Gıda sektörünün endüstriyelleşmesiyle birlikte gözünü para hırsı bürümüş sahtekârlar ve denetimlerin yetersiz olması, boğazımızdan giren gıdanın ne kadar helal ve temiz olduğu konusunda insanımızı endişeye sevk ediyor. Ne yediğimizi biliyor muyuz? Görünüşte peynir, zeytinyağı, süt, bal gibi görünen gıdalar aslında ne? Bazı sahtekârlar her sektörde olduğu gibi gıda sektöründe de hileye başvuruyor. İşte en yaygın gıda hileleri: Küf tutmuş ve bayatlamış peynirlerin eritilerek krem peyniri hâline getirilmekte, kireç katılarak beyaz peynire taze ve parlak bir görünüm verilmektedir.  KÜFLÜ KAŞAR PEYNİRİ ERİTİLEREK ERİTME PEYNİRE DÖNÜŞTÜRÜLMEKTEDöküntü beyaz peynirlere nişasta ve bitkisel yağ katılarak yağlı tulum peyniri olarak satılmaktadır. Küflü kaşar peyniri eritilerek eritme peynire dönüştürülmektedir. Sütün kendi yağı alınarak yerine yağlı süt izlenimi verecek katı margarin yağ karıştırılmaktadır. Ekmeği beyazlatmak ve geç bayatlamasını sağlamak için kimyasal maddeler kullanılmakta, kepekli ekmek ve çavdar ekmeği gibi ürünlerde de gıda boyası ya da kakao kullanılmaktadır. ZEYTİNYAĞINA PAMUK, AYÇİÇEĞİ, KANOLA YAĞISon zamanlarda birçok ilde yapılan operasyonlarda sahte ya da tağşiş zeytinyağı ele geçirildi. Hilenin çok fazla yapıldığı bir ürün olan zeytinyağına pamuk, ayçiçeği, kanola gibi bitkisel yağlar karıştırılmakta, sabun üretimindeki yüksek asitli yağlar da işlemden geçirilip natürel sızma zeytinyağı diye satılmaktadır. Zeytini parlak hâle getirmek için tekstil boyası ve kimyasal boya kullanılırken, zeytinyağı küspesinden elde edilen prina yağı, kolon sızması diye zeytinyağının içine karıştırılmaktadır. ET VE ET ÜRÜNLERİ EN FAZLA HİLE YAPILAN GIDALARIN BAŞINDA GELİYOR Bayatlamış ya da sağlıklı bir şekilde korunmamış sütler el altından satın alınıp şarküteri ürünleri yapımında kullanılmakta, peynir altı suyundan ve süt tozundan yapay süt imal edilmektedir. Et ürünlerinde de birçok hile ve tağşiş yapılmakta; dana kıymaya tavuk kıyması, tavuk sakatatı, iç yağ katılmaktadır. Baharatla karıştırılmış soya salam, sosis ve sucukların içine katılmakta; hayvansal etsel atıklar, akciğer gibi iç organlar, kireç suyunda soyulmuş sarımsak karıştırılmaktadır. TARİHİ GEÇMİŞ SUCUKLAR, KIRMIZIBİBERE KİREMİT TOZUSon kullanma tarihi geçmiş sucuk ve ürünler, yeni ürünlerin içine katılarak üretim tarihi geçmiş ürünler piyasaya sürülmekte, tavuk dönerin içine ise tavuk derisi ve bağırsak gibi sakatatlar karıştırılmaktadır. RENKLENDİRİCİ VE ESANS KATILARAK SAHTE BAL ÜRETİLİYORBalda da çeşitli tağşiş yollarına başvurulmakta, glikozun içine polen, renklendirici ve esans katılarak sahte bal üretilmektedir. Ayrıca kovanların önüne şeker şurubu veya glikoz koyarak, arılara gerçek şeker balı ürettirilmektedir. Diğer bazı gıda hileleri ise kırmızıbibere kiremit tozu, kimyasal boyalarla renklendirilmiş yabancı maddeler, karabiberin içine boya maddeleri, bitkisel baharatların içine kurutulmuş ot karıştırmak suretiyle tüketici kandırılmaktadır. Taklit ve tağşiş ürünler yasak olmasına rağmen gözünü para hırsı bürümüş gıda sahtekarları insan sağlığını hiçe sayarak maalesef bu hileleri yapmaktadır.

Sofralarımızın olmazsa olmazı dolmalık biberin 6 şaşırtıcı faydası

16 Nisan 2024 at 15:34
Dolmalık biberler kalın duvarlara sahiptir, çan şeklindedir ve kırmızı, sarı ve mor dahil olmak üzere çeşitli renklerde gelir. Yeşil dolmalık biberler sadece olgunlaşmamış dolmalık biberlerdir. Kırmızı ve sarı biberlerden daha az tatlı olma eğilimindedirler ve biraz acı bir tada sahiptirler. Son derece besleyicidirler ve diyetinize harika bir katkı sağlarlar. Bu makale yeşil biberin 6 şaşırtıcı faydasını listeliyor. 1. Zengin besin kaynağıYeşil dolmalık biber bir dizi vitamin ve mineral sağlar. Ayrıca, iyi bir lif kaynağıdırlar ve nispeten düşük karbonhidratlardır. İşte 1 su bardağı (150 gram) çiğ tatlı yeşil biber için beslenme dökümü: Kalori: 30Protein: 1.3 gramKarbonhidrat: 7 gramLif: 2.6 gramA Vitamini, RAE: Günlük değerin (DV) %3'üC Vitamini: DV'nin %134'üK Vitamini: DV'nin %9'uPotasyum: DV'nin %6'sıB6 (Piridoksin): DV'nin %20'siYeşil biber, yukarıda listelenen besinlere ek olarak, tiamin (B1), magnezyum, bakır ve E vitamini de dahil olmak üzere daha az miktarda diğer vitamin ve mineralleri içerir.Yeşil tatlı biberler özellikle C vitamini açısından zengindir. Bu vitamin suda çözünür olduğu için vücudunuz onu iyi depolayamaz, bu nedenle onu düzenli olarak diyetinizden almanız gerekir.Uygun bağışıklık fonksiyonu, kolajen sentezi, besin metabolizması ve daha fazlası dahil olmak üzere vücudunuzdaki birçok temel fonksiyon için C vitamini gereklidir. Aynı zamanda güçlü bir antioksidan görevi görür ve hücrelerinizi zararlı oksidatif hasardan korur. Biber aynı zamanda besin metabolizması, bağışıklık fonksiyonu ve nörotransmitter sentezinde (kimyasal habercilerin yaratılması) yer alan iyi bir B6 vitamini kaynağıdır. Ayrıca kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan bir protein olan hemoglobinin oluşmasına da yardımcı olur. Bu gevrek sebze aynı zamanda vücudunuzun A vitaminine dönüştürebileceği provitamin A'yı da içerir. Provitamin A, canlı bir renge ve birçok sağlık yararına sahip bir bitki bileşiği olan beta karoten formunda bulunur. Dahası, yeşil tatlı biberlerin kalorisi ve karbonhidratı nispeten düşüktür. Ayrıca, iyi bir lif kaynağıdırlar. 2. Bağırsak sağlığına iyi gelirBiber, bağırsak sağlığı için gerekli olan iyi bir lif kaynağıdır. Diyetinize biber gibi lif açısından zengin besinler eklemek, erkekler için günde 1,1–1,2 ons (30–35 gram) ve kadınlar için günde 0,9–1,1 ons (25–32 gram) olan önerilen lif alımını karşılamanıza yardımcı olabilir. Bir fincan (150 gram) çiğ yeşil biber, 0.08 ons (2.5 gram) lif içerir. Araştırmalar, lif alımınızı artırmanın kolon kanseri ve inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi sindirim sistemi koşullarına karşı koruyabileceğini gösteriyor. Lif bakımından zengin gıdalar yemek, kabızlığı önleyerek ve sağlıklı bir bağırsak bakteri dengesini destekleyerek sindirim sisteminizin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olabilir. Humuslu dilimlenmiş yeşil dolmalık biber atıştırmayı veya ekstra lif artışı için salatalara, biberlere ve patates kızartmalarına doğranmış yeşil dolmalık biber eklemeyi deneyin. 3. Sağlığa faydalı bitki bileşikleri içerirDolmalık biber, antioksidan ve antienflamatuar özelliklere sahip çeşitli bitki bileşikleri içerir. Örneğin, bu sebze, tümü sağlığı geliştirici etkileri olan flavonoidler, C vitamini, fenolik bileşikler ve karotenoidler sağlar. Tatlı biberlerdeki biyoaktif bileşik konsantrasyonlarını analiz eden bir 2019 araştırması, kırmızı, turuncu ve sarı biberlere kıyasla yeşil tatlı biberlerin, p-kumarik asit adı verilen güçlü bir tür de dahil olmak üzere daha fazla fenolik asit içerdiğini buldu. Araştırmalar, fenolik asitleri yüksek diyetlerin insülin direnci, karaciğer yağlanması, zihinsel gerileme ve kalp hastalığı gibi belirli sağlık koşullarına karşı koruma sağlayabileceğini göstermiştir. Dahası, 2013 yılında yapılan bir araştırma, yeşil dolmalık biber özünün kırmızı, turuncu ve sarı dolmalık biber özlerinden daha yüksek antioksidan aktiviteye sahip olduğunu buldu. Yeşil biberlerden elde edilen C vitamini ve karotenoidler gibi antioksidanlarda yüksek bir diyet yemek, sağlığınıza çeşitli şekillerde fayda sağlar.Örneğin, 69 çalışmanın 2018 tarihli büyük bir incelemesi, daha fazla C vitamini ve karotenoid tüketmenin ve/veya bu antioksidanların daha yüksek kan konsantrasyonlarına sahip olmanın, kalp hastalığı, kanser ve tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu buldu. 4. Kalp ve göz sağlığını geliştirebilirDiyetinize yeşil tatlı biber gibi daha fazla meyve ve sebze eklemek, kalp ve göz sağlığınızı geliştirmenin akıllıca bir yoludur. Çok sayıda çalışma, meyve ve sebzeler açısından zengin diyetleri daha düşük kalp hastalığı riski ile ilişkilendirmiştir.Örneğin, daha fazla meyve ve sebze yemek, yüksek kolesterol, kan şekeri ve kan basıncı seviyeleri gibi kalp hastalığı risk faktörlerini iyileştirebilir.Ayrıca yeşil dolmalık biber, göz sağlığı için gerekli olan karotenoid bir besin olan lutein açısından zengindir. Lutein, gözlerinizdeki fotoreseptör hücrelerinde ışığa maruz kalmanın neden olduğu hasara karşı korunmaya yardımcı olur.Bu nedenle, lutein açısından zengin bir diyet yemek, görme kaybına neden olabilecek bir durum olan yaşa bağlı makula dejenerasyonu (AMD) riskini azaltmaya yardımcı olabilir. 5. Sağlıklı bir vücut ağırlığını korumanıza yardımcı olabilirYeşil tatlı biber gibi daha fazla meyve ve sebze yemek, sağlıklı bir vücut ağırlığını korumanıza ve hatta kilo vermenize yardımcı olabilir.Yeşil tatlı biberlerin kalorisi düşüktür, lifi yüksektir ve vücudunuzun en iyi şekilde çalışması için ihtiyaç duyduğu diğer besinlerle doludur. Bu onları herhangi bir diyete mükemmel bir katkı yapar. Yine de, sadece biber alımınızı hızlandırmak yerine birçok farklı meyve ve sebze yemek daha iyidir.Bunun nedeni, daha fazla toplam meyve ve sebze tüketen kişilerin, düşük miktarda ürün tüketenlere göre daha düşük vücut yağ seviyelerine sahip olmaları ve daha az ağırlığa sahip olmalarıdır. Araştırmalar ayrıca, çok fazla meyve ve sebze tüketen kişilerin, daha az ürün tüketen insanlara göre daha az iç organ yağına (artmış hastalık riskiyle güçlü bir şekilde bağlantılı bir tür derin karın yağı) sahip olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, genel diyet kalitenizi iyileştirmek ve sağlıklı bir vücut ağırlığını desteklemek için, sadece yeşil tatlı biberleri değil, aynı zamanda diğer meyve ve sebzeleri de öğünlerinize ve atıştırmalıklarınıza dahil etmeyi deneyin. 6. Çok yönlü ve lezzetliSon derece besleyici olmasının yanı sıra, yeşil tatlı biberler çok yönlüdür ve hem çiğ hem de pişmiş olarak harika bir tada sahiptir.Yeşil tatlı biberlerin kırmızı, sarı ve turuncu biberlerden daha az tatlı olduğunu unutmayın. Yeşil versiyon ayrıca daha az toplam karotenoid ve flavonoid içerir ancak fenolik asitlerde daha yüksektir. Bu nedenle, çeşitli besin bileşimlerinin faydalarından yararlanmak için tüm dolmalık biber renklerini diyetinize eklemek isteyebilirsiniz. Seçtiğiniz dolmalık biberin rengi ne olursa olsun, tadını çıkarmanın neredeyse sayısız yolu vardır, örneğin: Onları sebze ve tavuk kızartmalarına ekleyin.Dilimleyin ve daldırma için humus veya baba ganoush ile servis yapın.Zarlayın ve gevrek bir salata sosu olarak kullanın.Bunları çorba, güveç ve chilis'te kullanın.Onları pirinç ve fasulyeye ekleyin,Garnitür olarak tadını çıkarmak için soğan ve baharatlarla soteleyin.Bir omlet içinde yumurta ve diğer sebzelerle birleştirin.Denemekten korkmayın. En sevdiğiniz kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği tariflerinize dolmalık biber ekleyerek besleyici, renkli ve lezzetli sonuçlar elde edebilirsiniz.Sonuç OlarakYeşil tatlı biberler olgunlaşmamış biberlerdir. Kırmızı, turuncu ve sarı versiyonlarından biraz daha acı bir tada sahiptirler.Çeşitli besinler içerirler ve özellikle C vitamini açısından zengindirler. Ayrıca karotenoidler ve fenolik asitler gibi güçlü bitki bileşiklerinin yoğun bir kaynağıdırlar.Diyetinize yeşil tatlı biber eklemek, kalbinizin, gözlerinizin ve bağırsaklarınızın sağlığını korurken besin alımınızı artırmanın akıllı bir yoludur.

Şeker pancarının faydaları; Hazımsızlık ve kansızlığa birebir

16 Nisan 2024 at 11:46
Şeker üretiminin yapılmasını ve evlerimize gelmesini sağlayan şeker pancarı, ilginç özelliklere sahip bir üründür. Faydalı yönleri de fazla olduğu için şeker pancarı tüketimine önem vermek gerekir. Üstelik hazırlanan tarifler de son derece lezzetli olur. Şeker Pancarı Nedir?Ispanakgiller familyasının bir üyesi olan şeker pancarı, şeker kamışından sonra şeker üretiminde kullanılan başlıca bitkidir. İki yıl içinde tam anlamıyla gelişimini tamamlar. İlk yıl şeker pancarı yaprağı ve kökleri oluşmaya başlar. İkinci yıl ise tohum ve çiçek bölümleri meydana gelir. Dıştan bakılınca sarımtırak bir bitki görülürken içi beyaz ve etlidir. Koni şeklindeki yapısı ile dikkat çeken bir görünümü vardır. Şekeri pancarı daha çok şeker üretimini sağlaması ile ünlü olmuştur. Bununla birlikte tek başına da yararlı bir üründür. Faydalı yönlerini öğrenmeye başlayanlar mutlaka şeker pancarına mutfaklarında daha fazla yer vermeye başlayacaktır. Şeker pancarı melası ise fabrikasyon kademesine gelindiği zaman şeker pancarından elde edilen sıvıya verilen isimdir. Şurup halindeki bu sıvı fabrikasyon sürecine geri alınmamaktadır.  Şeker Pancarı Faydaları Nelerdir?Kırmızı şeker pancarının faydaları nelerdir ve beyaz şeker pancarının faydaları nelerdir şeklinde sorular çeşitlenebilmektedir. Kırmızı pancar aslında şeker pancarı değildir, daha çok turşusu ve pekmezi yapılır. Beyaz pancar ise şeker üretiminde kullanılır. İkisinin de faydaları benzerdir.Şeker pancarının başlıca faydalarından biri mide ve sindirim sistemine yaptığı etkilerde hissedilir. Yemeklerin yanında şeker pancarı tüketmek sindirimin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.Kansızlık sıkıntısı yaşayanlar şeker pancarı yiyerek bu sorunun azaldığını görebilirler. Şeker pancarı neye iyi gelir diye bakıldığında kan hücrelerini artırdığı bilgisine de ulaşırız. Kansızlık sıkıntısı yaşayanlar şeker pancarı yiyerek bu sorunun azaldığını görebilirler.Şeker pancarı sinir hücrelerini olumlu yönde etkiler. Böylelikle sakinleşmek ve daha huzurlu hissetmek mümkün olur.Şeker pancarının suyunu içmek kanser hastalığının olumsuz etkilerini azaltır.Hipertansiyon hastalığı bulunanlar için iyi bir tercihtir. Tansiyonu düşürücü etkisi sayesinde hastalıktan muzdarip olanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar.Şeker pancarının faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kanı temizlemesi ve iltihapları önlemesi de bulunmaktadır.Şeker pancarı cilde faydaları olan bir gıdadır. Cilt neminin ve renginin dengelenmesine yardımcı olan pancar kırışık oluşumunu da yavaşlatır.Şeker pancarının faydaları hamilelikte de önemli bir yer tutar. Bitkinin içindeki folat bebeklerde omurganın ve beynin sağlıklı şekilde gelişmesine destek olur.Şeker Pancarı Kalorisi ve Şeker OranıŞeker pancarı fazla yüksek kalori özelliği göstermemektedir. 100 gram şeker pancarında 50 oranında kalori bulunur. Söz konusu özelliği sayesinde zayıflamak, form tutmak isteyenler ve diyet yapanlar için ideal bir tercihtir.Şeker pancarı kalori açısından sağlıklı olduğu ve sindirimi kolaylaştırdığı için detoks karışımlarında da sıkça kullanılmaktadır.Şeker pancarında ismiyle uyumlu olarak yüksek oranda şeker bulunur.Bu özelliği sayesinde şeker üretimi için ideal bir bitki haline gelmiştir.Bitkide bulunan şeker türünün sakkaroz türünde olduğunu söylemek mümkündür.Karbonhidrat ve kuru madde oranı da aynı şekilde fazladır. Ayrıca şeker pancarının büyük bölümünü su oluşturur. Şeker pancarı şekeri oranının %16 civarında olduğu söylenebilir.Şeker Pancarı Nasıl Pişirilir?Şeker pancarı yemek için doğru yöntemler dahilinde haşlama yapmaya ve süreyi iyi kullanmaya önem vermek gerekir.Şeker pancarının ideal haşlama süresi 60 dakika diğer bir deyişle bir saat civarında olmalıdır.Pancarı haşlamak için bol miktarda su ile düdüklü tencerede pişirmek iyi bir yöntem olarak görülebilir.Şeker pancarı bu şekilde sade olarak da yenilebilir. Ayrıca turşu, tatlı ve benzeri tariflerin malzemesi olarak da rahatlıkla kullanılır.Şeker pancarı haşlaması faydaları suda kayboluyor mu diye endişeleniyorsanız haşlama suyunu detoks suyu yani vücudu temizleme içeceği olarak tüketebilirsiniz.Bu içeceğe aroma katmak için farklı meyve ve sebze karışımları da ekleyebilirsiniz.Haşlama pancarları da çorba, salata, dipsos gibi farklı tariflerde kullanabilirsiniz.

Kapari nedir, faydaları nelerdir?

13 Nisan 2024 at 14:50
Ağırlıklı olarak İspanya’dan İsrail’e kadar giden Akdeniz mutfağında kullanılır. Tuzlu suya toleransı olan bitki kolaylıkla hayatta kalabilir ve hatta aşırı kuraklıkta bile gelişebilir. Normalde sıcak ve nemli iklimi tercih eder ve Kıbrıs, İtalya, Yunanistan, Kuzey Afrika ve bazı Küçük Asya bölgelerinde bolca yetişir. Kapari genellikle bir baharat olarak ve turşu şeklinde tüketilir. Bitkinin diğer kısımları, ilaç ve kozmetik üretiminde kullanılır. Daha önce de belirtildiği gibi, Capparis spinosa çiçeğinin açılmamış tomurcuklarıdır. Çiçek tomurcukları açılmadan hemen önce toplanır, kumlardan ve tozdan arındırmak için tuzlu suda yıkanır, kurutulur ve son olarak tuzlanır veya sirke içerisinde bekletilir. Tomurcuklar genellikle günlük olarak seçilir, çünkü en genç tomurcuklar en iyi kaliteye sahiptir. Capparis spinosa tomurcuklarının olgunlaşmasına izin verildiğinde, soluk mor benekli beyaz çiçek (2-3 cm çapında) açar. Çiçekler sonuçta kapari meyveleri olarak bilinen dikdörtgen, çok tohumlu, yenilebilir meyveler üretir. Sağlık Yararları Nelerdir?Şaşırtıcı sağlık yararları ile hoş bir lezzeti bulunmaktadır. Akdeniz bölgelerinde yetişen lezzetli bitkilerden biridir. Akdeniz mutfağında yaygın olarak kullanılır. A vitamini, B12 vitamini, E vitamini, K vitamini, lif ve niasin gibi temel vitamin ve diğer besin maddeleri ile doludur. Enfeksiyon, sindirim bozuklukları, kanser, diyabet vb. hastalıkları iyileştirir. Metabolizmayı hızlandırır. Bu şekilde sindirim sisteminizi destekler ve sağlıklı kalmanıza yardım eder. Bu yazıda, vücudumuz için sağladığı yararlardan bahsedeceğiz. Diyabeti Önler ve Tedavi Etmeye Yardım EderDiyabet hastalığından şikayetçi insanlar için oldukça faydalıdır. Yapılan araştırmalarda, diyabet hastası insanlar için yararlı etkileri olan maddeler içerdiği gösterilmiştir. Yüksek kan şekeri düzeylerini, yüksek kolesterol seviyelerini azaltmaya ve karaciğerin işleyişini düzeltmeye yardımcı olur. Diyabetik insanlarda trigliserit seviyelerini düşürür. Ayrıca böbrekler ve karaciğer üzerinde hiçbir yan etki göstermemiştir. Kilo Vermeye Yardım EderKilo vermek istiyorsanız, karbonhidrat ve kalori bakımından düşük bir diyet sürdürmelisiniz. Ayrıca bu diyet, uzun süre tok kalmanıza yardım eden, lif bakımından zengin besinler de içermelidir. Kapari, yüksek lif içeriği ve düşük kalorisi ile mükemmel bir besindir. Vücudundaki fazla kiloyu atmak isteyen insanlar için gerçekten çok yararlıdır. Kolesterolü DüşürürKandaki kötü (LDL) ve toplam (VLDL) kolesterol veya trigliserit seviyeleri yüksekse, vücuda zarar verebilir ve kalp ve beyin hastalıklarına neden olabilir. Capparis spinosa veya kapari özütünün, bir araştırma çalışmasına göre, vücuttaki tüm bu zararlı lipitlerin seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir. Kemik Sağlığını DesteklerKemiklerinizin yoğunluğunu artırmaya yardımcı olan K vitamini içerir. Kemik yoğunluğunda azalmaya bağlı olarak meydana gelen osteoporoz, artrit gibi sorunların azaltılmasına yardımcı olur. Güneşin Zararlı Işınlarından KorurHepimizin bildiği gibi UV ışınları, melanom gibi cilt kanserine yol açabilir. Kaparideki bazı bileşikler, foto koruyucu özelliklere sahiptir. Bizi zararlı UV ışınlarından korurlar ve UV ışınlarının neden olduğu cilt kızarıklığını azaltır. Bu özelliğinden daydalanmak için sık sık kullanmak gerekir. Alerjik Problemleri HafifletirCapparis Spinosa ayrıca anti-alerjik etkiler göstermiştir. Alerji, ılımlı cilt tahrişinden hayati tehlikeye yol açan bronkospazm sorununa kadar değişen semptomlarla kendini gösterir. Alerjik reaksiyon; histamin, mast hücreleri, vb. gibi belirli maddelerle etki eder. Kapari, antihistaminik özellikleri olan maddeler içerir ve ayrıca alerjik reaksiyonlara yol açan mast hücrelerini de kontrol eder. Kanser ve Cilt Hastalıklarını ÖnlerRutin ve kuersetin gibi faydalı flavonoidler içerir ve bu yüzden, kanseri ve cilt hastalıklarını önlemeye yardım eder. Ayrıca, mukus zarının içerdiği hücrelerin sağlığını korumaya yardımcı olan iyi bir E vitamini kaynağıdır. Egzama gibi ciddi cilt rahatsızlıkları olan kişiler, bu harika tohumdan faydalanabilir. Bağışıklığı GüçlendirirBağışıklığı güçlendirme yetenekleri için incelenmiştir. Bazı hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara göre, bağışıklık seviyelerini artırmış ve deney hayvanlarını, çok güçlü ve enfeksiyonlarla savaşabilecek hale getirmiştir. Capparis Spinosa özleri bu hayvanlarda fagositik aktiviteyi artırmıştır. Fagositler, bakteri gibi zararlı mikropları tutan hücrelerdir. Ayrıca, çok önemli bağışıklık düzenleyici maddeler olan sitokinlerin hareketini teşvik eder. Sindirime Yardımcı OlurKilo yönetimine yardımcı olan ve sindirimi destekleyen lifle yüklüdür. Kabızlık gibi çok sayıda kronik sindirim sorunu, bu şaşırtıcı tohumu tüketerek kolayca tedavi edilebilir. Vücuttaki bağırsak hareketini ve dışkının vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Cildi NemlendirirDüzenli olarak tüketmek, cildinize iyi gelir. Cildinize nem sağlar ve cilt kuruluğu probleminden kurtulmanızı sağlar. Anemiyi Önler ve Tedavi EderAnemi kanda yeterli seviyede hemoglobin olmaması durumudur. Bu, aşırı yorgunluk, hafif nefes darlığı ve yorgunluk durumunda kalp yetmezliğine bile neden olabilir. Kapari, vücutta hemoglobin oluşumunu hızlandıran ve anemiyi iyileştiren demirden oluşur. Ayrıca demirin, sindirim sisteminden kolaylıkla emilmesini sağlayan C vitamini içerir. Diş Sağlığını DesteklerDemir, bakır, kalsiyum ve sodyum gibi çeşitli mineraller için mükemmel bir kaynak olmuştur. Kalsiyum, vücudunuzdaki diş ve kemiklerin yoğunluğunu korumak için çok faydalıdır. Kapari tüketimi, dişlerinizi güçlü ve sağlıklı tutar. Düzenli tüketimi ile diş çürümesi, diş eti ve diğer diş problemleri kolayca önlenebilir. Kabızlığı GiderirDaha önce de belirttiğimiz gibi, zengin bir lif kaynağıdır. Düzenli lif tüketimi, sağlıklı bir sindirim sisteminin korunması için gereklidir. Lif eksikliği, kabızlığa yol açar. Kabızlık, hemoroid, anal fissür, vb. gibi birçok başka soruna yol açabilir. Yüksek lif içeriğine sahip kapari tüketimi, kabızlıktan kurtulmanıza ve kabızlık komplikasyonlarını önlemeye yardımcı olur. Kapari içerisindeki lifler suyu emer ve dışkının bağırsaklardan kolayca geçmesini sağlar.

Patlıcanın bilinmeyen faydaları nelerdir?

13 Nisan 2024 at 14:25
Doyurucu özelliği, içeriğinin çok zengin olması dolayısıyla hemen herkese hitap eden patlıcanı, özellikle vejetaryen beslenen kişiler sıklıkla tercih ediyorlar. İçeriğindeki vitaminler, mineraller, potasyum, magnezyum ve sodyum patlıcanı, doyurucu, besleyici ve sağlık deposu haline getiriyor. Patlıca kalbi koruyan, diyabetin olumsuz etkilerini azaltan özelliğiyle özellikle bu tür önemli hastalıkların tedavi sürecinde olan kişiler için öneriliyor. Ayrıca içeriğinde bulunan bol miktardaki demir, patlıcanı saç, tırnak ve cilt dostu bir besin haline getiriyor. Patlıcanın besin değerleriOrtalama 100 gramlık bir patlıcan; 24 kalori, 1.2 gram protein, 5.5 gram karbonhidrat, 2 gram yağ, 1 gram lif, 37 miligram fosfor, 15 miligram kalsiyum, 1 miligram demir, 1 miligram sodyum, 15 miligram potasyum içeriyor. Bununla birlikte; 30 IU A vitamini, 0.05 miligram B1 vitamini, 0.04 miligram B2 Vitamini, 0.05 miligram B3 Vitamini, 0.081 miligram B6 Vitamini ve 5 miligram C vitamini içeriyor. Patlıcanın faydalarıUzun süre tok tutar.Kan şekerini dengeler.Kalbi korur.Saç ve tırnak sağlığını destekler.Zihinsel fonksiyonları canlandırır.Kansızlığı önler.Kilo vermeye yardımcıdır.Sindirimi kolaylaştırır.Hazımsızlığı giderir.Antioksidandır.Anti bakteriyeldir.Cilt lekelerinin oluşumunu önler.Sinirleri yatıştırır, depresyonu önler.Karaciğer, pankreas ve böbrekleri korur.Kolesterolü dengeler, kötü kolesterolü düşürür.Mide kanserini önler.Kas kasılmalarını önler.Sigarayı bırakmaya yardımcıdır.Patlıcan, diyabeti önlerBolca lif ve düşük çözünürlü karbonhidratlar içeren patlıcan, kan şekerini dengede tutar, glikoz emilimini kontrol eder ve bu sayede diyabet oluşumunu önler. Bu bakımdan özellikle Tip 2 Diyabet hastalarının haftada 1-2 kez düzenli olarak patlıcan tüketmeleri önerilir. Patlıcan, kalp sağlığına destek olurPatlıcan, kolesterolü dengede tutup, kötü kolesterolü düşürdüğü için kalbin sağlıklı çalışabilmesine yardımcı olur. Zira içeriğinde bulunan bol miktardaki potasyum, kan basıncını sağlıklı bir seviyede tutar ve kalbi korur. Patlıcan, beynin fonksiyonlarını desteklerBeynimizde hasarlı hücrelerin onarılması ve sağlıklı hücrelerin korunması konusunda patlıcanın önemli faydalarını görürüz. Aynı bağlamda düzenli olarak haftada 1-2 kez patlıcan tüketen kişilerin hafızalarının da güçlendiği saptanmıştır. Patlıcan, demir üretimini ve dengesini sağlarYaşamımızı devam ettirebilmemiz için vücudumuzdaki demir oranının az ya da çok değil, dengeli, kontrollü olması gerekiyor. Zira düşük demir seviyesi pek çok hastalığa yol açarken, demir oranının yüksek olması da yine sağlık sorunlarına sebep oluyor. Patlıcanın içeriğinde bulunan nasunin adlı madde ise, vücuttaki fazla demirin emilimini kolaylaştırarak, demir seviyesini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Ayrıca patlıcan vücuttaki serbest radikallerin hareket kabiliyetini de kısıtlayarak tüm metabolizmanın sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor. Patlıcan, kilo vermeye yardımcı olurİçeriğindeki su seviyesi ve lif oranı yüksek, kalorisi düşük olan patlıcanın tok tuttuğu ve dolayısıyla da kilo verme sürecini hızlandırdığı biliniyor. Bu bakımdan diyet programı uygulayan kişilere beslenme listelerine patlıcanı da eklemelerini öneriyorum. Patlıcan, sindirim sisteminin fonksiyonlarını desteklerİçeriğinde lif olan tüm sebze ve meyvelerin sindirimi kolaylaştırdığı bilinen bir gerçektir. Bol miktarda lif içeriğiyle tanınan patlıcanın da, sindirimi kolaylaştırdığı ve hatta kolon kanserine yakalanma riskini azalttığı biliniyor. Bununla birlikte mideyi güçlendirerek, hazımsızlık, kabızlık gibi sorunları da ortadan kaldırır. Patlıcan, sigarayı bırakmanıza yardımcı olurUzun süre sigara kullanan kişilerin sigarayı bırakmakta zorlanmalarının sebebi nikotin bağımlılığıdır. Patlıcan ise kişinin vücudunun alıştığı nikotin ihtiyacının bir bölümünü karşılayabileceği için, yavaş yavaş sigarayı bırakmak isteyenlerin her gün küçük miktarlarda patlıcan salatası, yemeği tüketmeleri faydalı olabilir. Patlıcan, antioksidan ve anti bakteriyel özelliktedirKişinin hastalıklara yakalanmasının en önemli sebepleri; bağışıklık sisteminin güçsüz olması ve metabolizmasının dışarıdan gelen zararlı virüs ve bakterilerle savaşacak kadar güçlü olmamasıdır. İşte ihtiyaç duyduğumuz bu güce sahip olmanın yolu da antioksidan ve anti bakteriyel besinler ağırlı beslenmektir. Patlıcan da antioksidan ve anti bakteriyel özellikte olduğundan, vücudunuzda pek çok hastalığa yol açabilecek serbest radikaller ve virüslere karşı bir koruma mekanizması geliştirmeye yardımcı olur. Ayrıca patlıcanın içeriğindeki yüksek oranda C vitamini de bu korumayı destekleyici özellik gösterir. Patlıcan, cildi güzelleştirirPatlıcanın içerdiği diyet lifler ve çok sayıda farklı vitamin cildin elastikiyetini koruyarak, gençliğini, canlılığını muhafaza etmesine yardımcı olur. Cildin serbest radikallerden ve ölü hücrelerden arınmasını sağlayan patlıcan, deri altında yeni hücre oluşumunu da destekler. Ayrıca diğer kanser türleri gibi cilt kanserinin de önlenmesinde etkili olduğu bilinen patlıcan, ciltte meydana gelen güneş ve sivilce lekelerinin de görünümünün azalmasına yardımcıdır. Patlıcan, saçı ve tırnakları besler, korurCilt sağlığına iyi gelen pek çok doğal besin maddesinin aynı zamanda saçları da koruduğunu biliyoruz. Zira sağlıklı saçlar, sağlıklı cilt, sağlıklı kafa derisi ile mümkündür. Bu bakımdan patlıcan, saç derisinin neminin korunmasına, saç derisinin altında hücre yenilenmesine ve yeni saç oluşumuna destek verir. Ayrıca içerdiği yüksek miktardaki demir sayesinde tırnakların güçlenmesi ve parlak bir renk kazanmasında da patlıcana güvenebiliriz. Patlıcan suyu nedir, nasıl yapılır, neye iyi gelir?Susadığımızda, pek çoğumuzun aklına patlıcan suyu içmek gelmez. Zira patlıcan suyu yaygın olarak bilinen, tüketilen bir besin kaynağı da değildir. Ancak Japonya’da yapılan bir araştırma, patlıcan suyunun kişiyi kanserli hücre oluşumundan koruduğunu kanıtlamıştır. Beta- karoten, lif ve antioksidanlar bakımından zengin olan patlıcanın suyunun aniden gerçekleşen kalp krizi ve inme vakalarını da önlediği biliniyor. Bununla birlikte potasyum alımının hipertansiyonu önlediğini düşünürsek, potasyum açısından zengin olan patlıcan suyunu haftada bir kez düzenli olarak tüketerek hipertansiyonun da önüne geçebilirsiniz. Ayrıca damar tıkanıklığını önleyerek kalp ve damar sorunlarını da önlemek mümkün olur. Bu bakımdan size patlıcan suyunun tarifini vermek istiyorum. Aslında yapımı çok basit. Zira 4-5 tane patlıcanı birkaç parçaya bölün ve blenderdan geçirin. Ardından temiz bir tülbent yardımıyla suyunu çıkarıncaya kadar sıkın veya küçük delikli bir süzgeçten geçirin. 2-3 tane patlıcandan 1 çay bardağı kadar patlıcan suyu çıkar ve haftada bir kez 1 çay bardağı patlıcan suyu içmek sağlığınıza iyi gelir. Özellikle de patlıcanın sinirleri yatıştırıcı özelliğini göz önünde bulundurarak kendinizi mutsuz, sinirli, depresif hissettiğiniz günlerde bir çay bardağı patlıcan suyu içmek size iyi gelebilir. Patlıcan tüketecek olanlara önerilerPatlıcan da tıpkı diğer besin maddeleri gibi kontrollü tüketilmesi gereken bir sebzedir. Haftada 2 kereden fazla tüketmenizi önermiyorum. Zira alerjik reaksiyonlar ya da farklı semptomlar ortaya çıkabilir. Patlıcanın çiğ olarak tüketilmesi zararlı olabilir. Bu bakımdan iyi piştiğinde emin olun. Çiğ olarak tüketilen patlıcan solanin adlı bir içeriğinden dolayı zehirlenmelere sebep olabilir. Aşırı patlıcan tüketimi karaciğer ve dalaklarda fonksiyon bozukluklarına yol açabilir. Patlıcanın taze ve mevsiminde tüketilmesi gerekiyor. Bu bakımından yaz mevsiminde patlıcan fazla olduğu için kışa hazırlık olarak kurutabilir, turşu ya da konserve hazırlayabilirsiniz.

Kalp sağlığını destekler ve iltihaplanmayı azaltır! İşte Nohutun faydaları

13 Nisan 2024 at 14:17
En sık kullanılan nohut yuvarlak ve bej renkte görünse de, diğer çeşitleri siyah, yeşil veya kırmızı olabilir. Nohut; fasulye, bezelye ve mercimek gibi diğer baklagiller gibi, lif ve protein bakımından yüksektir ve birkaç önemli vitamin ve mineral içermektedir. Akdeniz ve Ortadoğu yemeklerinde geniş yelpazede bulunurlar. İyi bir protein kaynağına sahiptiri bunlar karbonhidrat ve liflerdir. En iyi sonucu almak için pişirmeden önce 8-10 saat suda bekletin. Bu yazıda nohutların besin dağılımı ve potansiyel sağlık yararlarından bahsedeceğim. Diyabeti Önlemeye Yardımcı OlurNohutlar özellikle lif bakımından yüksektir. Çalışmalar, yüksek lifli diyetler tüketen tip 1 diyabetlilerin nohut tükettiklerinde, daha düşük kan şekeri düzeylerine sahip olduğunu göstermiştir. Tip 2 diyabetliler için yüksek lif alımı; kan şekeri, lipid ve insülin düzeylerini artırabilir. Amerikalılar İçin Beslenme Rehberleri, kadınlar için günde en az 21-25 gram (g) lif, erkeklerde günde 30-38 g lif alımı önermektedir. Kemik Sağlığını GeliştirirNohuttaki demir, fosfat, kalsiyum, magnezyum, manganez, çinko ve K vitamini, kemik yapısını ve gücünü korumak ve geliştirmek için katkıda bulunur. Fosfat ve kalsiyumun her ikisi de kemik yapısında önemli olmasına rağmen, iki maddenin dikkatli dengesi doğru kemik mineralizasyonu için gereklidir, çok az miktarda kalsiyum alımıyla çok fazla fosfor tüketilmesi kemik kaybına neden olabilir. Kemik matrisinin oluşumu manganez minerali gerektirir ve demir ve çinko kolajenin üretiminde ve gelişmesinde önemli rol oynar. Yeterli miktarda K vitamini tüketimi, iyi kemik sağlığı için önemlidir, çünkü kalsiyum emilimi artırır ve idrardaki kalsiyum atılımını azaltabilir, böylece kemiğin yapımı ve onarımı için yeterli miktarda kalsiyum bulunabilir. Düşük K vitamini alımı, kemik kırığı için daha yüksek bir risk ile ilişkilidir. Kan Basıncını DüzenlerDüşük sodyum (düşük tuz) alımı düşük bir tansiyonu korumak için gereklidir, ancak artan potasyum alımı kan damarlarına etkileri nedeniyle de önemlidir. Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’na göre, yetişkinlerin yüzde 2’den daha azı günlük 4.700 miligram önerisini karşılıyor. Kalp Sağlığını DesteklerYüksek lif, potasyum, C vitamini ve B6 vitamini içeriği kalp sağlığını destekler. Nohutlar önemli miktarda lif içerir, bu da kandaki toplam kolesterol miktarını düşürmeye yardımcı olur, böylece kalp hastalığı riskini azaltır. Bir çalışmada günde 4.069 miligram potasyum tüketenlerin, iskemik kalp hastalığından ölüm riski, daha az potasyum tüketenlere (günde yaklaşık 1.000 mg) kıyasla yüzde 49 daha düşüktü. Kanseri ÖnleyebilirSelenyum minerali çoğu meyve ve sebzede bulunmasa da nohutlarda bulunur. Karaciğer enzimlerinin düzgün çalışmasına ve vücudun kanser kaynaklı bazı bileşiklerinin detoksifikasyonuna yardımcı olur. Ayrıca selenyum iltihaplanmayı önler ve tümör büyüme oranlarını düşürür. Nohut ayrıca DNA sentezinde ve onarımında rol oynayan folat içerir ve DNA’daki mutasyonlardan kanser hücrelerinin oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Nohutta bulunan saponinler, fitokimyasallar, kanser hücrelerinin çoğalmasını ve vücuda yayılmasını önler. Nohut ve diğer baklagiller, bütün tahıllar, meyveler ve sebzelerden alınan yüksek lif alımları kolorektal kanser riskini düşürür. C vitamini güçlü bir antioksidan görevi görür ve hücreleri serbest radikal hasarına karşı korur. Kolesterolü AzaltırAraştırmalar, beslenme rutininde nohut bulundurmanın kanda düşük yoğunluklu lipoprotein veya kötü kolesterol miktarını düşürdüğünü gösteriyor. İltihaplanmayı AzaltırNohutta bulunan kolin, uyku, kas hareketi, öğrenme ve hafıza gelişimine yardımcı olur. Kolin ayrıca hücresel zarların yapısını korumaya, sinir uyarılarının iletilmesine, yağ emiliminde yardımcı olur ve kronik enflamasyonu azaltır. Sindirim Sistemini Düzenlemeye Yardım EderYüksek lif içeriğinden dolayı nohut, kabızlığı önlemeye ve sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenlilik geliştirmeye yardımcı olur. Kilo Alımını AzaltırDiyet lifleri, sindirim sisteminde hacim artırıcı olarak iş görür. Bu bileşikler tokluğu artırır ve iştahı azaltır; böylece insanlar daha uzun süre tok hisseder ve böylece genel kalori alımını azaltır. Her çeşit meyve ve sebzeyi tüketmek uzun süredir birçok yaşam tarzıyla ilgili sağlık koşulları riskinde azalma ile ilişkilendirilmiştir. Pek çok araştırma nohut gibi bitki gıdalarının tüketilmesinin obezite, genel ölüm oranı, diyabet, kalp hastalığı riskini azalttığını, sağlıklı bir cildi, sağlıklı saçları, artan enerjiyi ve genel olarak daha düşük ağırlığı teşvik ettiğini ileri sürdü. İrritabl Bağırsak Sendromuna İyi GelebilirNohut, irritabl bağırsak sendromu belirtilerini hafifletmese de, durumdan etkilenen insanlara yardımcı olabilir. Uzmanlar irritabl bağırsak sendromu (IBS) olan bireylerde artan lif tüketiminin hastalığa bir meydan okuma olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, nohut bazı IBS hastaları tarafından iyi tolere edilen bir lif kaynağı sunmaktadır. Ne yazık ki, düşük FODMAP diyetini izleyen IBS’li insanlar nohut ile kısıtlanmak zorunda kalıyorlar. Nohutun Besin İçeriğiBir fincan pişmiş nohutta aşağıdakiler bulunur: 269 kalori45 g karbonhidrat15 g protein13 g diyet lifi4 gr yağ0 g kolestrolNot: Toksinlerin ve besin önleyici maddelerin içeriğinden dolayı ham nohutun tüketilmesi önerilmez. Bu bileşenler filizlenerek ve pişirilerek azaltılır. Ayrıca nohutta K vitamini, folat, fosfor, çinko, bakır, manganez, kolin ve selenyum bulunur. Nohut, mükemmel bir vegan dostudur ve glutensiz protein ve lif kaynağı olmasının yanı sıra olağanüstü seviyelerde demir, vitamin B6 ve magnezyum da içerir. Nohutla İlgili Risk FaktörleriBaklagiller, alfa-galaktosidaz enziminden yoksun oldukları için galaktanlar olarak bilinen oligosakkaritler veya vücudun sindiremediği kompleks şekerler içerir. Bu enzim, bu şekerleri kırmak için gereklidir. Sonuç olarak nohut gibi baklagillerin tüketiminin bazı insanlara bağırsakta gaz ve rahatsızlık yarattığı bilinmektedir.Baklagiller yediğinde bazı belirtiler yaşayan herkes yavaş yavaş diyetlerine eklemelidir. Bir başka seçenek, kurutulmuş baklagillerin bekletildiği suyu boşaltmaktır. Bu iki oligosakkarit olan, rafinoz ve stakyozu giderir ve bazı sindirim sorunlarını ortadan kaldırır. Nohut ve PotasyumKalp hastalığı için en sık verilen bir ilaç türü olan beta-bloker, kanda potasyum seviyelerinin artmasına neden olabilir. Nohut gibi yüksek potasyumlu gıdalar, beta-bloker kullanırken nazikçe tüketilmelidir. Vücuttaki yüksek potasyum seviyeleri, böbrek hasarı veya böbrekleri tamamen işlevsel olmayan kişiler için ciddi bir risk oluşturabilir. Hasar gören böbrekler aşırı potasyumu kandan filtreleyemez ve bu ölümcül olabilir.

Semizotunun faydaları nelerdir?

13 Nisan 2024 at 13:40
Ünlü düşünür, bilim insanı İbn-i Sina’nın da dediği gibi “Sebzeleri, meyveleri tam mevsiminde yiyiniz.” İşte semizotunun da mevsimi geldiğine göre 3 aylık kısacık semizotu mevsimini iyi değerlendirmekte fayda var. Ancak normal şartlar altında Nisan, Mayıs, Haziran aylarının sebzesi olan semizotu, bazı yörelerde neredeyse Eylül’e kadar bulunabiliyor. Zira hem çiftçilerin, köylülerin ektikleri hem de yabani olarak dağda bayırda bulabildiğimiz semizotunu sayarsak aslında Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde yaklaşık 6 ay semizotu yiyebiliriz. Peki, neden semizotu yemeliyiz, hangi besinleri içeriyor bu semizotu? Semizotunun besin değerleri100 gram semizotu yaklaşık olarak; 22 kalori,1,77 gram karbonhidrat,2,64 gram protein,0,12 gram yağ,1,59 gram lif,41 miligram sodyum,414 miligram potasyum,155 miligram kalsiyum,1320 miligram A vitamini,0,04 miligram B1 vitamini,24,6 miligram C vitamini,4,45 miligram demir,4 miligram fosfor içeriyor.Bunların yanında folik asit ve Omega 3 yağ asitleri ihtiyacımız için semizotu bire bir. Hatta yeşil yapraklı sebzeler arasında en çok Omega 3 içeren besinin semizotu olduğunun da altını çizmekte fayda var. Bu bakımdan vegan beslenmeyi tercih edenler için en doğru Omega 3 kaynaklarından birisi kesinlikle semizotu olacaktır. Semizotunun faydalarıSindirim sisteminin sağlığını ve fonksiyonlarını destekler. Kabızlığı giderir.İdrar söktürücüdür.Kanı temizler.Kanamalı rahatsızlıklarda kanın durmasında etkili olabilir.Zihinsel yorgunluğu hafifletir.Enerji verir.Çok güçlü bir antioksidan kaynağıdır.Sinir sistemini korur, sinirleri yatıştırır.Böbreklerde oluşan kum ve taşların doğal yolla dökülmesine yardımcı olur.Kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.Düzenli kullanıldığında şeker hastalarında sıklıkla yaşanan susuzluk sorununu azaltır.Kilo vermeye yardımcı olur. Bu bakımdan özellikle yaşlılar ve hastaların hem sağlıklı beslenmeleri hem de fazla kilo almadan yaşayabilmeleri için ideal bir besindir.Ağrı dindirici özelliği vardır.Gut hastalarına iyi gelir. Kansızlığı önler.Kan basıncını dengeler ve dolayısıyla da yüksek tansiyonu önler.Kas ve kemik yapısını güçlendirir.Felç ve inme riskini azaltır.Kalp ve damar sağlığını destekler.Başta ağız, akciğer ve kolon kanseri olmak üzere pek çok kanser türüne karşı önleyici özellik gösterir.Kanı temizlediği ve kan değerlerini dengelediği için cilt güzelliği, cilt hücrelerinin yenilenmesine de katkı sağlar.Egzama, cilt lekeleri gibi cilt sorunlarını azaltıcı etki gösterir.Basur (hemoroid) tedavisinde etkilidir.Düşük kalorili ve bol lifli olduğu için fazlaca tüketilmesinde sakınca yoktur. Tok tutar, yağ depolanmasına yol açmaz.Mide rahatsızlıklarını önlemeye yardımcıdır.Ülserin tedavisine yardımcı olur.Bağışıklık sistemini güçlendirir, mevsimsel hastalıklara ve soğuk algınlığına karşı koruyucudur.Karaciğeri koruyucudur.Çocuklar ve ileri yaştakilerin zihinsel sağlığı açısından özellikle önem arz eder.Semizotu, lif deposudurSemizotu, bahar ve yaz aylarında lif bakımından zengin beslenmemize yardımcı olabilecek muhteşem bir sebzedir. Haftada 2 kez düzenli olarak semizotu yemeği ve salatası tükettiğimizde kabızlık, sık acıkma, vücutta yağ depolanması gibi sorunlarla karşılaşmayız. Zira diğer lif kaynakları gibi semizotu da kesinlikle uzun süre tok tutar ve bu sayede öğün aralarında sağlıksız atıştırmalıklarla fazla kilo almamızı önler. Sindirim sistemimizin daha iyi çalışmasını sağlayarak mide, bağırsak rahatsızlıklarını ve sindirim bozukluğundan kaynaklanan rahatsızlıkları önler. Semizotu, Omega 3 bakımından zengindirSemizotunun içeriğinde bulunan Omega 3 oranının balıklarla kıyaslanabilecek kadar yüksek olduğu bilinmekte. Omega 3 demek; sinir sisteminin, zihinsel fonksiyonların, kalp ve damar fonksiyonlarının çok daha sağlıklı çalışması için ihtiyaç duyulan yağ asitleri demektir. Omega 3 eksikliğinin pek çok hastalığa yol açtığı düşünüldüğünde, genç, yaşlı, çocuk, yetiştin her yaştan kişinin Omega 3 bakımından zengin beslenmesi gerektiği uzmanlar tarafından belirtiliyor. Hal böyle olunca da hem çok yoğun olarak bulunabilen hem de herkesin ulaşabileceği kadar uygun ücretlere satılan semizotunu sofradan eksik etmemekte fayda var. Semizotu, kan yapımına yardım ederSemizotu, demir bakımından zengindir. Hal böyle olunca da aslında semizotunun doğal bir kan yapıcı olduğunu söylemek doğru olur. Semizotu, düzenli aralıklarla tüketildiğinde beyaz ve kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarını hızlandırır, sayılarının artmasını sağlar. Bu bakımdan kansızlık sorunu yaşayan kişilerin ya da kansızlık yaşamak istemeyenlerin semizotu tüketmelerinde fayda var. Semizotu, kemikleri güçlendirirİçeriğinde bolca bulunan kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemiklerin büyümesi ve güçlenmesinde semizotu çok etkili bir besin kaynağıdır. Bu bakımdan her yaşta semizotu tüketimi önerilirken özellikle de gelişme çağındaki çocuklara ve kemik erimesi riski olan ileri yaştakilere mutlaka semizotu tüketimi öneriliyor. Haftada 2-3 kez semizotu tüketerek güçlü kemiklere sahip olmak mümkün.Semizotu tarifleri Yoğurtlu semizotu salatasıYarım demet semizotunu büyük parçalar halinde ayıklayın, yıkayın ve suyunun süzülmesi için süzgeçte bekletin. Derin bir salata kasesinin içine 2 su bardağı ev yoğurdu dökün ve çırpın. Sonrasında karışıma iri iri doğranmış 1 çay bardağı ceviz, yarım çay kaşığı tuz ekleyin ve karıştırın. Sonra içine semizotunu da katın ve tüm malzemeyi iyice harmanlayın. Salatanızın lezzetini artırmak için bu karışımın üzerini streç filmler kaplayın ve yarım saat kadar buzdolabında bekletin. İsterseniz tek tek salata kaselerine isterseniz de büyükçe bir kaseye boşaltın, üzerine zeytinyağı gezdirerek ve kuru nane serperek servis yapın. Afiyet olsun. Limonlu, nar ekşili semizotu salatasıYarım demet semizotunu büyük parçalar halinde ayıklayın, yıkayın ve suyunun süzülmesi için süzgeçte bekletin. 1 su bardağı ya da kasenin içine 1 limon sıkın, 1 yemek kaşığı nar ekşisi ve yarım çay kaşığı kadar da tuz koyun ve homojen bir karışım oluncaya kadar karıştırın. Ardından salata kasesine aldığınız semizotunun üzerine sosunuzu dökün ve tüm malzemeyi karıştırın. İsterseniz üzerine iri kıyılmış ceviz ya da çiğ badem de ekleyebilirsiniz. Ekşili semizotu salatanız hazır. Afiyet olsun. Bulgurlu semizotu yemeğiSemizotunu salataların içinde çiğ olarak tüketmekten sıkılırsanız, arada bir de yemeğini yaparsınız. Ancak baştan söyleyeyim semizotunun saya saya bitiremediğim faydalarından tam olarak yararlanabilmek istiyorsanız, çiğ olarak ya da çok az pişmiş olarak tüketmelisiniz. Yani hafifçe pişirmek yeterli olur.1 demet semizotunu büyük parçalar halinde ayıklayın, yıkayın ve suyunun süzülmesi için süzgeçte bekletin. Orta boy bir tencerenin içine 1 büyük baş soğanı ince ince doğrayın (söğüş şeklinde doğrarsanız daha güzel görünüyor). 1 yemek kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ile soğanları hafifçe kavurun, ancak erimesin. Ardından yıkanmış semizotunu, 1 çay bardağı yıkanmış pilavlık bulguru tencereye koyun ve kısık ateşte 5 dakika kadar pişsin. Sonrasında 1 çay bardağı sıcak su ve 1 çay kaşığı tuz ekleyin ve yemeğinizi son kez karıştırın. Bulgurlar pişinceye kadar en kısık ateşte kalsın. Bulgurlar pişince ılık olarak tüketebilirsiniz.

Ananas suyunun 10 süper faydası

13 Nisan 2024 at 12:12
Ananası dilim olarak yemeyi sevmeyenlere alternatif olarak sunulan bu içecek, birçok ilaç kadar iyileştirici özelliğe sahiptir. Ananas meyve suyu olarak bardaklarda yerini aldığında, her yudumunda şifa dağıtacaktır. Ananas suyu faydaları sayesinde, çeşitli hastalıklara çare bulabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken düzenli olarak ananas suyu içmek olacaktır. Özellikle de yaz günlerinin kavurucu sıcaklarında içmeniz önerilen ananas suyu, sizi sıcakların etkisinden koruma görevine sahiptir. Her mevsim formda ve zinde kalmak için düzenli ananas suyu içmeyi ihmal etmemelisiniz. Ananas Suyunun 10 Süper Faydası1. Bağırsaklardaki Parazitleri TemizlerAnanas suyu faydası sayesinde bağırsaklarında parazitlenme olan kişiler, sağlığına kavuşacak.Bağırsak içinde oluşan bakterilerin kolayca temizlenmesi için 7 gün boyunca ananas suyu içmelisiniz.Her sabah uyandığınızda 1 bardak taze ananas suyu içerseniz, bakterileri vücudunuzdan atarak güne başlamış olursunuz. 2. Zayıflamayı KolaylaştırırAnanas suyu neye yarar diyenler için bu suyun kilo verdiren bir içecek olduğunu ifade edelim.Eğer diyet dönemindeyseniz ve kolayca yağ yakımını başlatmak istiyorsanız; ananas suyu tüketebilirsiniz.Ananas suyunu ölçülü tüketmeniz tavsiye edilir. Ananas şeker oranı yüksek bir meyve olduğu için aşırı tüketimde etkili sonuç alınmaz. 3. Kemik Ağrısını ÖnlerAğrı kesici ilaçlar kadar etkili, en sevdiğiniz yiyecek kadar lezzetli olan ananas suyu kemik ağrısını önleme görevine sahiptir.Spor öncesinde ananas suyu tüketirseniz, spor bitiminde kendinizi daha az yorgun hissedersiniz.Gün içinde çok sık hareket ediyorsanız ve ayakta kalıyorsanız mutlaka güne başlarken 1 bardak ananas suyu içmelisiniz. Ağrısız bir gün geçirmenize yardım eder. 4. Vücuda Zindelik KazandırırAnanas suyunun yapısında C vitamini, potasyum, lifler, antioksidan maddeler bulunmaktadır. Bu özelliği sayesinde vücuda enerji vermektedir.Kendinizi son günlerde çok yorgun hissediyorsanız düzenli olarak ananas suyu içmelisiniz.Ananas suyu, yüksek enerji veren doğal içeceklerden biridir. 5. Enfeksiyonu İyileştirirAnanas suyu antibakteriyel bir içecektir. İdrar yolu enfeksiyonunda içilmesi önerilir.İdrar yollarında oluşan bakterileri kısa zamanda temizleyen bu faydalı içecek, boğaz enfeksiyonunda da etkilidir.Solunum yolunun rahatlaması için boğaz enfeksiyonu döneminde düzenli olarak içilmelidir. Kısa zamanda enfeksiyonu vücudunuzdan atacaktır. 6. Yaraları OnarırAnanas suyu antioksidan maddeler bakımından zengin bir içecektir.Vücudunuzda oluşan yara, kızarıklık, yarılma gibi sorunları kısa sürede onarır.Hücre içinde oluşan hasarları da kısa zaman içinde iyileştiren ananas suyu; ölçülü tüketildiğinde sizi tepeden tırnağa kadar korur. 7. Cilt Sağlığını KorurDaha genç ve canlı görünmek için her sabah 1 bardak ananas suyu içmeye özen göstermelisiniz.Ananas suyu, cilt hücrelerini korur. A, B, C vitaminleri bakımından güçlü olan ananas suyu yaşlılık izlerini de kamufle eder.Göz ve dudak çevresindeki kırışıkları geciktiren bu doğal içecek sayesinde daha genç görüneceksiniz. 8. Ağız İçi Bakterileri EngellerAğız içi sağlığını korumak için C vitamini ve antioksidan maddeler içeren besinleri tüketmelisiniz.Ananas suyu, dişlerin çürümesini önleyen ve ağız kokusunu gideren faydalı bir meyve suyudur.Eğer düzenli olarak ve ölçülü miktarda ananas suyu içerseniz dişlerin çürümesine karşı önlem almış olursunuz. 9. Bağışıklık Sistemini GüçlendirirAnanas suyunun besin değeri yüksektir ve mineral bakımından zengindir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için düzenli ananas suyu içmeniz önerilir.Gün içinde almanız gereken A, B, C vitaminlerini ve potasyum, fosfor, demir gibi mineralleri 1 bardak ananas suyundan alabilirsiniz. Bunun için her sabah taze ananas suyu içmelisiniz. 10. Kalp ve Damar Hastalıklarını ÖnlerAnanas suyu, kalbe giden damarların temizlenmesine yardım eder.Kan basıncını kontrol altına alan ananas suyu sayesinde, kalp hastalıklarının önüne geçilir. Daha rahat nefes almak, daha iyi bir bedende yaşamak için ölçülü olacak şekilde ananas suyu tüketmeye özen göstermelisiniz. Ananas suyu, kalbinizi ve bedeninizi hastalıklardan korur.

Yumurta sarısının hayrete düşüren 10 faydası

13 Nisan 2024 at 12:08
Yakın zamana kadar “sağlığa zararlı” olarak lanse edilen yumurta sarısı, yapılan araştırmalar ve içeriği ile sağlıklı bir besin olduğunu kabul ettirdi. Bu yazımızda sizler için sağlık deposu yumurta sarısını mercek altına aldık. İşte yumurta sarısı faydaları, besin değeri, kalori miktarı ve çok daha fazlası.  1. Besleyicidirİyi bir vitamin ve mineral kaynağı olan yumurta sarısı demir, potasyum, fosfor, magnezyum, folik asit, A,E,D ve B vitaminleri açısından zengindir. 2. Alzheimer Hastalığını ÖnlerB vitamini açısından zengin bir besin olan yumurta sarısının içeriğinde B vitamin grubu besini olan kolin bulunur. Sağlık açısından oldukça faydalı bir besin olan kolin, hafıza ve kas kontrolü üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Bunaklık ve Alzheimer gibi hastalıklara karşı etkilidir. Vücuttaki tüm hücrelerin ve hücre zarlarını oluşturan tüm bileşenlerin sentezlemesine katkıda bulunur. Kalp ve damar fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olan kolin, kalp ve damar sağlığı açısından son derece önemlidir. Yapılan araştırmalarda, düzenli olarak kolin tüketen kadınlarda meme ve rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin azaldığı kanıtlanmıştır. 3. Doymamış Yağ Oranı YüksektirBirçok sağlıklı yağ içeren yumurta sarısında bulunan yağların %60’ından fazlası doymamış yağlardır. Doymamış yağ insan sağlığı için çok faydalıdır. 4. Protein, Vitamin ve Mineral DeposudurBeyazıyla kıyaslandığında, yumurta sarısı vitamin, mineral ve protein açısından daha zengindir. 5. Kalp DostudurLutein ve zeaksantin içeren yumurta sarısı bu özellikleriyle kalp dostu bir besindir. Vücudu kan damarlarının duvarlarını sertleştirebilen serbest radikallerden korur. Ayrıca bu iki besin sayesinde sinir sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur. 6. Lesitin Açısından ZengindirKolesterol ile bağlanan lesitin vücudun kolesterolü tamamen emmesini engeller. Beyin, kemik iliği ve karaciğer için oldukça faydalı bir besindir. Hafızaya çok iyi gelir ve konsantrasyonu arttırmaya yardımcı olur. 7. Göz Sağlığını KorurYumurta sarısının faydası göz sağlığını korumasıdır. İyi bir antioksidan olan ve yumurta sarısına rengini veren karotenoid maddesi aynı zamanda gözleri katarakt başta olmak üzere yaşlanmaya bağlı meydana gelen göz hastalıklarından korur. Retina sağlığı açısından faydalıdır. Düzenli olarak yumurta sarısı tüketmek gözleri serbest radikallerden korur. 8. Kan Pıhtılarını ÖnlerYumurta sarısındaki protein kan pıhtısı oluşmasını yavaşlatır. Bu nedenle herhangi bir çevresel veya sağlık sorunundan dolayı pıhtı oluşma riski olanlara düzenli olarak yumurta sarısı yemesi önerilir. 9. Saçları BeslerOmega 3 ve omega 6 gibi sağlıklı yağ asitleri içeren yumurta sarısı, bu özelliğiyle saçları besler ve güçlendirir. Bu yağ asitleri vücudun kendini yenilemesine yardımcı olur. Saçlarınızı hızlı ve sağlıklı bir şekilde uzatmak istiyorsanız beslenme planınızda yumurta sarısına mutlaka yer vermelisiniz. Yumurta sarısını tüketmeyi tercih etmiyorsanız saçlarınız için zeytinyağı, bal ve yumurta sarısını kullanarak doğal bir maske hazırlayabilirsiniz. Yumurta sarısının saça faydası birçok kimyasal kozmetik ürünün faydasıyla nereyse eşdeğerdir. 10. Ciltteki Kırışıkları AzaltırPişmiş yumurta sarısını tüketmek hücre yenilenmesine yardımcı olduğu için cilt üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Yumurta sarısı cilde faydaları oldukça fazla; cildi nemlendirir, gençleştirir ve ölü hücrelerden arındırır. Size bir sır daha verelim! Yumurta sarısının yüze faydaları saymakla bitmiyor. Çiğ yumurta sarısı ve bal ile hazırladığınız doğal maske sayesinde cildinizdeki kırışıkları azaltabilir, daha canlı görünen bir cilde sahip olabilirsiniz. Yumurta Sarısı Kalori ve Besin DeğerleriYumurta sarısı besin değeri ve kalori miktarı şöyle özetlenebilir: Vitaminler: A, E, D, B9 (folik asit), B12, B6, B12 ve B1 vitaminlerini içeren yumurta sarısı en yüksek oranda D vitamini içeren besinlerden biridir.Mineraller: Yumurta sarısının muhteviyatında demir, potasyum, fosfor, kalsiyum, ve magnezyum bulunur.Proteinler: Yumurta sarısı protein açısından oldukça zengindir. Bu özelliği nedeniyle spor yapan, kas kütlesini arttırmak isteyen kişiler tarafından sıklıkla tercih edilir. 100 gram çiğ yumurta sarısında 16.1 g protein bulunur.100 gram çiğ yumurta sarısı 349 kcal kaloridir.100 gram çiğ yumurta sarısındaki yağ miktarı 31.9 gramdır.Yumurta sarısı yağı içerik açısından incelendiğinde büyük oranda doymamış yağlardan meydana gelir.

İncir , incir sütü ve kuru incirin faydaları

13 Nisan 2024 at 10:13
Çoğunluk olarak kuru olarak da tüketilen incir; antioksidan, lif, mineraller ve vitaminler bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Kendine özgü sütü olan bu besin kozmetik ürünlerinin ham maddesinde kullanılır. Uzmanlar, zengin içeriğe sahip bu besini yaz aylarında düzenli tüketilmesinin, bağırsak hastalıkları riskini azalttığını vurguluyor. Bunun yanı sıra içerdiği az kalori ve yüksek enerjisi sayesinde de diyet yapanların listesinde ilk sıralarda yerini alınması gerektiğini öneriyor. Akdeniz ülkelerinde çoğunlukla bulunan incir, ağaçta yetişen meyve kategorisinde yer alır. Dutgiller ailesine ait olan incirin 800 türü bulunmaktadır. Yeşil olarak yetişen güneşte kaldıkça kızaran incir yüksek miktarda doğal şeker barındırır. Dünya'da üreticilik bakımından ülkemiz ilk sırada yer alır. Kurutulup kuruyemiş olarak tüketilen incir pasta ve tatlıları ham maddesidir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan zeytin ve incirin yaşlanmayı geciktirdiği ve vücudun hücrelerini yenilediği herkes tarafından bilinir. Japon bilim adamları da bu durumu keşfettikten sonra insanların bunu bir yaşam felsefesi olarak yapmalarını çünkü bu ikilinin birçok faydası olduğunun altını çizmiştir. Uzmanlar her gün düzenli bir şekilde 7 zeytin ve 1 incir tüketildiğinde ne gibi faydalar sağladığını açıkladı. İncir Sütü Ne İşe Yarar?Olgunlaşmamış incirin yaprak ve kökü arasında çıkan beyaz sıvıya incir sütü denir. Asidik özelliği olan bu süt, aynı zamanda güçlü bir mikrop öldürücüdür. Eski çağlardan bu yana incir sütü cilt hastalıklarında kullanılmıştır. Özellikle siğil ve dolama gibi iltihaplı rahatsızlıklara doğal ilaçtır. Bunun yanı sıra kulak çevresine sürüldüğünde kulak etrafında biriken ihtimali olan bakterileri azaltır. Yapılan araştırmalarda incir sütünün cilt lekelerini açmada da etkili olduğu ortaya çıkarıldı. Parlaklığı artırarak cildin daha pürüzsüz olmasını sağlar. Kuru İncirin Faydası Nedir?Yapılan araştırmalara göre kuru halinin yaş haline oranla daha faydalı olduğu tespit edilmiştir. Özellikle kalsiyum bakımından inanılmaz zengin olan kuru incir bağışıklık, sinir, sindirim ve kemik sistemi için oldukça fayda sağlar. Uzmanlar uzun süreli tok tuttuğundan sahurdan önce birkaç tane kuru incir tüketilmesi gerektiğini tavsiye eder. Bu sayede oruç boyunca kişiye hem enerji hem de tokluk hissi verir. Antioksidan bakımından da zengin olması kalp ve damar hastaları içinde doğal ilaç görevi görür. Yapılan bazı diğer araştırmalarda kuru incirin özellikle meme kanserine zemin hazırlayan süreci ortadan kaldırdığı tespit edilmiştir. İncirin Faydaları Nelerdir?Doğal antibiyotik olan incir, bağışıklık sistemini zararlı hücrelere karşı güçlendirir. İçerdiği potasyum sayesinde günde tüketeceğiniz 4 tane incir yüksek tansiyonun yaşanma riskini azaltarak kalp sağlığını korur.K vitamini bakımından zengin olan incir kemikleri güçlendirerek kırılganlıklarını azaltır. Ayrıca kemik ve kas dokularında bulunan kolajen oranını dengeleme etkilidir. İleri yaşlarda görülme ihtimali olan kemik hastalıkları engeller.Yaz aylarının yanı sıra kış aylarında da tüketilmesi gereken incir, üst solunum yollarının neden olduğu vücut ağrılarına iyi gelir. Ilık bir bardak su, incir ve balı mikserden geçirerek tüketirseniz boğaz enfeksiyonunu büyük oranda azaltmış olursunuz.Kozmetik ürünler ve boyalardan kaynaklı zayıflayan saç köklerini güçlendirmek için incir faydalıdır. İçerdiği magnezyum sayesinde saçın hacmini artırır. Doğal yollarla yapılmış incir şampuanlarını kullanabilirsiniz.Vücuda olduğu kadar cilde de faydası var. İçerdiği antioksidan sayesinde ciltte oluşan akne ve sivilcelerin oranını azaltarak cilde daha sağlıklı bir görünüm kazandırır. Taze inciri mikserden geçirin, püre haline gelen inciri cildinize maske olarak uygulayınız. 20 dakika sonra soğuk su ile durulayınız.Her Gün 7 Zeytin 1 İncir Yerseniz Ne Olur?İki besinde çok güçlü antioksidan olduğundan vücudun gün boyu temizlenmesini destekler. Böylece vücudun genç hücrelerinin sayısını artırarak yaşlanmayı geciktirir.Zeka gelişiminde katkı sağlayarak beyin hücrelerinin sağlığını korur. Uzmanlar özellikle hamile ve gelişim çağındaki çocukların düzenli bir şekilde bu besinlerden tüketilmesini tavsiye eder.Sinir hücrelerini yenilediğinden ruhsal problemlerin yaşanma olasılığını da azaltır. Özellikle depresyon ve kişilik bozukluğu gibi sonu intiharla biten rahatsızlıklara iyi gelir.Laktoza alerjisi olan kişilerin kalsiyum maddesini depolamasının en doğal yolu bu ikilidir.Gün içerisinde yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur. Bunun yanı sıra gün içerisinde tokluk hissini de artırdığından kilo almayı da engeller.Günde 2 defa sabah kalkar kalkmaz ve gece yatmadan uygulanmalıdır. Bu zamanlar vücudun yenilenme saatleridir.Kan şekerini dengelediğinden şeker hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği bir ikilidir.

Hibiskus çiçeğinin saça faydaları

13 Nisan 2024 at 10:03
Hibiscus çiçeği, saç dökülmesini durdurmak, yeniden büyümeyi teşvik etmek ve erken beyazlamayı önlemek için etkili yöntemlerden biridir. Ayurveda’ya göre Panchmahabhutas, vücudun yapısını enerji biçiminde etkiler. Ayruveda dosha olarak sınıflandırılan üç yaşam enerjisi türü bulunur. Ayrıca her dosha saçın farklı özelliklerini gösterir ve üç doshanın benzersiz oranı sağlıklı saçları yansıtır. Çoğunlukla bir bireyin saçı, en az iki doshanın özelliklerinin bir kombinasyonunu gösterir. Bazı kişiler üç dosanın tümünün özelliklerini tanıyabilirken nadir olsa da bir kişinin sadece belirli bir dosha saç tipi olabilir. Ayurvedik saç tedavisi teknikleri, saplar, yapraklar ve çiçekler de dâhil olmak üzere bitkilerin iyileştirici özelliklerini kullanır. Hibiskusun karması (eylemleri) pitta shamaka’dır (Pitta dosha’yı pasifleştirir), ayrıca kapha ve vata doshaları dengeler. Bu çiçeğin özellikleri, pitta dosha’nın yüksek durumunun neden olduğu saç sorunlarını tedavi edebilir. Ayrıca, bozulmuş kapha ve vata doshaların neden olduğu saç sorunlarını da hafifletebilirken saç köklerini ve dökülmüş bölgelerdeki saç büyümesini yenileyebilir. Hibiscus, C vitamini, flavonoidler, amino asitler, müsilaj lifi, nem içeriği ve antioksidanlar açısından zengindir. Çiçeğinin faydası saçları besleyerek uzamasını teşvik eder, bu sayede daha doğal ve yumuşak bir doku kazandırarak güzelleştirir.Bu nedenle ebegümecini de, saç bakım rutinine eklemek için harika bir bitkidir. Ayrıca saç yapısına uyması için önemli bir bileşen olarak hibiskus çiçeği içeren bitkisel saç bakım ürünlerini denenmelidir. Bununla birlikte parlak renkli ebegümeci çiçekleri, gıda renginin, saç renginin ve ayakkabı cilasının yerini alan zengin bir doğal boya kaynağıdır. Hibiskus Çiçeğinin Saça FaydalarıHibiscus yağı saç uzamasını artırmada etkili sonuçlar verirken aynı zamanda uzamasını hızlandırmaya da yardımcı olur. Bu çiçek sağlıklı saç büyümesine yardımcı olan kolajen üretimini artıran C vitamini ile doludur. Bu yüzden saça birçok faydası vardır ve faydaları aşağıdaki gibidir: Saçı beslemeye yardımcı olan, saç kökünü güçlendiren, saçları parlak ve pürüzsüz tutan yüksek miktarda amino asit içerir.Hareketsiz foliküllerden ve kel yamalardan saçların yeniden uzamasına yardımcı olur. Bu, saçın kalınlaşmasını ve hacim kazandırmasını sağlar.Aynı zamanda kuru saç, elektriklenmeyi ve saç dökülmesini önleyen bir saç kremi görevi görür.Kepek ve kaşıntı gibi kafa derisi sorunlarının tedavisinde faydalıdır.Yaprakları saçın güçlü, beslenmiş ve nemli kalmasını sağlayarak uçların kırılmasını önler.Saç köklerini güçlendirir Hibiscus çiçekleri ve yaprakları canlandırıcı içerikler bakımından zengindir, ayrıca flavonoidler ve amino asitler bakımından zengindir. Flavonoidler, saç köklerine kan dolaşımını artırır, uyuyan folikülleri saç köklerine dönüştürerek yeni saç büyümesini teşvik eder. Amino asitler ise, saç köklerinin hücrelerinde keratin üretimini tetikleyerek sağlıklı saç büyümesini teşvik eder. Saç derisini dış hasarlardan korur Hibiscus bitkileri, kafa derisini dış etkenlerden koruyan esnek özelliklerle doludur. Saç derisi üzerindeki etkisi, saçı UVB ışınlarından korumak için güneş koruyucu görevi görür. Aynı zamanda saç derisinin pH’ını dengelemeye, yağlılıkla savaşmaya, kepek oluşumuna ve saç köklerini harekete geçirmeye yardımcı olur. Saçın erken beyazlaşmasını geciktirir Yüksek pitta dosha, saçın erken grileşmesine neden olabilir. Hibiscus, gri saça kızıl bir renk katan ve doğal saç rengine daha koyu bir parlaklık veren doğal pigmentler, antioksidanlar ve vitaminler bakımından zengindir. Kepeği önler Fazla kapha yağlı kepeğe ve fazla vata kuru kepek pullarına neden olabilir. Antimikrobiyal özelliklere sahip olan hibiscus, saç derisinde kepeğe neden olan maya oluşumunu engeller, saç köklerindeki kepek parçacıklarını temizler ve tekrar oluşmasını önler. Saçı derinlemesine koşullandırır Yükseltilmiş vata dosha, saçın kırılmış uçlarla kuru ve kıvırcık olmasını sağlar. Hibiscus, saç tellerindeki nemi hapseden ve saç tellerindeki esnekliği geri kazandıran ultra yumuşatıcı görevi görür. Müsilaj lifi kırılmayı önleyerek saçın ipeksi ve pürüzsüz olmasını sağlar. Sebasöz bezleri düzenler Yağ bezleri, saçı yağlamak için sebum adı verilen yağlı bir madde üretir. Yüksek kapha dosha, aşırı yağ salgılanmasını tetikleyerek saçı yağlı ve yapışkan hale getirir. Hibiscus, saçın doğal nemlenmesini sağlamak için bu bezlerin aktivitesini dengeler. Hibiskus Kullanımı Hibiskus çiçeğinin saç için kullanım yöntemleri vardır ve bunlar aşağıdaki gibidir: Saçın uzaması için hibiscus yağı Hibiscus yağı saç derisine derinlemesine nüfuz ederek saçın beslenmesini sağlar ve büyümesine yardımcı olur. Ayrıca saç köklerine yağla masaj yapıldığında kan dolaşımını hızlandırmaya yardımcı olur. Bununla birlikte Hindistan cevizi yağı ile birlikte hibiscus uygulamak, saçları uzatmanın en kolay yoludur. Hindistan cevizi yağı vata dosha’yı yatıştırır, protein kaybını azaltarak saç uzamasını destekler ve saçı nemlendirir. Hibiscus yağı tarifi: Saçın uzunluğuna bağlı olarak bir demet hibiscus yaprakları ezilerek pürüzsüz bir macun haline getirilir ve ayrıca hibiscus tozu da kullanılabilir. Yeterli miktarda hindistancevizi yağı bir tencerede ısıtılır ve içine hibiskus ezmesi eklenir. Daha sonra toz parçacıkları tencerenin dibine çökene kadar kaynatılır. Kaynadıktan sonra tencerenin kapağı kapatılarak soğuyana kadar bir kenarda bekletilir. Bu karışım saça düzenli olarak veya haftada en az üç kez uygulamak için bir kapta saklanmalıdır. Saçı hacim kazandırmak için hibiscus ve amla saç maskesi Hibiscus ve amla saç maskesi, saç köklerinin daha güçlü ve saç derisinin sağlıklı olmasını sağlayarak kalın ve sağlıklı saçlara kavuşmaya yardımcı olur. Ayrıca saçı besleyerek pürüzsüz ve yönetilebilir hale getirir. Amla bir tridosha emziktir. Saç köklerini kalınlaştıran, daha kalın ve daha güçlü saçları destekleyen C vitamini, mineraller ve besinler açısından zengindir. Saça hacim kazandırmak için amla ve hibiscus birleşiminden bir tonik yapılabilir. Hibiscus ve amla saç maskesi tarifi: A.Bir demet hibiscus yaprağı pürüzsüz bir macun haline getirilir ve içine 1-2 yemek kaşığı amla tozu eklenir. Ayrıca saça uygulamak için suyla rahat bir kıvamda karıştırılmalıdır. Bu saç maskesi 40 dakika bekletilmelidir ve daha sonra ılık suyla durulanmalıdır. Bununla birlikte saçı bitkisel bir şampuanla yıkanmalıdır çünkü paketin etkisini korur ve kalıntıları temizler. Bu maske haftada 1-3 kez uygulanabilir. Saç bakımı için hibiscus ve aloe vera saç maskesi Aloe vera pitta’yı yatıştırır, vata ve kapha’yı dengeler. Ayrıca saçı nemlendirir ve yoğun bir onarıcı saç kremi görevi görür. Aloe verayı hibiscus çiçeğine eklemek saça pürüzsüz ve ışıltılı bir doku kazandırabilir. Hibiscus ve aloe vera saç maskesi tarifi: A.Bir demet Hibiscus yaprağı pürüzsüz macun hale gelene kadar ezilir ve içine taze aloe vera jelini sıkılarak karıştırılır. Bu maske saçın kökünden ucuna kadar eşit şekilde yayılarak yaklaşık 45 dakika bekletilir. Daha sonra saçı bitkisel bir şampuanla yıkamadan önce ılık suyla durulanmalıdır. Kepeği önlemek için hibiscus ve çemen otu saç maskesi Çemen otu kepek tedavisinde çok etkilidir ve Hibiscus ile karıştırıldığında saç derisini sağlıklı hale getirebilir. Çemen otu, kapha ve vata’yı pasifleştirir, kepeği tedavi edebilir ve ayrıca saç köklerini güçlendirebilir. Kepeği iyileştirmek ve daha sağlıklı saçları büyütmek için mükemmel bir ilaç yapmak için Hibiscus ve çemen otunu birleştirilebilir.Hibiscus ve çemen otu saç maskesi tarifi: 1-2 yemek kaşığı çemen tohumunu bütün gün veya gece boyunca suda bekletilmelidir. Islatılmış tohumlar bir demet hibiscus yaprağı ve çiçeği ile birlikte öğütülür. Vata dominantsanız 1/4 fincan ayran / lor, pitta dominantsanız Hindistan cevizi sütü veya inek sütü ve kapha dominant için aloe vera jeli kullanarak macun haline getirilmelidir. Daha sonra bu macun kafa derisine nazikçe masaj yaparak sürülür ve bir saat bekletilir. Ayrıca bu karışım haftada bir kez uygulanmalıdır. Daha koyu parlaklık için hibiscus ve kına saç maskesi Kına, pitta ile papha’yı yatıştırır ve vata’yı dengeler. Kına yaprakları, saça turuncu-kırmızı pigment veren boya molekülü içerir. Hibiscus çiçeğine eklemek saçın beyazlama sürecini geciktirebilir ve parlaklığını artırabilir. Hibiscus ve kına saç maskesi tarifi: Bir demet hibiscus yaprağı ve kına yaprakları macun haline getirilir. Bu bitkisel macunun içine için yarım veya tam limon suyu sıkılır, ayrıca limon, vata dosha’yı yatıştırır. Daha sonra macun saç tellerine kökten uca kadar uygulanarak bir saat bekletilir ve bu uygulama ayda 1-3 kez yapılmalıdır. Kepeği önlemek için Hibiscus ve mehendi saç maskesi Bu saç maskesi saç kremi görevi görür ve kafa derisinin pH’ını korur, kepeği önler ve saçı nemlendirir.Hibiscus ve mehendi saç maskesi tarifi: Mehendi yaprakları, hibiscus çiçekleri ve yapraklarından bir macun elde edilir ve içine yarım limonun suyu sıkılır. Bu macunu uygun şekilde saç derisine ve saça uygulanır. Ayrıca 60 dakika bekletilerek bitkisel bir şampuanla yıkanır. Bu karışım iki haftada bir uygulanmalıdır. Çoğu kadın, saçların beyazlamasını geciktirmek ve doğal saç rengini daha uzun süre korumak için kına tozu kullanır. Saç zaten griyse, sık sık kına kullanımı saçı kırmızımsı kahverengi bir renge dönüştürür. Ayrıca Hibiscus, çocuklarda melanin üretimini tetikleyebilir, saçların daha koyu ve kalın görünmesini sağlayabilir. Yetişkinlerde ise, hibiskus çiçeğinin yaşlanmayı geciktirici özellikleri saçın grileşmesini geciktirebilir ve doğal saç gölgesine daha koyu bir parlaklık verebilir. Bununla birlikte saç zaten gri ise, saçta 2-3 ay kalan koyu kırmızı bir renk verir. Hibiscus’un Yan EtkileriHibiscusun kafa derisine ve saça topikal olarak uygulanmasının bir yan etkisi kaydı yoktur. Bu çiçeğin çay olarak alımı, sağlık için harika faydaları ve bağışıklık sistemini iyileşmesiyle bilinir. Hipertansiyonu ve tansiyonu düşürür, ayrıca kadınlarda adet döngüsünü düzenler. Bununla birlikte, kan basıncı düşük (hipotansiyon) olduğunda veya hamilelikte hibiscus’tan kaçınılmalıdır. Hem hibiscus çiçekleri hem de yaprakları saç için avantajlıdır. Saç köklerinin kökünü güçlendirmeye ve saç büyümesini teşvik etmeye yardımcı olabilirler. Kirlilik, sert kimyasallar ve stres saça zarar verebilirken, saç bakımı rutinine önemli bir bileşen olarak hibiscus eklemek saçın sağlıklı büyümesine katkıda bulunabilir. Evde taze hibiscus çiçekleri ve yaprakları kullanarak bir macun veya özüt yapmak için kolayca saç ilaçları oluşturabilir ve bunları diğer faydalı doğal malzemelerle karıştırabilir. Not: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Kemikleri güçlendiriyor ve saçları besliyor! Kekiğin faydaları nelerdir?

13 Nisan 2024 at 09:01
Potasyum, demir, magnezyum, kalsiyum, manganez ve selenyum bakımından oldukça zengindir. Ayrıca kekik; B vitamini kompleksi, beta karoten, A, C ve E vitaminleri, Omega 3 yağ asitleri, folik asit içermektedir. Genellikle yemeklere eklenen ve çay olarak tüketilebilen kekik, sağlıklı bir metabolizma için ihtiyaç duyduğumuz bitkisel besin kaynaklarından birisidir. Kekiğin faydalarıTansiyonu ve kolesterolü dengede tutar.Cilt sağlığını korur.Saçları besler, canlandırır ve kepeği önler.Kalp sağlığını destekler.Solunum yolları hastalıklarını giderir.Ağız, akciğer, boğaz, gırtlak, kolon gibi bazı kanser türlerinin önlenmesinde etkilidir.Kemikleri güçlendirir.Kan akışını hızlandırır, kan hücrelerini korur.Cilt yaşlanması sürecini yavaşlatır.Stresi azaltır.Göz sağlığına korur.Zihinsel fonksiyonların sağlığını desteklediği için Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.Sindirim sisteminin düzenli olarak çalışmasına yardımcı olur. Kabızlık, ishal gibi sorunları önler.Mantar oluşumunu önler.Uyku düzenini sağlar.Öksürüğü yatıştırır.Kekiğin bir miktar sıcak suda demlenmesiyle elde edilen kekik çayı, adet dönemi sancılarını ağrılarını azaltır.Kekik, tansiyonu dengede tutar!Tüm vücut sağlığı açısından çok büyük önem arz eden tansiyon değerinin dengede ve sağlıklı bir seviyede kalabilmesi için düzenli olarak kekik tüketilmesi önerilir. Kekik, kolon kanserini önlerSindirim sistemi sorunları, son yılların en ciddi rahatsızlıklarından olan obezite de dahil pek çok hastalığa yol açıyor. Özellikle mide ve bağırsakların görevlerini yerine getirememesi durumu kolon kanserine davetiye çıkarıyor. İşte bu bakımdan sindirim sisteminin çalışma fonksiyonlarını düzenleyen kekiğin tüketiminin kolon kanserinin oluşumunu önlemekte etkili olduğu düşünülüyor. Bu bakımdan düzenli olarak kekik tüketen kişilerde kolon kanserine yakalanma riski azalıyor. Kekik, mantar oluşumunu önlerİçerdiği uçucu yağlar sayesinde kekiğin özellikle ağız ve kadın üreme organında oluşan mantarları önlemekte etkilidir. Ağızda meydana gelen ve “pamukçuk” adı verilen mantarların tedavisinde de kekik kullanılır. Kekik; cildi korur, güzelleştirirCilt sorunlarının pek çoğunun tedavi yolu, ilacı bitkisel kaynaklardan geçiyor. Cilt sorunlarına çare olan bitkisel kaynaklardan birisi de kekiktir. Kekiği yemeklerle birlikte tüketmek, suyunu içmek çoğu cilt sorunu için çözüm olabiliyor. Kekiğin içerdiği uçucu yağlar, egzama tarzı cilt hastalıklarını, bakterilerden kaynaklı cilt sorunlarını ve sivrisinek gibi böcek sokmalarını tedavi edebiliyor. Kekik, soğuk algınlığı kaynaklı hastalıklarla savaşırKekik; bronşları rahatlatarak bronşite çare olabilir, soğuk algınlığından kaynaklı nezle, grip, öksürük, ateş, balgam gibi rahatsızlıkları tedavi edebilir. Bu bağlamda özellikle kış aylarında kendini gösteren solunum yolları hastalıklarını önlemek ve var olanı gidermek için kekik tüketimi önerilir. Bunun için 1 bardak sıcak suyun içine bir tutam kekik atıp 5-10 dakika demlenmesi beklenir ve sonrasında ılık olarak tüketilir. Bu sayede solunum yolları hastalıklarının olumsuz etkilerinin azalması sağlanır. Kekik, saç sağlığını korurCildi besleyici, koruyucu ve cilt sorunlarını tedavi edici özelliğiyle bilinen kekik, elbette ki saç sağlığına da katkı sunuyor. Kekiği yemeklerde tüketmek, kekik çayı içmek ya da kekik suyu ile saç derisine masaj yapmak saç derisinin beslenmesine, saç dökülmesinin önlenmesine ve daha canlı saçlara sahip olmaya yarayacaktır. Kekik, kalbi korurÇok güçlü bir antioksidan olan kekik, vücuda giren, vücutta oluşan tüm zararlı bakteriler, serbest radikallerle savaşıcı özelliğe sahiptir. Bu bakımdan kardiyovasküler hastalıkların ve kalp kaynaklı sorunların önlenmesi için düzenli olarak kekik tüketimine ihtiyaç duyulur. Kekik, kemikleri güçlendirirKekik, tam bir demir deposudur. Kişi demir ihtiyacının önemli bir miktarını kekikten karşılayabilir. Şöyle ki; yaklaşık 3 gram kekik, bir yetişkinin günlük demir ihtiyacının % 20’sinden fazlasını karşılamaktadır. Yemeklerde, gün içinde çay olarak ya da yağını tüketmek yoluyla düzenli olarak kekik tüketmek aslında düzenli olarak demir alımı anlamına gelmektedir. Bu sayede demir eksikliği ve bundan kaynaklı yorgunluk, halsizlik, bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sorunlar önlenir ve pek çok hastalığa yakalanma riski de azalır. Ayrıca K vitamini açısından da zengin olan kekik, kemiklerin güçlenmesi, sağlıklı olması bakımından da önemlidir. Kekik, kan hücrelerini korurPotasyum, manganez, demir bakımından zengin olan kekik, çok etkili bir antioksidan kaynağıdır. Bu bakımdan kalbi ve tüm vücudu koruyan kekik, özellikle de kan akışını hızlandırıcı, kan hücrelerini koruyucu, kırmızı kan hücrelerini destekleyici özellikleri bakımından değerlidir. Kekik, stresi önlerKekik, B kompleks vitaminleri ve özellikle de beyin fonksiyonlarımızın doğru çalışabilmesinde etkili olan B6 vitamini bakımından zengindir. Canlı ve güçlü bir zihne sahip olduğumuzda da stresli durumlarla, depresif koşullarla mücadele etmemiz de kolaylaşır. Sinir sistemimizi yatıştıran, destekleyen kekik sayesinde moral, motivasyonumuz daha yüksek olur. Kekik, göz sağlığını korurA vitamini bakımından zengin olan diğer besinler gibi kekik de, düzenli olarak tüketildiğinde göz sağlığımızı korumaya yardımcı olur. Kekik, Alzheimer hastalığına yakalanmayı önlerSinir sisteminin tam fonksiyonla çalışmasına, beyin hücrelerinin korunmasına yardımcı olan kekik, özellikle yaşlılığa ve beyin hücresi kaybına bağlı olarak ortaya çıkan Alzheimer’i önlemekte etkilidir. Zira kekik, beyinde ve beyin hücrelerinde hasarları, kayıpları önleyici role sahiptir. Kekik, rahat bir uyku çekmenizi sağlarSinir sisteminin fonksiyonlarını destekleyen, stresi azaltan özelliklerinden dolayı kekiğin uykuya dalmayı kolaylaştırdığı ve derin bir uyku çekmeye yardımcı olduğu biliniyor. Bu bakımdan yatmadan yarım saat öncesinde ılık bir kekik çayı içerek hem kekiğin sayısız faydasından yararlanmak hem de daha rahat bir uyku çekmek mümkün. Kekik, sindirim sisteminin fonksiyonlarını düzenlerSindirim sisteminin tam fonksiyonla çalışmasına yardım eden kekik; kabızlık, ishal, gaz, şişkinlik gibi sorunları da önler. Bu özelliği sayesinde kolon kanserine yakalanma riskini de azalttığı bilinir. Kekik, enerji deposudurİçerdiği vitamin, mineral ve sağlıklı bileşenler sayesinde kekik; yorgunluğu azaltır, eklem ve kas ağrılarını giderir, ruhsal ve fiziksel bir rahatlama sağlar. Bu sayede uykusunda ve dinlenme saatlerinde yeterince rahatlayabilen, dinlenebilen kişiler gün içinde enerjik ve zinde olurlar. Kekik tüketecek olanlara önerilerKekik, vücudumuzdaki pek çok fonksiyonun yerine getirilmesi için çok önemli faydalar sağlar. Ancak diğer bitkisel besinlerin tüketiminde olduğu gibi kekik tüketiminde de aşırıya kaçmamak gerekiyor.Herhangi bir hastalık dolaysıyla tedavi gören kişilerin kekik çayı ya da suyu tüketmende öncesinde mutlaka doktorlarına danışmalarını öneriyorum.Kan basıncı sorunu yaşayanların kekik tüketmeleri zararlı olabilir.15 yaşın altındaki çocukların kekik çayı ya da suyu tüketmeleri uygun değildir.Kalp hastalıkları olan ve ilaç tedavisi görenlerin kekik tüketmeleri önerilmez.

Kanserle savaşıyor ve kan basıncını dengeliyor! İşte Trabzon hurmasının faydaları

13 Nisan 2024 at 08:56
Çiğ olarak tüketilen Trabzon hurması aynı zamanda dondurmalarda ve tatlılarda da kullanılır. Özellikle kış aylarında tüketiminin artması konusunda tavsiyelerde bulunan uzmanlar, bu meyvenin üst solunum yolları gibi hastalıklara neden olan enfeksiyon virüslerini engellediğini vurguluyor. Abanoz ailesine ait bir ağaç türünde yetişir. Ülkemize 1920 yıllarında Fransızlar tarafından getirildi. Hatay'da yetiştirilmeye başlanan meyve daha sonra ülkenin diğer bölgelerinde de yetiştirilmeye başlandı. Görünüşü domates ve portakala benziyor. Anavatanı Çin ve Japonya olan Trabzon hurması A vitamini bakımından zengin olduğundan alternatif tıpta sıklıkla kullanılan doğal ilaç oldu. Bunun yanı sıra c vitamini, tiamin, B vitamini, ribollavin ve protein barındırır. Ayrıca içeriğinde doğal fruktoz ve sakkaroz bulunur. Sindirim sistemi hastalıklarını önleyen Cennet hurması, kilo vermek isteyenler içinde ideal meyvedir. Yapılan araştırmalarda kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürdüğü tespit edilmiştir. Trabzon cennet hurmasının faydaları nelerdir?Yüksek antioksidan katein ve gallokatein maddeleri içerdiğinden vücutta dolaşan serbest radikalli hücrelerin kanserli tümörlere dönüşmesini önler.Bunun yanı sıra sağlıklı hücre sayısını artırarak vücudun direncini artırır.Meyveler arasında askorbik asit bakımından zengin olan Trabzon hurması vücudun ihtiyacı olan C vitaminin yüzde 75'ini karşılar. Bu madde sayesinde bağışıklığı artırır. Viral enfeksiyonlar ve toksinlere karşı vücuda savunma kalkanı oluşturur. Aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin çoğalmasını destekler.Günlük lif ihtiyacının yüzde 30'unu karşılar. Metabolizmanın iyi çalışmasını sağlarken sindirimi kolaylaştırır. Bir Trabzon hurması 100 kaloridir. Bu yüzden diyet listelerine de eklenmesi gereken meyveler arasındadır. Kronik rahatsızlığı olmayanlar günde bir bardak Trabzon hurması tüketerek sindirim problemlerini düzenleyebilir.Özellikle gastrit, ülser gibi rahatsızlıklar için uzmanlar kabuğunun soyularak tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bağırsak florasındaki bakterileri dengeleyerek kabızlık şikayetine karşı da doğal çözüm sağlar.Bazı faktörlerden dolayı ilerleyen yaşlarda ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Trabzon hurması beta-karoten, lutein, likopen ve A vitamini bakımından zengin olduğundan bu rahatsızlıkların erken yaşanmasını önler. Aynı zamanda kriptoksin maddesi yorgunluk, stres, depresyon ve göz rahatsızlığı gibi durumları azaltmada etkilidir.Damarların genişlemesini sağlayarak kan basıncını dengeler. Böylece yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıklarının yaşanmasını azaltır.Cennet hurması nasıl tüketilir?Uzmanlar meyvenin tamamen olgunlaşması gerektiğini hatırlatıyor. Tam olgunlaşmış cennet hurması tüm vitamin ve minerallerini barındırır. Aksi halde olgunlaşmamış cennet hurması serttir kesimi bile zordur. Ağızda farklı bir tat bırakan cennet hurması çiğnenmesi bile neredeyse imkansızdır. Yumuşak hali daha çok tercih edilen cennet hurmasından pekmez, reçel ya da pastalar için kullanılabilir. Ayrıca direkte tüketilebilir. Kullanıldığı alanda şeker gerektirmez. Her sabah tüketilen bir kaçık hurma pekmezi vücudu dinç tutar. NOT:Aşırı tüketildiğinde karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Ayrıca kronik hastalığı olan kişilerin uzmanlara danışarak bu meyveyi tüketmesi gerekir.

Bal kabağının muhteşem faydaları

13 Nisan 2024 at 08:50
Kış geldiğine göre mutfakta balkabağı yerini almaya başladı. Hemen hemen her alanda değerlendirilen balkabağı aynı zamanda yediden yetmişe herkese fayda da sağlar. İçeriğinde yüksek miktarda; A, vitamin B, vitamin E, demir, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, fosfor ve posadan gibi vitamin ve mineraller bulunur. Bol lifli olan bu meyve Türk mutfaklarına Osmanlı İmparatorluğu zamanında girdi. Daha öncede Anadolu'da tüketilen ancak bu kadar yaygın olmayan balkabağı, ülkemizde yeşil ve turuncu renklerde bulunur. Ancak ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde balkabağı özel bayramlarda evi süsleyen ve bereket meyvesi olarak kullanılır. İçindeki çekirdeğinin de özellikle kalp sağlığına fayda verdiği balkabağı tüketimi konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor. Balkabağını işlenmiş şekerle tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bunun yerine pekmez, tahin ya da tarçınla tüketilmesini tavsiye eder. Tatlısı sıklıkla yapılsa da çorbasının kış aylarında bağışıklığın direncini artırır. Beta- Karoten bakımından zengin olan balkabağı güz sağlığından kalbe kadar hemen hemen kış boyu birçok hastalığa karşın direnç sağlar. Bal kabağının faydaları nelerdir?En etkileyici faydası alerjik reaksiyonların vücutta hareketlenmesini önleyerek vücudun direncini artırır. Bağışıklık sistemindeki serbest radikalleri temizleyerek, kış aylarında sıklıkla yaşanan grip ve nezle gibi üst solunum yolları hastalıklarını önler. Özellikle çalışanlar da daha sık rastlanan halsizlik ve stres gibi rahatsızlıkların etkilerini azaltır.Yapılan araştırmalarda yarım su bardağı balkabağı suyu vücudun günlük ihtiyacı olan A vitamininin 2 katından fazlasını karşılıyor. Kolajen maddesinin üretimini artırarak cildin daha parlak ve genç görünümünü destekler. Kadınların kış aylarında sıklıkla karşılaştığı kuruluk problemi için fayda sağlar. Aynı zamanda kozmetik firmalarında ham madde olarak kullanılır.Posadan zengin bir kaynak olduğundan sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak tembelliğini engelleyerek kabızlık gibi rahatsızlığı engeller. Kilo vermek için ideal bir besin olan balkabağı, ara öğünlerinde püre haline getirip tarçınla tüketildiğinde metabolizmanın işlevselliği artar. 150 gramında 30 kalori bulunan bal kabağı diyet listelerinde de ilk sıralarda yerini alır. Uzun süre tokluk hissi vermesinin yanı sıra günlük enerji sağlayarak yorgunluk ve stres gibi durumların yaşanmasını engeller. - Güçlü antioksidan besinlerden biri olan balkabağı vücutta bulunan bakteri, virüs ve mikroplardan arındırır. Balkabağı suyu çıkartılıp içerisinde tarçın eklenerek vücuttaki mikroplar temizlenebilir. Ayrıca karaciğer ve akciğerin yüzeyindeki iltihaplanmaları önler.A vitamini bakımından zengin olduğundan göz sağlığını destekleyerek ileri yaşlarda görülme ihtimali olan göz problemlerine yakalanma riskini azaltır.Katarak ve sarı nokta hastalıklar en yaygın göz problemleridir. Göz içindeki vitamini de artırarak bunların yaşanma riskini düşürür.Kemik ve kas dokularını iyileştirerek hasar sırasında iyileşme hızını artırır.Kalsiyum bakımından yüksek bir miktara sahip olduğundan ideal bir besindir.Vücut sağlığı için gerekli olan potasyum kan basıncını düzenler. Aksi halde potasyum azaldığında artan kan basıncı, tansiyona neden olur. Bu sırayla damar tıkanıklığı, kalp krizi gibi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Bu yüzden uzmanlar vücudun günlük potasyum alması gerektiğini belirtiyor. İki dilim kabak bu eksikliği gidermede yeterlidir.Tüketirken dikkat edilmesi gerekenlerVitamin ve mineralinin kaybolmaması için kabuğunu soyup tüketiniz.Uzun süre pişirmeyiniz.Tatlısı yapıldığında rafine şeker kullanmayınız.Bal ve pekmez ile tüketiniz.

Tüberküloza dikkat: Her yıl 1 milyonu aşkın kişinin ölümüne neden oluyor

10 Nisan 2024 at 15:02
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği'nin (HASUDER) Bulaşıcı Hastalıklar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan tüberküloz raporu, bu küresel tehdidin güncel durumunu ve acil çözüm ihtiyacını gözler önüne seriyor. Her Yıl 1.5 Milyon Can Alan Bir Hastalık: Raporda çarpıcı bir şekilde ifade edildiği gibi, her yıl 10 milyon insan tüberküloza yakalanıyor ve 1.5 milyon kişi bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına rağmen tüberküloz, küresel sağlık için büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Enfeksiyon Riski Her Yerde: Dünyadaki her dört kişiden biri tüberküloz bakterisiyle enfektedir. Hastalık, tüberküloz hastası bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşmasıyla kolayca bulaşabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar ise hastalığa yakalanma riskine daha çok maruz kalıyor. Yoksulluk ve Sosyoekonomik Eşitsizlikler: Tüberküloz, düşük ve orta gelirli ülkelerde daha yaygın görülüyor. Yüksek gelirli ülkelerde yüzbinde 10 olan tahmini görülme sıklığı, düşük gelirli ülkelerde 20 kat daha fazla. Yoksulluk ve sosyoekonomik eşitsizlikler, tüberkülozun yayılmasında önemli rol oynuyor. Çözüm: İlaç Tedavisi ve Farkındalık: Tüberküloz, ilaç tedavisiyle iyileşebilen bir hastalık. HASUDER raporu da bu konunun altını çiziyor. Erken teşhis ve doğru tedavi ile tüberkülozun önlenmesi ve kontrol altına alınması mümkün.

Kolesterolü düşürmek artık çok kolay: Bu bitki ile hastalıklar yanınızdan bile geçemeyecek!

9 Nisan 2024 at 19:33
Çıntar mantarı, hem lezzeti hem de faydaları ile sofralarımıza renk katıyor. Ekilmeye ihtiyaç duymadan, yağışlı bölgelerde kendiliğinden yetişen bu mantar türü, besin değeri açısından oldukça zengin. Özellikle Ege Bölgesi'nde yaygın olarak bulunan çıntar mantarı, sağlığınız için birçok faydaya sahip. İşte bu faydalardan bazıları. ÇINTAR MANTARININ FAYDALARIÇıntar mantarı, demir yönünden zengin içeriğiyle kansızlık ve demir eksikliği sorunlarına karşı doğal bir çözüm sunar. Düzenli tüketimiyle bu sağlık sorunlarının üstesinden gelmek mümkündür. Ayrıca, folik asit bakımından zengin olması sebebiyle kalp hastalıklarına karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Bağışıklık sistemini güçlendiren çıntar mantarı, yağsız yapısı ve yüksek protein değeriyle diyet yapanlar ve kolesterol problemi olanlar için ideal bir besindir. Damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri bulunan bu mantar, özellikle çocuklar ve gençler için öğrenme yeteneklerini artırıcı bir gıda olarak önerilir. ÇINTAR MANTARININ KULLANIMILezzetli ve sağlıklı yemeklerin vazgeçilmez bir parçası olan çıntar mantarı, çeşitli yemek tariflerinde kullanılarak sofralara zenginlik katar. Güveçten soteye, mangalda pişirilmesinden fırında et yemeği alternatifine kadar birçok farklı şekilde hazırlanabilir. Her biri ayrı bir lezzet şöleni sunan bu yemekler, çıntar mantarının eşsiz tadını sofralara taşır. ÇINTAR MANTARININ DOĞAL ORTAMI VE AYIRT EDİLMESİÇıntar mantarı, ormanlık ve dağlık alanlarda, özellikle nemli çam ağaçlarının altında yetişir. Kızıla çalan turuncu renkleriyle dikkat çeken bu mantar türü, zehirli olmayan yapısıyla güvenle tüketilebilir. Toplanması sırasında, mantarın doğru türde olduğundan emin olmak için deneyimli biriyle beraber toplamak ve dikkatli bir şekilde ayırt etmek önemlidir. Yağışlı dönemlerde daha sık rastlanan çıntar mantarı, benzer görünümlü zehirli mantar türleriyle karıştırılmamalıdır. Çıntar mantarının faydalarını keşfetmek ve bu lezzeti sofralara taşımak için, doğru bilgi ve dikkatli bir toplama süreci gereklidir.

Yasemin çayının şaşırtıcı faydaları ve doğru tüketim için püf noktaları!

9 Nisan 2024 at 19:29
Yasemin çayı, yüzyıllar boyunca Asya’da değerli bir sağlık iksiri olarak kabul edilmiştir. Bu çay, yasemin çiçeklerinin özenle toplanıp kurutulması ve ardından demlenmesiyle hazırlanır. Geleneksel Çin tıbbında önemli bir yere sahip olan yasemin çayı, günümüzde dünya genelinde pek çok kişi tarafından sevilerek tüketilmektedir. Bu çayın popülerliği, sadece hoş aromasından değil, aynı zamanda sağlık üzerindeki olumlu etkilerinden de kaynaklanmaktadır. STRES VE ANKSİYETEYE KARŞI DOĞAL ÇÖZÜMModern yaşamın getirdiği stres ve anksiyete, pek çok kişinin ortak sorunu haline gelmiştir. Yasemin çayı, bu sorunlarla başa çıkmak için doğal bir alternatif sunar. İçeriğindeki doğal bileşenler sayesinde, sinir sistemini yatıştırır ve rahatlamayı teşvik eder. Ayrıca, yasemin çayının hoş kokusu, zihni sakinleştirmeye ve günün yorgunluğunu atmanıza yardımcı olabilir. UYKU KALİTESİNİ ARTIRAN DOĞAL İKSİRİyi bir gece uykusu, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Yasemin çayı, uyku kalitesini iyileştirmek için kullanılan doğal bir yöntemdir. Rahatlatıcı etkisiyle bilinen bu çay, uykuya dalmanızı kolaylaştırır ve gece boyunca daha derin bir uyku çekmenize yardımcı olur. Özellikle uykusuzluk çekenler için yasemin çayı, günün sonunda rahat bir nefes almak için güzel bir alternatiftir. DİĞER FAYDALARIYasemin çayı, sindirim sistemini destekleyici özelliklere sahiptir. Mide kramplarını ve sindirimle ilgili diğer rahatsızlıkları hafifletebilir. Bunun yanında vücudun doğal savunma sistemini destekleyen antioksidanlar ve vitaminler açısından zengindir. Bu içerik, vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir ve genel sağlık durumunuzu iyileştirebilir. Araştırmalar, yasemin çayının potansiyel anti-kanser özelliklere sahip olabileceğini göstermektedir. İçerdiği antioksidanlar, kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebilir ve kansere karşı koruyucu bir etki sağlayabilir. Yasemin çayı, sağlık ve zindelik için doğal bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, herhangi bir sağlık sorunu veya ilaç kullanımı durumunda, yasemin çayı tüketmeden önce doktorunuza danışmanız en doğrusudur.

❌
❌